randevu@drelifcetindag.com
Gebelik ve Doğum

Doğru Emzirme Tekniği Nasıl Olmalıdır?

Emzirmede doğru tutuş pozisyonları, memenin kavranması, emzirme süresi ve sıklığı ile bebeğin doyduğunun nasıl anlaşıldığı üzerine bilgilendirme.

Emzirme, hem anne hem bebek açısından öğrenilen bir beceridir. İlk günlerde zorlanma yaşanması olağandır ve genellikle tekniğin oturmasıyla birlikte tablo düzelir. Doğru tutuş ve doğru kavrama, sürecin rahat ilerlemesinde belirleyici iki noktadır. Aşağıda emzirme pozisyonları, bebeğin memeyi nasıl kavraması gerektiği, sürenin ve sıklığın nasıl ayarlandığı ile hangi bulguların değerlendirme gerektirdiği genel hatlarıyla açıklanmıştır.

Emzirmede Doğru Tutuş Pozisyonları Nelerdir?

Emzirme pozisyonlarının ortak amacı, bebeğin başının ve gövdesinin aynı hizada olması ve memeye rahatça ulaşabilmesidir. Bebeğin karnının annenin karnına dönük olması, boynun bükülmeden durmasını sağlar. Baş hafifçe geriye doğru eğik konumlanır; böylece çene memeye önce değer.

Beşik tutuşu en yaygın kullanılan biçimdir. Bebeğin başı, emzirilen memenin tarafındaki kolun dirsek iç kısmına yerleştirilir. Ters beşik tutuşunda ise bebeğin başı karşı elle desteklenir; bu tutuş, kavramanın yönlendirilmesi gereken ilk günlerde kolaylık sağlayabilir.

Koltuk altı tutuşunda bebek annenin yan tarafında, ayakları arkaya doğru uzanacak biçimde konumlandırılır. Bu tutuş, sezaryen sonrası karın bölgesine baskı yapılmaması istendiğinde ve ikiz emzirmede tercih edilebilir. Yan yatarak emzirme ise gece emzirmelerinde dinlenmeyi kolaylaştırır.

Hangi tutuş seçilirse seçilsin annenin sırtının desteklenmiş olması gerekir. Öne doğru eğilerek bebeğe uzanmak yerine bebeğin memeye getirilmesi, sırt ve omuz ağrısını önler. Kucağa ya da kolun altına yerleştirilen bir yastık bu duruşu kolaylaştırır.

Bebek Memeyi Nasıl Kavramalıdır?

Doğru kavrama, bebeğin yalnızca meme ucunu değil, meme ucuyla birlikte çevresindeki koyu renkli alanın önemli bir bölümünü ağzına almasıdır. Meme ucu ağzın derinine, damağa yakın bir konuma yerleşir. Yalnızca ucun alınması, hem ağrıya hem de sütün yetersiz boşalmasına yol açar.

Kavramayı başlatmak için meme ucu bebeğin üst dudağına ya da burnuna değdirilir. Bebek bu uyaranla ağzını iyice açar. Ağız geniş biçimde açıldığı anda bebek hızlıca memeye yaklaştırılır. Beklemek yerine bu anı yakalamak, derin kavrama için önemlidir.

Kavrama gerçekleştiğinde bebeğin alt dudağı dışa doğru kıvrık durur, çenesi memeye değer, burun ise serbest kalır. Alt taraftan ağza giren koyu alanın üst taraftan daha fazla olması beklenen görünümdür.

Kavrama yüzeysel kaldıysa zorlamadan bırakılıp yeniden denenmelidir. Bebeği çekerek ayırmak yerine ağzın köşesinden temiz bir parmak sokularak emme boşluğu kırılır. Bu yöntem meme ucunun zedelenmesini önler.

Doğru Kavrama Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Doğru kavramanın ilk göstergesi ağrının bulunmamasıdır. İlk saniyelerde kısa bir çekilme hissi olabilir; ancak emzirme boyunca süren, batıcı ya da yakıcı bir ağrı beklenen bir bulgu değildir ve genellikle kavramanın yüzeysel olduğunu düşündürür.

