Doğumdan sonraki dönemde gebeliğin yeniden oluşup oluşamayacağı sık sorulan konulardan biridir. Emzirmenin doğal bir koruma sağladığı yönündeki bilgi yaygın olsa da bu korumanın belirli koşullara bağlı olduğu çoğu zaman gözden kaçar. Emzirme döneminde adet görülmemesi, yumurtlamanın hiç gerçekleşmediği anlamına gelmez. Aşağıda emzirmenin doğurganlık üzerindeki etkisi, korumanın hangi koşullarda geçerli sayıldığı ve bu dönemde gebeliğin nasıl fark edilebileceği genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Emzirmek Doğal Korunma Sağlar mı?
Emzirmenin koruyucu sayılabilmesi belirli koşulların bir arada bulunmasına bağlıdır ve bunların biri bile bozulduğunda güvence zayıflar. Meme uyarısı sürdüğü sürece süt hormonu yüksek kalır, bu da yumurtalıklara giden uyarıyı bastırır. Ancak bu baskılama emzirme sıklığına duyarlıdır: gece aralarının uzaması ya da ek gıdaya başlanması dengeyi bozar. Ayrıca ilk yumurtlama, ilk kanamadan önce gerçekleşebilir; yani gebelik hiç adet görülmeden de oluşabilir. Bu ayrıntı planlamada gözden kaçmamalıdır.
Bu etkiye dayanan yaklaşım, lohusalık döneminde emzirmeye bağlı korunma yöntemi olarak adlandırılır. Belirli koşullar bir arada sağlandığında görece yüksek düzeyde koruma sunduğu kabul edilir. Ancak bu koruma, doğum kontrol yöntemlerinin yerini alan kalıcı bir çözüm olarak görülmemelidir.
Korumanın gücü, emzirmenin sıklığına ve düzenine doğrudan bağlıdır. Emzirme aralıkları uzadıkça prolaktin düzeyi düşer ve baskılanan hormon düzeni yeniden işlemeye başlar. Bu nedenle uygulamada aynı biçimde emziren iki kadında bile yumurtlamanın başlama zamanı farklılık gösterebilir. Bu belirsizlik, gebelik planı olmayanlar için ek bir yöntemin gündeme gelmesinin başlıca gerekçesidir.
Emzirme Korumasının Geçerli Olduğu Koşullar Nelerdir?
Emzirmeye bağlı korumanın geçerli sayılabilmesi için üç koşulun aynı anda bulunması gerekir. Bunlardan ilki, doğumdan sonra henüz adet görülmemiş olmasıdır. Doğumu izleyen ilk elli altı gün içindeki lekelenmeler bu değerlendirmenin dışında tutulur.
İkinci koşul, bebeğin yalnızca anne sütüyle beslenmesidir. Ek gıda, mama, su ya da başka bir sıvı verilmesi durumunda emzirme sıklığı azalır ve koruma etkisi zayıflar. Emzirme aralarının gündüz dört saati, gece altı saati aşmaması beklenir. Bebeğin biberonla ya da pompayla beslenmesi de doğrudan emmenin sağladığı uyarıyı azalttığı için etkiyi düşürebilir.
Üçüncü koşul ise doğumun üzerinden altı aydan fazla süre geçmemiş olmasıdır. Bu üç koşuldan herhangi biri ortadan kalktığında korumanın geçerliliği sona erer. Böyle bir durumda gebelik planı yoksa uygun bir yöntemin hekimle birlikte belirlenmesi önerilir. Emzirme döneminde kullanılabilecek çeşitli seçenekler bulunur ve bunların süt üretimi üzerindeki etkileri farklılık gösterir.
Adet Görmeden Yumurtlama Olur mu?
Bu sorunun yanıtı, konunun en kritik noktasını oluşturur. Doğumdan sonra yumurtlama, adet kanamasından önce gerçekleşir. Yani ilk adetin görülmesi, aslında yaklaşık iki hafta önce bir yumurtlamanın gerçekleştiğinin göstergesidir.
Yumurtlama gerçekleştikten sonra oluşan gebelikte adet kanaması hiç görülmez; bu nedenle kişi doğumdan sonra hiç adet görmeden gebe kalabilir. Bu durum, henüz hiç adet görmemiş bir kadında gebeliğin oluşabileceği anlamına gelir. Adet düzeninin başlamasını bekleyerek korunmasız ilişkide bulunmak, planlanmayan bir gebelikle sonuçlanabilir. Kişi ilk yumurtlamasının ne zaman gerçekleşeceğini önceden bilemez.
Emzirmeyen kadınlarda yumurtlama çoğunlukla doğumdan sonraki altıncı hafta civarında başlayabilir. Tam olarak emziren kadınlarda ise bu süre aylarca uzayabilir. Ancak bu süreler ortalama değerlerdir ve kişiden kişiye belirgin farklılık gösterir. Bazı kadınlarda emzirmeye rağmen yumurtlama erken dönemde yeniden başlayabilir. Bu nedenle gebelik planı bulunmayanlarda, adet beklenmeden korunma yönteminin belirlenmesi uygun görülür.
Koruma Etkisi Ne Zaman Azalır?
Koruma etkisini azaltan başlıca durum, emzirme sıklığının düşmesidir. Bebeğin gece boyunca uzun süre uyumaya başlaması ve gece emzirmelerinin seyrekleşmesi bu açıdan belirleyici bir dönüm noktasıdır.
Ek gıdaya geçiş de etkiyi belirgin biçimde azaltır. Bebek katı gıda almaya başladığında emme süresi ve sıklığı kısalır. Benzer biçimde bebeğin emziği uzun süre kullanması ya da öğünlerin bir bölümünün biberonla verilmesi meme uyarısını düşürür.
Bebeğin gündüz uzun süre uyuması ya da emzirme aralarının düzensizleşmesi de aynı etkiyi doğurur. Annenin işe dönmesi, hastalık nedeniyle emzirmeye ara verilmesi ya da bebekle uzun süre ayrı kalınması da aynı sonucu doğurur. Doğumun üzerinden altı ay geçmesi ise koşullardan bağımsız olarak korumanın geçerliliğini sonlandırır. Herhangi bir lekelenme ya da kanama görülmesi de yeniden değerlendirme gerektiren bir bulgudur. Bu değişikliklerden biri ortaya çıktığında korunma yönteminin gözden geçirilmesi yerinde olur.
Emzirirken Gebelik Belirtileri Nasıl Fark Edilir?
Emzirme döneminde gebeliğin fark edilmesi güçleşebilir. Bunun başlıca nedeni, adet düzeninin henüz oturmamış olması nedeniyle gecikmenin bir uyarı işareti olarak algılanmamasıdır.
Bu dönemde dikkat çekebilecek bulgulardan biri süt miktarında belirgin azalmadır. Gebelikte değişen hormon düzeni süt üretimini düşürebilir. Meme uçlarında artan hassasiyet ve emzirme sırasında beliren rahatsızlık hissi de sık bildirilen değişikliklerdendir.
Bu değişikliklerin fark edilmesi, doğum sonrası dönemin kendine özgü yorgunluğu nedeniyle güçleşebilir. Olağan dışı yorgunluk, bulantı, kokulara karşı artan duyarlılık ve iştah değişiklikleri diğer olası belirtiler arasında sayılır. Ancak bu bulgular doğum sonrası dönemin kendi yorgunluğuyla karışabilir. Bebeğin emmeye isteksizleşmesi de bazı annelerde fark edilen bir değişikliktir; sütün tadındaki değişimle ilişkilendirilir. Bu belirtilerin hiçbiri tek başına tanı koydurmaz; kesin değerlendirme test ve muayeneyle yapılır.
Emzirirken Gebelik Testi Güvenilir midir?
Emzirme, gebelik testlerinin doğruluğunu etkilemez. Testler idrarda ya da kanda gebelik hormonunu (beta hCG) ölçer. Emzirme sırasında yükselen prolaktin hormonunun bu ölçümle bir ilişkisi yoktur.
İdrar testlerinin sabah ilk idrarla yapılması, hormon derişiminin daha yüksek olması nedeniyle erken dönemde daha güvenilir sonuç verebilir. Çok erken yapılan bir test, gebelik bulunsa bile hormonun ölçülebilir düzeye ulaşmamış olması nedeniyle olumsuz çıkabilir.
Adet düzeni henüz başlamamış kişilerde gecikmeye göre zamanlama yapmak mümkün olmadığından, şüphe durumunda testin bir hafta sonra tekrarlanması önerilir. Kanda bakılan ölçüm ise daha erken dönemde sonuç verebilir. Testin olumlu çıkması durumunda gebeliğin yerleşim yeri ve haftası ultrason ile değerlendirilir. Doğumdan kısa süre sonra oluşan gebeliklerde bu değerlendirmenin gecikmeden yapılması önem taşır.
Yeni Gebelik Emzirmeyi Nasıl Etkiler?
Gebelik oluştuğunda emzirmenin sürdürülüp sürdürülemeyeceği sık sorulan bir konudur. Sorunsuz seyreden bir gebelikte emzirmeye devam edilmesi çoğu durumda engel oluşturmaz. Karar, gebeliğin seyri ve annenin genel durumu değerlendirilerek verilir.
Gebelikle birlikte süt miktarında azalma sık görülür ve sütün bileşimi de zamanla değişir. Bu nedenle emzirilen bebeğin kilo alımının izlenmesi önem kazanır. Bebek altı ayın altındaysa beslenmesinin yeterliliği ayrıca değerlendirilir.
Emzirme sırasında salgılanan oksitosin rahim kasılmalarını uyarabilir. Sorunsuz gebeliklerde bu uyarının genellikle sorun oluşturmadığı kabul edilir. Ancak erken doğum öyküsü bulunanlarda, kanama görülenlerde, rahim ağzı yetmezliği düşünülenlerde ya da çoğul gebeliklerde yaklaşım farklılaşabilir. Ayrıca gebelik ve emzirmenin bir arada sürdüğü dönemde annenin sıvı, kalori, demir ve kalsiyum gereksinimi artar; beslenme düzeninin bu doğrultuda gözden geçirilmesi önerilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Emzirme döneminde gebelik olasılığından şüphelenildiğinde değerlendirme önerilir. Test olumlu çıktığında gebeliğin haftası ve yerleşim yerinin belirlenmesi için gecikmeden başvurulması uygun olur.
Doğumdan sonraki ilk aylarda oluşan gebeliklerde takip planının erken yapılması önem taşır. Ayrıca doğum yöntemi sezaryen olmuşsa, iki gebelik arasındaki sürenin değerlendirilmesi ayrıca anlam kazanır.
Karın alt bölgesinde tek taraflı şiddetli ağrı, lekelenme ya da kanama, baş dönmesi ve bayılma hissi beklenmeden değerlendirilmesi gereken belirtilerdir. Bunun dışında doğumdan sonra adet düzeninin uzun süre başlamaması, düzensiz kanamalar görülmesi ya da emzirme döneminde uygun korunma yönteminin belirlenmesi konusunda destek gerektiğinde de hekime başvurulması yerinde olur. Süt miktarında ani düşüş ve bebekte kilo alımının yavaşlaması da değerlendirme gerektiren durumlar arasındadır.
