randevu@drelifcetindag.com
Gebelik ve Doğum

Emzirme Nasıl Başlar, Süt Gelmezse Ne Yapılmalı?

Emzirmenin nasıl başladığı, ilk sütün önemi, süt artışının hangi günlerde gerçekleştiği ve süt gelmiyor hissiyle baş etme yolları hakkında bilgilendirme.

Doğumdan sonraki ilk günlerde en sık dile getirilen kaygılardan biri sütün yeterli olup olmadığıdır. Meme dolgunluğunun hissedilmemesi ya da bebeğin sık aralıklarla emmek istemesi çoğu zaman yetersizlik olarak yorumlanır. Oysa bu tablo emzirmenin doğal başlangıç sürecinin bir parçasıdır. Aşağıda süt yapımının nasıl işlediği, ilk günlerde neyin beklendiği ve süt artışını destekleyen uygulamalar genel hatlarıyla ele alınmıştır.

İlk Süt Neden Değerlidir?

Doğumdan sonraki ilk günlerde gelen koyu kıvamlı, sarımsı renkteki sıvıya ağız sütü (kolostrum) adı verilir. Miktarı azdır; ilk günlerde günde birkaç çay kaşığı düzeyinde olabilir. Bu azlık bir eksiklik değil, yeni doğmuş bebeğin mide hacmiyle uyumlu bir düzenlemedir. İlk gün mide kapasitesi bir fındık büyüklüğü kadardır.

Ağız sütünün bileşimi olgun sütten farklıdır. Protein ve koruyucu madde içeriği yüksektir, bebeği enfeksiyonlara karşı destekleyen antikorlar barındırır. Ayrıca bağırsak yüzeyini kaplayarak bir tür koruma sağladığı kabul edilir. Bu yönüyle beslenmenin yanında koruyucu bir işlev de üstlenir.

Bir başka etkisi hafif müshil özelliği taşımasıdır. Bebeğin ilk dışkısının (mekonyum) atılmasını hızlandırır. Bu atılım, bilirubin adı verilen maddenin vücuttan uzaklaşmasına katkı sağladığından yenidoğan sarılığının seyri açısından yararlı bulunur.

Bu nedenle ilk günlerde meme dolgun hissedilmese bile emzirmeye devam edilmesi önerilir. Bebeğin her emme girişimi hem ağız sütünü almasını sağlar hem de süt yapımını uyaran hormonal düzeneği çalıştırır.

Emzirmeye Doğumdan Sonra Ne Zaman Başlanmalı?

Yaygın kabul gören yaklaşım, annenin ve bebeğin durumu uygunsa emzirmeye doğumdan sonraki ilk saat içinde başlanmasıdır. Bu dönemde bebek genellikle uyanık ve emmeye istekli olur. Sonraki saatlerde uzun bir uyku dönemi geldiğinden ilk fırsatın değerlendirilmesi kolaylık sağlar.

Emzirme öncesinde bebeğin çıplak olarak annenin göğsüne yatırıldığı ten teması uygulaması önerilir. Bu temas bebeğin vücut sıcaklığının ve kan şekerinin dengelenmesine katkıda bulunur, ağlamayı azaltır ve memeyi bulma davranışını kolaylaştırır. Aynı zamanda süt yapımını uyaran hormonların salgılanmasını destekler.

Sezaryenle doğum yapan annelerde sütün gelmesi bir iki gün gecikebilir; bunun nedeni doğumun kendiliğinden başlamamış olması ve emzirmenin ilk saatlerde ertelenmesidir. Bu gecikmeyi kısaltmaya katkı sağlayan adım, anne kendini toparlar toparlamaz bebeği memeye vermektir. Karın bölgesindeki kesi nedeniyle bebeğin kucakta taşınması zor gelebilir; yan yatarak emzirmek ya da bebeği kolun altından geçirerek yandan tutmak bu dönemde ağırlığın kesiye binmesini önler ve emzirmeyi sürdürülebilir kılar.

İlk günlerde emzirme sıklığı da önem taşır. Günde sekiz ila on iki kez, bebeğin isteğine göre emzirilmesi önerilir. Saat belirleyerek beklemek yerine bebeğin açlık işaretlerinin izlenmesi daha uygundur. Ağzını arama, ellerini ağzına götürme ve huzursuzlanma bu işaretler arasındadır; ağlama ise geç kalınmış bir belirtidir.

