Gebelik planlanmaya başlandığında yapılan hazırlık, yalnızca beslenme ve yaşam düzeniyle sınırlı değildir. Gebelik öncesi dönemde yapılan tahliller ve tamamlanan aşılar, gebeliğin daha güvenli bir zeminde başlamasına katkı sağlar. Bu değerlendirmenin gebelik oluşmadan yapılması önemlidir; çünkü bazı aşılar gebelikte uygulanamaz ve bazı durumların düzeltilmesi zaman gerektirir. Aşağıda bu dönemde istenen tetkikler ve önerilen aşılar genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Gebelik Öncesi Değerlendirme Neden Yapılır?
Bu değerlendirmenin temel amacı, gebeliğin seyrini etkileyebilecek durumların gebelik başlamadan önce belirlenmesidir. Bilinen bir hastalığın gebeliğe uygun biçimde düzenlenmesi, kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi ve eksik olan bir besin öğesinin tamamlanması bu dönemde daha rahat yapılabilir.
Bebeğin organlarının oluştuğu dönem gebeliğin ilk on haftasıdır ve bu dönem çoğunlukla gebelik yeni öğrenildiğinde geçmekte olan zamandır. Bu nedenle düzenlemelerin gebelik oluşmadan tamamlanması, en kritik günlerin hazırlıklı geçirilmesini sağlar. Şeker hastalığı ya da tiroid işlev bozukluğu gibi durumların önceden dengelenmesi bu açıdan önem taşır.
Değerlendirme yalnızca hastalık aramaya yönelik değildir. Kişinin öyküsünün alınması, ailede bulunan kalıtsal hastalıkların sorgulanması, önceki gebeliklerin nasıl seyrettiğinin öğrenilmesi ve aşı geçmişinin gözden geçirilmesi de bu görüşmenin parçasıdır. Bu bilgiler, gebelik takibinin nasıl planlanacağını belirler.
Hangi Kan Tahlilleri İstenir?
Temel tetkiklerin başında tam kan sayımı gelir. Bu tahlil kansızlık varlığını gösterir; gebelikte kan hacmi arttığı için önceden var olan bir kansızlık daha da belirginleşebilir. Aynı tahlil, kalıtsal kan hastalıkları açısından da ilk bilgiyi verir ve gerektiğinde ileri incelemeye yönlendirir.
Kan grubu ve Rh tipinin belirlenmesi ayrı bir öneme sahiptir. Annenin Rh negatif olması durumunda, gebelik boyunca uygulanacak koruyucu yaklaşım baştan planlanır. Bu bilgi ayrıca acil durumlarda kan verilmesi gerektiğinde de gereklidir.
Bunların yanı sıra açlık kan şekeri, tiroid uyarıcı hormon düzeyi, karaciğer ve böbrek işlev testleri, D vitamini ve B12 düzeyleri ile tam idrar tahlili istenir. Ferritin ölçümü, demir depolarının durumunu gösterdiği için ayrıca değerlidir. Bu sonuçların laboratuvara göre değişebileceği ve tek başına değil, kişinin genel durumuyla birlikte yorumlandığı göz önünde bulundurulur.
Kızamıkçık ve Suçiçeği Bağışıklığı Neden Bakılır?
Kızamıkçık, gebelikte geçirildiğinde bebeğin gelişimini etkileyebilen bir enfeksiyondur. Özellikle ilk üç ayda geçirilmesi durumunda göz, işitme ve kalp gelişimini ilgilendiren durumlara yol açabilir. Bu nedenle gebelik öncesi dönemde bağışıklığın kanda ölçülmesi önerilir.
Ölçümde IgG adı verilen antikorun varlığı araştırılır. Bu antikorun bulunması, kişinin hastalığı geçirdiğini ya da aşılandığını ve bağışık olduğunu gösterir. Bulunmaması durumunda aşılama önerilir. Bu aşı canlı virüs içerdiği için gebelikte uygulanmaz; bu nedenle gebelik öncesi dönemde tamamlanması gerekir.
Suçiçeği için de benzer bir yaklaşım geçerlidir. Hastalığı geçirdiğini hatırlamayan kişilerde bağışıklık kanda araştırılır. Bağışıklık yoksa aşı önerilir; bu aşı da canlı virüs içerir ve gebelikte uygulanmaz. Gebelikte geçirilen suçiçeği hem anne hem bebek açısından güç bir tablo yaratabildiğinden, bu hazırlık önem taşır.
Hepatit ve Diğer Enfeksiyon Testleri Neden Önemlidir?
Hepatit B taraması, gebelik öncesi değerlendirmenin standart parçalarından biridir. Bu virüs doğum sırasında bebeğe geçebilir; ancak doğumdan hemen sonra uygulanan koruyucu yaklaşımlarla geçiş büyük ölçüde engellenebilir. Bu nedenle annenin durumunun önceden bilinmesi gerekir. Bağışıklığı bulunmayan kişilere aşı önerilir; bu aşı canlı virüs içermediği için gebelikte de uygulanabilir.
Hepatit C ve HIV taramaları da bu dönemde istenir. Her ikisi de bebeğe geçebilen enfeksiyonlardır ve erken bilinmeleri, gebelik boyunca izlenecek yolun belirlenmesini sağlar. Bu testlerin istenmesi kişiye yönelik bir yargı değil, standart bir uygulamadır.
Toksoplazma ve sitomegalovirüs için tarama yapılması konusunda uygulamalar merkezler arasında farklılık gösterir. Bu enfeksiyonlar için aşı bulunmadığından, sonuç çıksa bile yapılabilecek şey korunma önlemlerinin anlatılmasıdır. Çiğ ve az pişmiş etten kaçınmak, sebzeleri iyi yıkamak, kedi dışkısıyla temastan kaçınmak ve el hijyenine dikkat etmek bu önlemlerin başında gelir.
Tiroid ve Şeker Değerleri Nasıl Değerlendirilir?
Tiroid hormonları, bebeğin beyin gelişiminde doğrudan rol oynar. Gebeliğin ilk haftalarında bebeğin kendi tiroid bezi henüz çalışmadığı için tümüyle anneden gelen hormona bağımlıdır. Bu nedenle tiroid uyarıcı hormon düzeyinin gebelik öncesinde ölçülmesi ve gerekiyorsa düzenlenmesi önerilir.
Tiroid bezinin az çalıştığı bilinen ve ilaç kullanan kişilerde, gebelik planlandığında doz gözden geçirilir. Gebelikte gereksinim arttığı için doz artırımı gerekebilir. Bu düzenlemenin gebelik öncesinde yapılması, ilk haftaların uygun bir hormon düzeyiyle geçirilmesini sağlar.
Kan şekeri değerlendirmesi de benzer bir mantıkla yapılır. Bilinen şeker hastalığı bulunan kişilerde, gebelik öncesi dönemde şeker düzeyinin dengelenmesi önem taşır; bu dönemdeki denge, bebeğin organ gelişiminin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar. HbA1c ölçümü, son üç aydaki ortalama düzey hakkında bilgi verdiği için bu değerlendirmede kullanılır. Kullanılan ilaçların gebeliğe uygun olanlarla değiştirilmesi de bu dönemde planlanır.
Hangi Aşılar Gebelikten Önce Yapılmalıdır?
Gebelikten önce tamamlanması gereken aşıların başında canlı virüs içerenler gelir. Kızamık, kızamıkçık ve kabakulağa karşı koruma sağlayan karma aşı ile suçiçeği aşısı bu grupta yer alır. Bu aşılar gebelikte uygulanmaz; bu nedenle bağışıklığı bulunmayan kişilerde gebelik öncesi dönemde yapılması önerilir.
Hepatit B aşısı canlı virüs içermez ve gebelikte de uygulanabilir; ancak üç dozluk şemasının gebelik öncesinde tamamlanması daha uygundur. Bağışıklığı bulunmayan kişilerde bu aşının planlanması önerilir.
Tetanoz ve difteriye karşı koruma sağlayan aşının güncel olup olmadığı da gözden geçirilir. Grip aşısı ise mevsimine göre önerilir ve gebelikte de güvenle uygulanabilen aşılar arasındadır. Boğmaca içeren aşının gebeliğin belirli bir döneminde yapılması, doğumdan sonraki ilk aylarda bebeğe koruma sağladığı için ayrıca değerlendirilir.
Aşı Sonrası Ne Kadar Beklenmelidir?
Canlı virüs içeren aşılardan sonra bir süre beklenmesi önerilir. Kızamıkçık ve suçiçeği aşılarının ardından genel yaklaşım, bir ay boyunca gebelikten korunulması yönündedir. Bu süre, aşıdaki zayıflatılmış virüsün bedenden temizlenmesi için öngörülen bir güvenlik aralığıdır.
Bu bekleme süresine uyulmaması durumunda bile, aşının bebeğe zarar verdiğini gösteren bir bulgu bildirilmemiştir. Aşıdan kısa süre sonra oluşan bir gebelik, gebeliğin sonlandırılması için bir gerekçe oluşturmaz. Bekleme önerisi, kuramsal bir riski karşılamak amacıyla yapılan bir öneridir.
Canlı olmayan aşılarda böyle bir bekleme gerekmez. Hepatit B, tetanoz ve grip aşılarından sonra gebelik planına ara verilmesi istenmez. Aşı sonrasında kolda hassasiyet, hafif ateş ve halsizlik görülebilir; bu bulgular birkaç gün içinde geriler ve olağan kabul edilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Gebelik planlanmaya başlandığında, henüz bir sorun bulunmasa bile değerlendirme için başvurulması önerilir. Bu görüşmenin planlanan gebelikten en az üç ay önce yapılması, gerekli düzenlemelerin tamamlanması için zaman tanır.
Bilinen bir hastalığı bulunan, sürekli ilaç kullanan ya da ailesinde kalıtsal bir hastalık öyküsü olan kişilerde bu görüşme ayrıca önem taşır. Sara hastalığı, şeker hastalığı, tiroid hastalıkları, tansiyon yüksekliği ve romatolojik hastalıklar bu kapsamda değerlendirilir; kullanılan ilaçların bir bölümü gebeliğe uygun olanlarla değiştirilebilir.
Daha önce gebelik kaybı yaşamış, erken doğum ya da gelişme geriliği öyküsü bulunan kişilerde de gebelik öncesi değerlendirme yol gösterici olur. Adet düzensizliği, uzun süredir gebelik elde edilememesi ya da eşte bilinen bir üreme sağlığı sorunu bulunması durumlarında da başvuru geciktirilmemelidir.
