Doğum sancılarının kontrol altına alınmasında kullanılan yöntemlerden biri epidural anestezidir. Belden yapılan bir uygulama ile bel altındaki bölgede ağrı algısı azaltılır. Anne adayı uyanık kalır, çevresiyle iletişimini sürdürür ve doğum sürecine katılmaya devam eder. Aşağıda yöntemin hangi aşamada gündeme geldiği, işlemin nasıl ilerlediği ve sonrasında nelerin izlendiği genel çerçevede anlatılmıştır.
Epidural Hangi Açıklıkta Uygulanır?
Uygulama zamanı belirlenirken rahim ağzı açıklığından çok, sancıların düzenli hâle gelmiş olması ve doğum eyleminin başlamış sayılması dikkate alınır. Geçmişte belirli bir açıklık sınırı beklenirdi; günümüzde bu yaklaşım büyük ölçüde değişmiştir.
Uygulamalarda genellikle üç ila dört santimetre açıklık civarında başlanmakla birlikte, sancıların şiddeti anne adayını belirgin biçimde zorluyorsa daha erken de değerlendirilebilir. Belirleyici olan, kasılmaların düzenli aralıklarla gelmesi ve rahim ağzında ilerleme kaydedilmiş olmasıdır.
Doğumun çok ileri bir aşamasında, yani rahim ağzı neredeyse tamamen açılmışken uygulamanın etkisi ortaya çıkmadan doğum gerçekleşebilir. Bu nedenle zamanlama, doğumun seyri ve anne adayının durumuna göre anestezi hekimi ile doğumu izleyen hekim tarafından birlikte kararlaştırılır.
Karar öncesinde kısa bir değerlendirme yapılır. Kanama bozukluğu öyküsü, kan sulandırıcı ilaç kullanımı, belde enfeksiyon bulgusu ya da omurgaya yönelik geçirilmiş girişimler sorgulanır. Gerektiğinde kan sayımı ve pıhtılaşma testleri istenir. Bu değerlendirme, yöntemin o kişi için uygun olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılır.
İşlem Sırasında Nasıl Pozisyon Alınır?
İşlem için iki temel pozisyondan biri seçilir. Bunlardan ilki yatak kenarında oturur pozisyondur. Anne adayı ayaklarını bir basamağa dayar, kollarını öne kavuşturur ve sırtını kambur hâle getirerek öne doğru kıvrılır. Bu duruş omurlar arasındaki aralığın genişlemesini sağlar.
İkinci seçenek yan yatar pozisyondur. Bu durumda dizler karına doğru çekilir, çene göğse yaklaştırılır ve sırt yay biçiminde kıvrılır. Yan yatış, ayakta durmakta zorlanan ya da baş dönmesi tarif eden kişilerde tercih edilebilir.
Her iki pozisyonda da işlem süresince mümkün olduğunca hareketsiz kalınması istenir. Kasılma sırasında hareket etmemek zor olabileceğinden, uygulamanın iki kasılma arasındaki sakin döneme denk getirilmesine çalışılır. Bir kasılma geldiğinde bunun ekibe bildirilmesi yeterlidir; işlem kısa süreliğine bekletilir.
Pozisyonun doğru alınması işlemin süresini kısaltır. Sırtı kamburlaştırmak zor gelebilir; bu nedenle ekipten biri omuzlardan destek vererek yardımcı olur. Kıvrılma sırasında omuzların gevşek bırakılması ve nefesin tutulmaması istenir. İşlemin kendisi genellikle on beş dakikadan kısa sürer.
İğne Belin Neresine Yapılır?
Uygulama, bel omurları arasındaki boşluktan yapılır. Genellikle bel bölgesinin orta kesimindeki omurlar arası aralık seçilir. Bu seviye, omurilikten sinirlerin ayrıldığı bölgenin altında kaldığı için tercih edilir.
Önce bölge antiseptik solüsyonla temizlenir ve steril örtü serilir. Ardından cilde ince bir iğneyle lokal anestezik verilir; bu aşamada kısa süreli bir yanma hissi olağandır. Bölge uyuştuktan sonra epidural iğne ilerletilir ve omurilik zarının dışında kalan epidural boşluğa ulaşılır.
Bu boşluğa çok ince ve yumuşak bir kateter yerleştirilir, iğne geri çekilir. Kateter sırta bantla sabitlenir ve doğum boyunca yerinde kalır. İlaç bu kateterden aralıklı ya da sürekli biçimde verilir. Kateter yerinde dururken sırtüstü yatmak ya da yan dönmek sorun oluşturmaz.
Sıkça sorulan bir konu, iğnenin omuriliğe temas edip etmediğidir. Seçilen seviye omuriliğin sonlandığı noktanın altında kaldığı için doğrudan omuriliğe girilmez. Bu ayrım, yöntemin neden bel bölgesinden uygulandığını açıklar. İşlem sırasında bacakta ani bir elektrik hissi duyulursa bunun bildirilmesi istenir; ekip buna göre iğnenin yönünü düzeltir.
Etkisi Kaç Dakikada Başlar ve Ne Kadar Sürer?
İlacın verilmesinin ardından etkinin hissedilmeye başlaması genellikle on ila yirmi dakika alır. İlk fark edilen değişiklik çoğunlukla bacaklarda hafif bir sıcaklık ya da karıncalanma hissidir. Sancıların şiddeti bunu izleyen dakikalarda azalır.
Tam etkiye ulaşma süresi kişiden kişiye değişir. Bazı durumlarda ilk dozdan sonra bir bölgede ağrının sürdüğü bildirilebilir. Bu durumda kateterin konumu gözden geçirilir ya da ek doz planlanır. Ağrının tamamen kaybolması değil, katlanılabilir düzeye inmesi hedeflenir.
Etkinin süresi, kateter yerinde kaldığı ve ilaç verilmeye devam ettiği sürece uzatılabilir. Bu nedenle doğum uzasa da ağrı kontrolü sürdürülebilir. Doğum tamamlandıktan sonra ilaç kesilir ve kateter çıkarılır. His ve hareket yeteneği genellikle birkaç saat içinde tümüyle geri döner.
Bazı merkezlerde anne adayının kendi kontrolünde ek doz verebildiği pompa sistemleri kullanılır. Belirlenen güvenli sınırlar içinde çalışan bu düzenek, ağrının arttığı anlarda küçük bir ek doz verilmesine izin verir. Böylece ilaç gereksinimi kişinin hissettiği ağrıya göre şekillenmiş olur.
Uygulama Sırasında Hangi Değerler İzlenir?
İşlem öncesinde damar yolu açılır ve sıvı verilmeye başlanır. Bunun nedeni, uygulamanın ardından tansiyonda düşme görülebilmesidir. Sıvı desteği bu düşüşü sınırlamaya yardımcı olur.
Uygulamadan sonraki ilk dönemde tansiyon sık aralıklarla ölçülür. Nabız, solunum sayısı ve kandaki oksijen düzeyi de izlenir. Anne adayında baş dönmesi, bulantı ya da kulak çınlaması gibi bir his ortaya çıkarsa ekibe bildirilmesi istenir.
Bebeğin kalp atışları aynı dönemde kesintisiz biçimde kaydedilir. Tansiyon düşüşü bebeğe giden kan akımını etkileyebileceğinden, bu izlem sürecin ayrılmaz parçasıdır. Ayrıca ağrının hangi düzeyde azaldığı ve uyuşmanın hangi seviyeye kadar yayıldığı belirli aralıklarla değerlendirilir. Mesanenin dolup dolmadığı da kontrol edilir; gerektiğinde idrar sondası kullanılabilir.
Bacaklarda Uyuşma ve Güçsüzlük Normal midir?
Uygulamanın ardından bacaklarda uyuşma, ağırlık ve hareket ettirmekte zorlanma hissi beklenen bulgulardandır. İlacın etkilediği sinirler yalnızca ağrıyı değil, bir ölçüde kas gücünü de etkiler. Bu nedenle bacakları kaldırmak zorlaşabilir.
Kullanılan ilaç dozları, hareket kaybını en aza indirecek biçimde ayarlanmaya çalışılır. Buna karşın kişiden kişiye değişen bir yanıt söz konusudur. Bazı durumlarda destekle ayağa kalkmak mümkün olurken, bazı durumlarda yatak istirahati sürdürülür.
Bu his geçicidir. İlaç kesildikten sonra kademeli olarak geri çekilir ve genellikle birkaç saat içinde tamamen düzelir. His geri dönmeden ayağa kalkmak düşme riski taşıdığından, ilk hareketlerin sağlık ekibi eşliğinde yapılması istenir. Uyuşmanın beklenenden uzun sürmesi ya da tek tarafta belirgin biçimde farklı olması durumunda değerlendirme yapılır.
Epidural Sonrası Hangi Şikâyetler Bildirilmeli?
Doğumdan sonraki günlerde bel bölgesinde işlem yerine ait hafif hassasiyet görülebilir. Bu his genellikle birkaç gün içinde geçer ve kalıcı bel ağrısı anlamına gelmez.
Bildirilmesi gereken bulguların başında, ayağa kalkınca belirginleşen ve yatınca hafifleyen şiddetli baş ağrısı gelir. Bu tablo, işlem sırasında omurilik zarının delinmesiyle ilişkili olabilir ve ayrı bir yaklaşımla ele alınır.
Bunun dışında işlem bölgesinde artan kızarıklık, akıntı ya da şiddetlenen ağrı, ateş yükselmesi, bacaklarda geçmeyen güçsüzlük, idrar yapamama ve makat çevresinde kalıcı uyuşukluk gecikmeden bildirilmesi gereken durumlardır. Bu bulgular seyrek görülür; ancak erken fark edilmeleri önem taşır.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Taburculuk sonrasında baş ağrısının şiddetlenerek sürmesi, özellikle dik durunca artıp yatınca azalan bir örüntü göstermesi durumunda değerlendirme önerilir. Bu ağrıya bulantı, ense sertliği ya da görme bulanıklığı eşlik ediyorsa gecikilmemelidir.
İşlem yapılan bölgede şişlik, ısı artışı ya da akıntı fark edilmesi, ateşin otuz sekiz dereceyi aşması ve titreme eşlik etmesi de başvuru gerektirir. Bacaklarda ilerleyen güçsüzlük, yürümekte zorlanma, idrar ya da gaita tutamama gibi bulgular ise ertelenmeden değerlendirilmelidir.
Doğumdan sonraki haftalarda süren, günlük yaşamı kısıtlayan bel ağrısı da muayene ile ele alınabilir. Bu tür bir ağrının nedeni çoğu zaman gebelik sürecine ve doğum sırasındaki duruşa bağlıdır; yine de kaynağının belirlenmesi için değerlendirme yararlı olur.