Süt Kaçıncı Günde Artar?

Sütün miktar olarak belirgin biçimde artması genellikle doğumdan sonraki ikinci ve beşinci günler arasında gerçekleşir. Halk arasında sütün gelmesi olarak adlandırılan bu dönemde memelerde dolgunluk, ağırlık ve ısı artışı hissedilir. Sütün rengi de kademeli olarak açılır.

Bu değişimin arkasında hormonal bir düzenleme bulunur. Doğumla birlikte plasentanın ayrılması gebelik hormonlarının düzeyini hızla düşürür ve süt yapımını sağlayan hormonun etkisi belirginleşir. Bu nedenle süt artışı, emzirilsin ya da emzirilmesin gerçekleşen bir süreçtir; ancak sürdürülmesi emmeye bağlıdır.

Zamanlama herkeste aynı değildir. Sezaryenle doğum yapanlarda, ilk doğumunu yapanlarda, uzun ve zorlu bir doğum geçirenlerde ya da bazı hormonal durumlarda bu artış birkaç gün gecikebilir. Gecikme tek başına sütün gelmeyeceği anlamına gelmez.

Bu dönemde memelerin aşırı dolması (engorjman) rahatsızlık verebilir. Sık emzirme, emzirme öncesinde ılık uygulama ve sonrasında soğuk uygulama şikâyeti hafifletir. Memelerin tümüyle boşaltılmadan bırakılması dolgunluğu artırdığından emzirmenin aksatılmaması önerilir.

Süt Gelmiyor Hissi Neden Oluşur?

Süt yetersizliği kaygısının en sık nedeni, aslında olağan olan bulguların yanlış yorumlanmasıdır. İlk günlerde memenin yumuşak kalması, ağız sütünün az miktarda olması nedeniyle beklenen bir durumdur ve süt olmadığını göstermez.

Bebeğin sık aralıklarla emmek istemesi bir başka yanıltıcı bulgudur. Anne sütü kolay sindirildiğinden mideyi çabuk boşaltır; bu nedenle bebeğin iki saatte bir emmek istemesi olağandır. Ayrıca belirli dönemlerde bebekler süt yapımını artırmak üzere daha sık ve uzun emerler; bu tablo geçicidir.

Emzirme sırasında memenin boşalmasıyla yumuşaması da yanlış anlaşılabilir. İlk haftalardan sonra memeler sürekli dolgun kalmayı bırakır ve süt yapımı bebeğin talebine göre düzenlenir. Bu değişim sütün azaldığı anlamına gelmez.

Pompa ile çekilen miktarın az olması da tek başına ölçüt değildir. Bebeğin emmesi pompadan daha etkilidir ve çekilen miktar gerçek üretimi yansıtmayabilir. Yetersizlik değerlendirmesinde asıl ölçütler bebeğin kilo alımı, idrar ve dışkı sayısıdır.

Süt Artışını Destekleyen Uygulamalar Nelerdir?

Süt yapımını belirleyen temel ilke arz talep dengesidir. Meme ne kadar sık ve etkili boşaltılırsa yapım o kadar artar. Bu nedenle en etkin yaklaşım sık emzirmedir. Bebeğin gece de emzirilmesi, süt yapımını uyaran hormonun gece saatlerinde daha yüksek olması nedeniyle önem taşır.

Bebeğin memeye doğru tutunması (latch) verimliliği belirleyen bir başka ölçüttür. Bebeğin ağzının geniş açılması, meme başının yanı sıra koyu renkli alanın da ağza alınması ve çenenin memeye değmesi beklenir. Yanlış tutunma hem sütün az alınmasına hem de meme başında çatlak oluşmasına yol açar.

Bir memeyi tamamen boşaltmadan diğerine geçilmemesi önerilir. Emzirmenin sonunda gelen yağdan zengin süt, bebeğin doygunluğu ve kilo alımı açısından önemlidir. Emzirme sonrasında meme hâlâ dolu hissediliyorsa elle sağma ya da pompa ile boşaltma yapım uyarısını sürdürür.

Annenin yeterli sıvı alması, dengeli beslenmesi ve dinlenebilmesi de sürece katkı sağlar. Aşırı stres ve yorgunluk süt boşalma refleksini olumsuz etkileyebilir. Süt artırıcı olarak tanıtılan bitkisel karışımların hekime danışılmadan kullanılması ise uygun değildir; bazıları gebelik ve emzirme döneminde sakıncalı olabilir.