Emme ritmi de yol göstericidir. Başlangıçta hızlı ve kısa emmeler görülür; süt akmaya başladığında ritim yavaşlar ve derinleşir. Bu dönemde yutkunma sesleri duyulur. Yutkunmanın düzenli biçimde işitilmesi, sütün aktığını gösterir.

Bebeğin yanaklarının içe çökmemesi, çenesinin ritmik biçimde hareket etmesi ve şapırtı sesi çıkmaması beklenen bulgular arasındadır. Şapırtı sesi genellikle ağızda yeterli boşluk oluşmadığını ve havanın içeri kaçtığını düşündürür.

Emzirme sonrasında meme ucunun biçimi de bilgi verir. Ucun yassılaşmış, çizgili ya da köşeli görünmesi kavramanın düzeltilmesi gerektiğine işaret edebilir. Ucun eski biçimini koruması ise olumlu bir bulgudur.

Emzirme Ne Kadar Sürmeli, Hangi Sıklıkta Olmalı?

Emzirme süresi için herkes için geçerli tek bir sayı yoktur. Yenidoğan döneminde bir emzirme genellikle on beş ile kırk dakika arasında sürer. Süreyi belirleyen, bebeğin memeyi kendiliğinden bırakıp bırakmadığıdır.

Bir memenin yeterince boşaltılması önem taşır. Emzirmenin başındaki süt daha su oranı yüksek, sonundaki süt ise yağ oranı daha yüksektir. Bebek ilk memeyi bitirmeden diğerine geçirilirse doyurucu bölüme ulaşamayabilir. Bu nedenle önce bir meme sonuna kadar verilir, bebek hâlâ istiyorsa diğerine geçilir.

Sıklık açısından yenidoğan döneminde yirmi dört saat içinde sekiz ile on iki kez emzirme beklenen aralıktır. Bu emzirmelerin eşit aralıklarla dağılması gerekmez; bebekler bazı saatlerde arka arkaya, bazı saatlerde daha seyrek emebilir.

Bebeğin istediğinde emzirilmesi, süt üretiminin talebe göre ayarlanmasını sağlar. Saat tutarak katı bir program uygulamak genellikle önerilmez. Ancak ilk haftalarda bebek dört saatten uzun uyuyorsa emzirme için uyandırılması uygun olur.

Bebeğin Doyduğu Nasıl Anlaşılır?

Doyduğunun en belirgin göstergesi bebeğin memeyi kendiliğinden bırakmasıdır. Bu sırada beden gevşemiş, eller açılmış ve yüz ifadesi rahatlamış görünür. Emzirmenin başındaki gergin ve yumruk yapılmış el duruşunun kaybolması beklenen bir değişimdir.

Emzirme sonrasında bebeğin bir süre sakin kalması ve uyuması da olumlu bir bulgudur. Her emzirmenin uykuyla bitmesi gerekmez; uyanık ama huzursuz olmayan bir bebek de doymuş olabilir.

En güvenilir ölçüt bez sayısı ve kilo alımıdır. Sütün geldiği ilk günlerden sonra günde altı ya da daha fazla ıslak bez görülmesi beklenir. Dışkı ilk günlerde koyu renkliyken zamanla sarımsı ve yumuşak bir görünüme dönüşür.

Anne memesindeki değişim de bilgi verir. Emzirme öncesinde dolgun hissedilen memenin sonrasında yumuşaması, boşalmanın gerçekleştiğini gösterir. Bu bulguların bir arada değerlendirilmesi tek bir belirtiye bakmaktan daha güvenilirdir.

Emzirirken Ağrı Olması Normal midir?

İlk günlerde emzirmenin başlangıcında birkaç saniyelik bir hassasiyet hissedilebilir. Bu his kısa sürer ve emzirme ilerledikçe geçer. Bunun dışında süren ağrı olağan kabul edilmez ve nedeninin araştırılması gerekir.

Ağrının en sık nedeni yüzeysel kavramadır. Meme ucunda çatlak, kızarıklık ya da kanama gelişmesi genellikle bu nedene bağlıdır. Kavramanın düzeltilmesiyle birlikte iyileşme başlar. Emzirme sonrası meme ucuna birkaç damla anne sütü sürülüp açık havada kurumaya bırakılması sık kullanılan bir uygulamadır.

Memede sertleşme ve gerginlik olması, sütün birikmesiyle ilişkili olabilir. Bu durumda emzirme sıklığının artırılması ve emzirme öncesi ılık uygulama rahatlama sağlayabilir. Bölgesel kızarıklık, ateş ve halsizlik eklenmesi ise iltihabi bir tablonun geliştiğini düşündürür ve değerlendirme gerektirir.

Meme ucunda beyazlaşma ve ardından zonklayıcı ağrı görülmesi, damarsal bir tepkiyle ilişkilendirilebilir. Bebeğin dil hareketini kısıtlayan bir yapı bulunması da kavramayı bozarak ağrıya yol açabilir. Bu durumlar muayeneyle ayırt edilir.

Emzirme Sonrası Gaz Çıkarma Neden Önemlidir?

Emzirme sırasında bebek sütle birlikte bir miktar hava yutabilir. Yutulan hava midede birikerek bebeğe dolgunluk hissi verir. Bu his, bebeğin yeterince beslenmeden emmeyi bırakmasına ya da emzirmeden sonra huzursuz olmasına yol açabilir.

Gaz çıkarmak için bebek dik konuma getirilir. Omuza yaslanmış biçimde tutmak, oturur konumda çeneden desteklemek ya da kucakta yüzüstü uzatmak kullanılan yöntemlerdir. Sırta aşağıdan yukarı doğru hafifçe vurulur ya da avuç içiyle ovulur.

Her emzirmeden sonra mutlaka gaz çıkması gerekmez. Birkaç dakika denendiği halde gaz gelmiyorsa bebek yatırılabilir. Ancak yatırdıktan sonra huzursuzluk başlarsa dik pozisyon yeniden denenir.

Doğru kavrama, yutulan hava miktarını azaltır. Bu nedenle sık gaz sorunu yaşanan durumlarda önce kavramanın gözden geçirilmesi yararlı olur. Bebeğin çok aç kalmadan emzirilmesi de aceleci emmeyi ve hava yutmayı azaltabilir.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Doğru bir tutuşta bebeğin yeterince aldığı, tartıdan çok gündelik gözlemlerle anlaşılır. Yutkunma sesinin ritmik biçimde duyulması, beslenme sonrası kollarını gevşetip bırakması ve memenin yumuşadığının hissedilmesi olumlu işaretlerdir. Bunların yerine sürekli huzursuzluk, meme başında kısa aralıklarla girip çıkma ve günde beşin altına düşen ıslak bez sayısı görülüyorsa destek alınması gerekir. İkinci haftada doğum ağırlığına dönülmemiş olması da aynı kapsamdadır.

Bebeğin uyandırılamayacak kadar uykulu olması, emmeyi reddetmesi, ağız içinin kuru görünmesi ya da ciltte sarılığın artması gecikmeden değerlendirme gerektiren bulgulardır. Yenidoğan döneminde bu belirtiler tek başına yeterli bir başvuru gerekçesidir.

Yanlış bir kavrama biçimi, uzun sürerse memede belirli işaretler bırakır. Bunların başında bir bölgede beliren, dokunmakla acıyan ve üzerindeki deri kızarmış sert bir alan gelir; buna kırgınlık ve titreme eklenirse iltihaplanma düşünülür. Uçta oluşan ve iki günde kapanmayan yarıklar, beslenme sırasında kan görülmesi ve her emzirmede yinelenen keskin bir zorlanma da destek alınmasını gerektirir. Bu bulgular çoğunlukla tutuş düzeltilerek geriler.

Emzirme tekniğinde zorlanma yaşandığında beklemeden destek almak süreci kolaylaştırır. Emzirme danışmanlığı hizmeti, tutuş ve kavramanın yerinde gözlemlenerek düzeltilmesini sağlar. Ayrıca annenin sürekli ilaç kullanması gereken bir durumu varsa, emzirme döneminde bu ilaçların uygunluğu hekimle görüşülmelidir; kendi kararıyla ilaç kullanmak ya da bırakmak sakıncalı olabilir.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir