Endometriozis odakları çoğunlukla leğen boşluğundaki karın zarı yüzeyinde ve yumurtalıklarda yerleşir. Bununla birlikte bazı kadınlarda odaklar komşu organların duvarına doğru ilerleyebilir. Bağırsak ve mesane, bu ilerlemenin en sık görüldüğü bölgelerdir. Aşağıda odakların nerelere yerleşebildiği, bu yerleşimlerin hangi şikâyetlere yol açtığı ve değerlendirmenin nasıl yapıldığı açıklanmıştır.
Endometriozis Odakları Nerelere Yerleşebilir?
Odakların en sık yerleştiği bölge, leğen boşluğunu döşeyen karın zarıdır. Rahmin arkasında bulunan çukur bölge, rahmi tutan bağlar ve yumurtalıklar sıkça tutulan alanlardır. Bu yerleşimler hastalığın olağan seyrini oluşturur ve şikâyetlerin büyük bölümünü açıklar.
Odaklar bazı durumlarda karın zarının yüzeyinde kalmayıp altındaki dokuya doğru ilerler. Bu ilerleme, komşu organların duvarına ulaşabilir. Kalın bağırsağın son bölümü, yani rektum ve sigmoid bölge, bu ilerlemenin en sık görüldüğü organdır. İnce bağırsak ve kalın bağırsağın diğer bölümleri daha seyrek tutulur.
Mesane ve idrar yolları da tutulabilen bölgeler arasındadır. Mesane duvarındaki yerleşim, idrar yolu tutulumları içinde en sık görülenidir. Böbrekten mesaneye idrar taşıyan kanalın dıştan sıkışması ise daha az rastlanan ancak dikkat gerektiren bir durumdur.
Bunların dışında karın duvarındaki ameliyat izleri, göbek bölgesi ve diyafram gibi uzak bölgelerde de odaklar bildirilmiştir. Bu yerleşimler seyrek görülür ve şikâyetleri alışılmadık olduğu için tanıları güç olabilir. Odakların bu bölgelere ulaşması, yayılma değil, hücrelerin taşınması ya da yerleşmesi olarak değerlendirilir.
Bağırsak Tutulumu Hangi Şikâyetlere Yol Açar?
Bağırsak tutulumunda şikâyetler, odağın hangi bölgeye yerleştiğine ve duvarın ne kadar derinine ulaştığına göre değişir. Yüzeysel yerleşimlerde belirgin bir yakınma bulunmayabilir. Duvarın kas tabakasına ulaşan odaklar ise daha belirgin şikâyetlere yol açar.
En sık bildirilen yakınma, dışkılama sırasında hissedilen ağrıdır. Bu ağrı derinde duyulur ve dışkılamanın hemen ardından bir süre devam edebilir. Kişi çoğu zaman ağrıyı tam olarak konumlandıramaz. Ağrının adet dönemlerinde belirginleşmesi, tabloyu düşündüren önemli bir özelliktir.
Bağırsak alışkanlığındaki değişiklikler de sık görülür. Kabızlık ve ishalin dönüşümlü olarak yaşanması, şişkinlik ve gaz birikimi bildirilebilir. Bu şikâyetler nedeniyle tablonun uzun süre bağırsak kaynaklı bir sorun olarak değerlendirildiği görülür. Ayrımı sağlayan, şikâyetlerin adet dönemiyle örtüşmesidir.
Dışkıda kan görülmesi daha az rastlanan ancak dikkat gerektiren bir bulgudur. Odağın bağırsak duvarının iç yüzeyine ulaşması durumunda, adet dönemlerinde dışkıda kan bildirilebilir. Bu bulgu, ileri değerlendirmeyi gerekli kılan bir uyarı işaretidir.
Mesane Tutulumunda Neler Görülür?
Mesane tutulumunda şikâyetler idrar yollarıyla ilgilidir ve sıklıkla idrar yolu enfeksiyonuyla karıştırılır. Ayrımı sağlayan en belirgin özellik, idrar tahlilinde enfeksiyon bulgusu saptanmaması ve şikâyetlerin döngüsel bir seyir izlemesidir. Bu iki nokta değerlendirmede özellikle sorgulanır.