Bebeğin Yeterli Beslendiği Nasıl Anlaşılır?

En güvenilir ölçütlerin başında bez sayısı gelir. İlk günlerde günlük ıslak bez sayısı bebeğin yaşıyla birlikte artar; yaklaşık beşinci günden sonra günde altı ya da daha fazla ıslak bez beklenir. İdrarın açık renkli ve kokusuz olması da olumlu bir bulgudur.

Dışkı özellikleri de bilgi verir. İlk günlerdeki koyu yeşil siyah renkli mekonyum, üçüncü ve dördüncü günlerde yerini sarımsı, sulu ve taneli dışkıya bırakır. Bu geçişin gerçekleşmesi bebeğin yeterli süt aldığını destekleyen bir işarettir.

Kilo takibi belirleyici ölçüttür. Yenidoğanlarda ilk günlerde doğum ağırlığının bir kısmının kaybedilmesi olağandır; bu kaybın belirli bir sınırı aşmaması ve iki hafta içinde doğum ağırlığına geri dönülmesi beklenir. Bu nedenle ilk haftalarda düzenli tartım önerilir.

Emzirme sırasındaki davranışlar da izlenir. Bebeğin ritmik biçimde yutkunma sesi çıkarması, emzirme sonunda gevşemesi ve memeyi kendiliğinden bırakması yeterli beslenmeye işaret eder. Sürekli huzursuzluk, emerken yorulup uyuyakalma ve halsizlik ise değerlendirme gerektirir.

Hangi Durumda Ek Gıdaya Geçilmesi Değerlendirilir?

Anne sütü ilk altı ay boyunca tek başına yeterli kabul edilir; bu dönemde su dahil ek bir sıvıya gereksinim duyulmadığı belirtilir. Ek gıdaya geçiş için önerilen zaman altıncı ayın tamamlanmasıdır. Bu karar takvimden çok bebeğin gelişimsel hazırlığına dayanır.

Hazır olma işaretleri arasında başın desteksiz dik tutulabilmesi, destekle oturabilme, besine ilgi gösterme ve ağza götürülen kaşığı dille dışarı itme refleksinin azalması yer alır. Bu işaretlerin bir arada bulunması geçişin daha kolay olmasını sağlar.

İlk altı ay içinde ek besin ya da mama verilmesi bazı özel durumlarda gündeme gelebilir. Bebeğin yeterli kilo alamaması, belirgin sıvı kaybı, ileri düzeyde sarılık ya da annede emzirmeyi engelleyen bir sağlık durumu bunlar arasındadır. Bu değerlendirme hekim tarafından yapılır.

Bu gibi durumlarda bile anne sütünün tümüyle bırakılması gerekmez. Emzirmenin sürdürülmesi ve destek verilen miktarın ayarlanması genellikle mümkündür. Kendi kararıyla mamaya başlanması süt yapımının azalmasına yol açabileceğinden, geçişin hekim yönlendirmesiyle planlanması uygun olur.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Bebekle ilgili bazı bulgular gecikmeden değerlendirme gerektirir. Islak bez sayısının beklenenin altında kalması, dışkının rengindeki geçişin gerçekleşmemesi, ağız kuruluğu ve belirgin uyku hali sıvı alımının yetersiz olabileceğini düşündürür.

Doğum ağırlığına iki hafta içinde geri dönülmemesi ya da kilo alımının duraklaması izlem gerektiren durumlardandır. Sarılığın artması, ciltteki sarı rengin belirginleşmesi ve bebeğin emmekte isteksizleşmesi de aynı gün içinde başvuru için geçerli gerekçelerdir.

Anne açısından ise meme başında iyileşmeyen çatlak ve şiddetli ağrı, memede kızarıklık, sertlik ve ısı artışının ateşle birlikte olması değerlendirilmelidir. Bu tablo meme iltihabı yönünden ele alınır ve tedavi edilebilir bir durumdur.

Emzirmenin tekniği konusunda güçlük yaşanıyorsa emzirme danışmanlığı verilen birimlerden destek alınması yararlı olur. Ayrıca emzirme döneminde kullanılacak her ilacın hekime danışılarak seçilmesi gerekir; kendi kararıyla ilaç ya da bitkisel ürün kullanılması sakıncalı olabilir.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir