Doğum eyleminin başladığı düşünülerek hastaneye gidildiğinde süreç doğumhanede devam eder. Bu bölümde neler yaşanacağını önceden bilmek, anne adayının kaygısını azaltan etkenlerden biridir. Doğumhanede izlenen adımlar merkezden merkeze küçük farklılıklar gösterse de genel akış benzer bir düzen içinde ilerler. Aşağıda kabul aşamasından taburculuğa kadar geçen süreç genel hatlarıyla anlatılmıştır.
Doğumhaneye Kabulde Hangi İşlemler Yapılır?
Doğumhaneye varıldığında ilk adım gebenin genel durumunun değerlendirilmesidir. Tansiyon, nabız, ateş ve solunum gibi temel bulgular ölçülür. Gebelik takip dosyası, daha önce yapılmış tahliller ve varsa bilinen hastalıklar gözden geçirilir. Kaç haftalık olunduğu, sancıların ne zaman başladığı ve suyun gelip gelmediği ayrıntılı biçimde sorulur.
Ardından karın muayenesi yapılır. Bebeğin duruşu, başının aşağıda olup olmadığı ve rahim kasılmalarının sıklığı elle değerlendirilir. Bunun yanında rahim ağzı muayenesi ile açıklık ve incelme derecesi ölçülür. Bu bulgular doğum eyleminin gerçekten başlayıp başlamadığını anlamak açısından belirleyicidir.
Kayıt işlemleri tamamlandıktan sonra bebeğin kalp atışları kısa bir izlemle kontrol edilir. Bulgular doğum eyleminin başladığını gösteriyorsa gebe doğumhaneye alınır. Henüz erken bir aşamadaysa bir süre gözlem altında tutulup yeniden değerlendirilmesi ya da eve gönderilerek belirli aralıklarla kontrole çağrılması gündeme gelebilir.
Kabul sırasında kan tahlili istenmesi de olağan bir adımdır. Kan sayımı ve kan grubu bilgisi, olası bir kanama durumunda gecikme yaşanmaması için önceden hazır bulundurulur. Yakın zamanda yapılmış tetkikler varsa bunlar tekrar edilmeyebilir; bu nedenle gebelik takip dosyasının yanında bulundurulması süreci kolaylaştırır.
Rahim Ağzı Muayenesi Ne Sıklıkla Tekrarlanır?
Rahim ağzı (serviks) muayenesi, doğumun ilerleyip ilerlemediğini gösteren temel ölçütlerden biridir. Muayene sırasında açıklığın kaç santimetre olduğu, rahim ağzının ne kadar inceldiği ve bebeğin başının hangi düzeyde bulunduğu değerlendirilir.
Muayene sıklığı, doğumun hangi evrede olduğuna göre değişir. Sancıların henüz seyrek olduğu erken dönemde muayeneler daha uzun aralıklarla yapılır. Kasılmalar düzene girip açıklık ilerlemeye başladığında ise aralık kısalır ve genellikle birkaç saatte bir tekrarlanır.
Gereğinden sık yapılan muayenenin bir yararı bulunmaz; hatta suyu gelmiş gebelerde enfeksiyon riski açısından muayene sayısının sınırlı tutulması tercih edilir. Bu nedenle muayene zamanlaması, izleyen ekibin gözlemine ve gebenin genel durumuna göre belirlenir. Muayene sırasında kısa süreli bir rahatsızlık hissedilmesi olağandır.
Bebeğin Kalp Atışı Nasıl İzlenir?
Doğum sürecinde bebeğin durumu hakkında en çok bilgi veren gösterge kalp atış hızıdır. İzlem, karın üzerine yerleştirilen ve ses dalgalarıyla çalışan başlıklar aracılığıyla yapılır. Bu cihaz aynı anda rahim kasılmalarını da kaydeder; böylece kasılmalarla kalp atışı arasındaki ilişki gözlenebilir.
İzlem kimi zaman aralıklı, kimi zaman sürekli biçimde uygulanır. Sorunsuz ilerleyen bir doğumda belirli aralıklarla yapılan kısa ölçümler yeterli olabilir. Riskli bir durum, suni sancı uygulaması ya da epidural anestezi söz konusu olduğunda sürekli izlem tercih edilir.
Kayıtlarda kalp atışının hızlanması, yavaşlaması ya da kasılmalarla birlikte değişim göstermesi ayrı ayrı değerlendirilir. Bazı değişiklikler olağan kabul edilirken bazıları ek inceleme gerektirebilir. Böyle bir durumda pozisyon değişikliği, sıvı verilmesi ya da suni sancının azaltılması gibi adımlar gündeme gelir.
Doğumhanede Damar Yolu Neden Açılır?
Doğumhaneye alınan gebelerin çoğunda kol damarından bir damar yolu açılır. Bunun başlıca nedeni, gerektiğinde ilaç ya da sıvı verilebilmesi için hazır bir yol bulundurmaktır. Doğum sırasında durum hızla değişebildiğinden, bu hazırlık önceden yapılır.
Damar yolundan sıvı verilmesi, uzun süren doğumlarda su kaybının önlenmesine yardımcı olur. Yeterli sıvı alımı, kasılmaların düzenli seyretmesi açısından da destekleyici bir etkendir. Ayrıca epidural anestezi planlanıyorsa işlem öncesinde damar yolunun açık olması gerekir.