Mesane duvarına yerleşmiş bir odak, çevresinde iltihabi bir zemin oluşturarak o bölgedeki duyusal uçların eşiğini düşürebilir. Böyle bir durumda mesane henüz az miktarda idrar biriktirmişken dolu olduğu yönünde uyarı gönderilir; kişi gün içinde sık aralıklarla tuvalete gitmek zorunda kalır ve gece uyanmaları artabilir. Bu yakınmaların adet günlerinde belirginleşip döngünün diğer günlerinde hafiflemesi, tabloyu sıradan bir mesane şikâyetinden ayırmaya yardımcı olabilir.
İdrar yaparken ağrı hissedilmesi bir başka bulgudur. Ağrı genellikle karnın alt bölgesinde, mesane bölgesinde duyulur. Kişi mesanenin dolu olduğu dönemlerde de rahatsızlık tarif edebilir. Bu his adet dönemlerinde belirginleşir ve döngünün diğer günlerinde geriler.
İdrarda kan görülmesi, mesane tutulumunun daha az rastlanan bir bulgusudur. Odağın mesanenin iç yüzeyine ulaşması durumunda, adet dönemlerinde idrarda kan bildirilebilir. Bu bulgu tekrarlıyor ve adet dönemleriyle örtüşüyorsa, tabloyu düşündüren güçlü bir işarettir ve ileri inceleme gerektirir.
Bu Şikâyetler Adet Dönemiyle İlişkili midir?
Bağırsak ya da mesane duvarına yerleşen odaklar da hormonal uyarıyı algılayacak yapıya sahiptir; yani rahimden uzakta olsalar bile döngüyle birlikte kalınlaşıp adet günlerinde kanarlar. Kanamanın bir organ duvarının içinde gerçekleşmesi, o organı çevreleyen zarın gerilmesine ve ödemin artmasına yol açar. Bu nedenle dışkılama sırasında ağrı ya da idrar şikâyetleri adet günlerinde tepe yapıp sonrasında gerileyen bir ritim izleyebilir; şikâyetin bu takvime bağlılığı tanıda yön verici sayılır.
Döngüsel örüntü, tanıda en değerli ipuçlarından biridir. Kişinin şikâyetlerinin ne zaman arttığını fark etmesi ve bunu aktarması, değerlendirmeyi belirgin biçimde yönlendirir. Bu nedenle şikâyetlerin tarihlerinin kaydedilmesi önerilir. Basit bir takvim kaydı bile ayrımın yapılmasına katkı sağlar.
Şikâyetler genellikle adet kanamasından birkaç gün önce belirginleşir. Kanamanın ilk günlerinde en yoğun düzeye ulaşır ve kanama azaldıkça geriler. Bu seyir aylarca aynı biçimde tekrarlanır. Örüntünün tanınması, tablonun bağırsak ya da mesane kaynaklı başka durumlardan ayrılmasını kolaylaştırır.
Zamanla bu ilişki bulanıklaşabilir. Yıllar içinde şikâyetler döngünün diğer günlerinde de sürebilir. Bu değişim, iltihabi süreç ve sinir uçlarındaki duyarlılık artışıyla açıklanır. Sürekli hale gelmiş şikâyetlerde de öykünün başlangıç dönemi sorgulanır; ilk yıllardaki döngüsel örüntü tanıya yön verebilir.
Derin Endometriozis Nasıl Tanımlanır?
Odakların karın zarı yüzeyinin altına, belirli bir derinliğin ötesine ilerlemesi durumu derin endometriozis olarak adlandırılır. Bu tanım, yaygın kullanımda beş milimetreden derine ulaşan yerleşimler için kullanılır. Tanım, hastalığın ayrı bir biçimini değil, ilerleme düzeyini tarif eder.
Derin odaklar, yüzeysel odaklara göre daha belirgin şikâyetlere yol açma eğilimindedir. Bunun nedeni, doku içine ilerleyen odakların sinir uçlarına yakın konumlanması ve çevrede sertleşmeye yol açmasıdır. Odağın çevresinde gelişen bu sert doku, elle yapılan muayenede fark edilebilir.
En sık görülen derin yerleşim, rahmin arkasındaki bölgede ve rahmi tutan bağlarda bulunur. Bağırsak ve mesane tutulumları da derin endometriozis kapsamında değerlendirilir. Bu yerleşimler çoğu zaman tek başına bulunmaz; birden fazla bölgede odak saptanabilir.
Derin yerleşimlerin saptanması, değerlendirmenin kapsamını genişletir. Odağın hangi organa, ne derinlikte ulaştığının belirlenmesi izlenecek yolu etkiler. Bu nedenle derin endometriozis düşünülen olgularda görüntüleme daha ayrıntılı planlanır ve gerektiğinde farklı uzmanlık alanlarıyla birlikte değerlendirme yapılır.
Tanıda Hangi Görüntülemeler İstenir?
Değerlendirmede ilk basamak ultrason incelemesidir. Vajinal yoldan yapılan ultrason, yumurtalık kistlerini ve rahmin arkasındaki bölgeyi göstermede güçlüdür. Deneyimli bir değerlendirmede bağırsak duvarındaki odaklar da saptanabilir. Rahmin hareketliliğinin azalması, yapışıklıklar hakkında dolaylı bilgi verir.
Manyetik rezonans görüntüleme, derin odakların değerlendirilmesinde ayrıntılı bilgi sağlar. Odağın boyutu, komşu organlara ulaşma düzeyi ve yapışıklıkların yaygınlığı bu yöntemle daha iyi ortaya konur. Girişim planlanan olgularda haritalama amacıyla sıklıkla istenir.
Bağırsak tutulumu düşünülen olgularda kolonoskopi gündeme gelebilir. Bu incelemenin amacı, odağı görüntülemekten çok bağırsak kaynaklı başka durumları dışlamaktır; odaklar çoğunlukla duvarın dış tarafında yer aldığından iç yüzeyden görülmeyebilir. Mesane tutulumunda ise sistoskopi ile mesane içi değerlendirilebilir.
Kesin tanı, karın içine kamera ile bakılarak odakların doğrudan görülmesi ve doku örneği alınmasıyla konur. Görüntüleme bulguları güçlü bir öngörü sağlar; ancak nihai değerlendirme bu yolla yapılır. Hangi incelemelerin isteneceği, şikâyetler ve muayene bulguları göz önünde bulundurularak belirlenir.
Hangi Belirtiler İleri Değerlendirme Gerektirir?
Dışkılama sırasında hissedilen ve adet dönemlerinde belirginleşen ağrı, ileri değerlendirme gerektiren bir bulgudur. Bağırsak alışkanlığında süreklilik kazanan değişiklik, şişkinlik ve gaz birikiminin döngüsel bir seyir izlemesi de kaydedilmelidir.
Dışkıda kan görülmesi gecikmeden başvuru gerektirir. Bu bulgunun adet dönemleriyle örtüşmesi tabloyu düşündürür; ancak başka nedenlerin de dışlanması gerektiğinden ayrıntılı inceleme yapılır. Aynı şekilde idrarda kan görülmesi de ileri değerlendirme kapsamındadır.
Enfeksiyon bulgusu saptanmadan tekrarlayan idrar yakınmaları önemli bir uyarı işaretidir. Sık idrara çıkma, ani sıkışma ve idrar yaparken ağrının adet dönemlerinde belirginleşmesi, mesane tutulumu yönünden değerlendirmeyi gerektirir.
Karında hızla artan şişkinlik, kusma, gaz ve dışkı çıkışının durması gibi bulgular gecikmeden değerlendirme gerektiren durumlardır. Bel bölgesinde süreklilik kazanan ağrı ve idrar miktarında azalma da ileri inceleme kapsamında ele alınır. Şikâyetlerin ayrıntılı olarak aktarılması, sürecin doğru yönlendirilmesine katkı sağlar.