Bebeğin doğumundan sonra kanamayı azaltmaya yönelik ilaçların uygulanmasında da aynı yol kullanılır. Damar yolu açılması, mutlaka bir sorun beklendiği anlamına gelmez; olağan bir hazırlık adımı olarak değerlendirilir.
Damar yolu açık olduğu sürece kolun rahat hareket ettirilebilmesi mümkündür. Yürümek, pozisyon değiştirmek ya da tuvalete gitmek genellikle engellenmez. Serum takılı olsa dahi taşınabilir askılıklar sayesinde hareket sürdürülebilir; hareketsiz kalmak zorunda olunduğu düşüncesi yaygın ancak çoğu zaman yerinde değildir.
Ikınma Aşamasında Ekip Nasıl Yönlendirir?
Rahim ağzı tam açıklığa ulaştığında doğumun ikinci evresi başlar. Bu aşamada gebeye, kasılmanın geldiği anda derin nefes alıp nefesini tutarak ıkınması söylenir. Kasılma bittiğinde ise gevşeyip nefes alması ve bir sonraki kasılmayı beklemesi istenir.
Yönlendirme yalnızca zamanlamayla ilgili değildir. Ikınmanın nereye yapılacağı da anlatılır; gücün yüze ya da boyuna değil, karın alt bölgesine verilmesi beklenir. Bu yönlendirme, gücün doğru yere aktarılmasını sağlar ve gereksiz yorulmayı azaltır.
Ikınma süresi kişiden kişiye değişir. İlk doğumlarda bu evre daha uzun sürebilirken, sonraki doğumlarda genellikle kısalır. Ekip bu süre boyunca bebeğin kalp atışlarını izlemeyi sürdürür ve gerektiğinde pozisyon değişikliği önerir. Bebeğin başı görünmeye başladığında ıkınmanın yavaşlatılması istenebilir; bu, doğum yolunun daha kontrollü açılmasına yardımcı olur.
Doğumdan Sonra Anne ve Bebek Ne Kadar Kalır?
Bebek doğduktan sonra anne ve bebek genellikle doğumhanede bir süre daha izlenir. Bu süre çoğunlukla iki saat kadardır. Bu dönemde annenin tansiyonu, nabzı ve kanama miktarı belirli aralıklarla kontrol edilir. Rahmin kasılıp kasılmadığı elle değerlendirilir.
Aynı sürede bebek de gözlem altındadır. Solunumu, cilt rengi ve vücut ısısı izlenir. Sorun görülmeyen bebeklerde ten tene temas ve ilk emzirme bu dönemde başlatılabilir. Erken başlanan emzirme hem sütün gelmesini destekler hem de rahmin kasılmasına katkı sağlar.
İzlem sorunsuz tamamlandığında anne ve bebek servis odasına alınır. Normal doğum sonrası hastanede kalış genellikle bir ya da iki gün, sezaryen sonrası ise daha uzun sürer. Kesin süre, annenin ve bebeğin durumuna göre belirlenir.
Serviste geçen süre içinde annenin kanaması, idrarını yapıp yapamadığı ve dikiş bölgesinin iyileşmesi izlenmeyi sürdürür. Bebekte ise beslenme düzeni, sarılık açısından cilt rengi ve tartı takibi yapılır. Taburculuk öncesinde topuk kanı ve işitme taraması gibi yenidoğan taramaları planlanır; bunlardan bazıları belirli bir saat geçtikten sonra alınabildiği için çıkış zamanını etkileyebilir.
Süreç Beklenenden Uzarsa Ne Yapılır?
Doğumun beklenenden yavaş ilerlemesi seyrek karşılaşılan bir durum değildir. Böyle bir durumda öncelikle nedeni anlaşılmaya çalışılır. Kasılmaların yeterince güçlü olmaması, bebeğin duruşunun uygun olmaması ya da annenin yorgunluğu sık görülen nedenler arasındadır.
İlk adımlar genellikle basit düzenlemelerdir. Pozisyon değişikliği, yürüme, sıvı desteği ve dinlenme ilerlemeyi destekleyebilir. Su kesesi henüz açılmamışsa açılması gündeme gelebilir. Kasılmalar yetersizse hekim değerlendirmesiyle suni sancı uygulanması düşünülebilir.
Bu adımlara rağmen ilerleme sağlanmıyorsa ya da bebeğin izleminde değişiklik görülüyorsa doğum şekli yeniden değerlendirilir. Karar, annenin durumu, bebeğin bulguları ve doğumun hangi aşamasında olunduğu birlikte ele alınarak verilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Doğum eyleminin başladığından şüphelenilen her durumda değerlendirme uygundur. Düzenli aralıklarla gelen ve giderek sıklaşan kasılmalar, beş dakikada bire inen sancılar başvuru için geçerli bir nedendir.
Suyun gelmesi, sancı olmasa bile beklemeden değerlendirmeyi gerektiren bir bulgudur. Adet kanamasından fazla miktarda kanama, şiddetli ve dinmeyen karın ağrısı, bebek hareketlerinde belirgin azalma ya da hiç hissedilmemesi durumunda da gecikmeden başvuru önerilir.
Bunların yanında şiddetli baş ağrısı, gözde ışık çakması, ani şişlik ve yüksek ateş gibi belirtiler de değerlendirme gerektirir. Emin olunamayan her durumda hastaneye başvurup kontrol edilmek, evde beklemeye tercih edilir.
