randevu@drelifcetindag.com
Gebelik ve Doğum

Gebelikte Astım İlaçları Kesilmeli midir?

Gebeliğin astımı nasıl etkilediği, ilaç kesilmesinin sonuçları, sprey kullanımı, atak yönetimi ve doğum sürecinde astım izlemi üzerine bilgilendirme.

Astım, gebelik döneminde en sık karşılaşılan kronik solunum yolu hastalıklarından biridir. Bu tanıyı taşıyan kadınların önemli bir bölümü, gebelik öğrenildiğinde kullandıkları ilaçları bırakma eğilimi gösterir. Oysa hastalığın denetim altında tutulması, hem anne hem bebek açısından belirleyici bir başlıktır. Aşağıda gebeliğin astım üzerindeki etkileri, ilaç kullanımının nasıl planlandığı, atak durumunda izlenen yol ve izlemin nasıl yürütüldüğü genel hatlarıyla açıklanmıştır.

Gebelik Astımı Nasıl Etkiler?

Gebeliğin astım üzerindeki etkisi tek yönlü değildir. Gözlemler, astımı olan gebelerin yaklaşık üçte birinde şikâyetlerin hafiflediğini, üçte birinde değişmediğini, üçte birinde ise belirginleştiğini göstermektedir. Bu nedenle gebelik öncesinde nasıl bir seyir olacağını önceden söylemek mümkün değildir.

Bu değişkenliğin arkasında birden fazla mekanizma bulunur. Gebelikte artan bazı hormonlar solunum yollarında gevşetici etki gösterebilir; bu, şikâyetlerin hafiflemesine katkı sağlar. Buna karşılık rahmin büyümesiyle diyafragmanın yukarı itilmesi akciğer hacmini azaltır ve nefes darlığı duygusunu artırabilir.

Bir başka etken, gebelikte belirginleşen reflü ve burun tıkanıklığıdır. Her ikisi de solunum yollarını uyararak astım şikâyetlerini tetikleyebilir. Ayrıca gebelikte enfeksiyonların daha ağır seyredebilmesi, atak olasılığını artıran bir başka başlıktır.

Genel eğilim, şikâyetlerin gebeliğin ortasına doğru belirginleşmesi ve son haftalarda hafiflemesi yönündedir. Doğum sırasında atak görülmesi seyrektir. Gebelik öncesindeki hastalık şiddeti, gebelikteki seyri öngörmede en yol gösterici ölçüttür; denetim altında olan bir tablonun gebelikte de dengeli seyretmesi daha olasıdır.

İlaç Kesilirse Bebek Nasıl Etkilenir?

Bu konudaki genel yaklaşım açıktır: denetim altında tutulmayan astımın oluşturduğu risk, kullanılan ilaçların taşıdığı riskten belirgin biçimde yüksektir. Bu değerlendirme, tedavinin gebelikte sürdürülmesinin temel gerekçesini oluşturur.

Bunun nedeni oksijenlenmeyle ilgilidir. Astım atağı sırasında annenin kanındaki oksijen düzeyi düşer. Bebek oksijeni yalnızca anne kanından aldığından, bu düşüş doğrudan bebeğe yansır. Tekrarlayan ve uzun süren düşüşler, bebeğin beslenmesini ve gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.

Denetim altında olmayan astımın ilişkilendirildiği durumlar arasında bebeğin beklenenden düşük ağırlıkta doğması, erken doğum ve gebelikte tansiyon yüksekliği tabloları sayılır. Bu ilişkinin, hastalık denetim altına alındığında belirgin biçimde zayıfladığı bildirilmiştir.

Buna karşılık astımda kullanılan ilaçların büyük bölümü, gebelikte uzun yıllardır kullanılan ve deneyimi geniş olan seçeneklerdir. Bu nedenle ilaçların kendiliğinden bırakılması uygun bulunmaz. Tedavide bir değişiklik gerekiyorsa bu, hekim değerlendirmesiyle ve kademeli olarak yapılır.

Nefes Açıcı Spreyler Kullanılabilir mi?

Solunum yollarını hızla genişleten kurtarıcı spreyler, astım tedavisinin temel bileşenlerindendir. Bu grup ilaçlar gebelikte de kullanılabilen seçenekler arasında yer alır ve uzun süredir kullanımda olmaları nedeniyle deneyim birikimi geniştir.

Bu ilaçların bir üstünlüğü, sprey biçiminde doğrudan solunum yollarına ulaşmasıdır. Böylece etkili sonuç, ağızdan alınan ilaçlara göre çok daha düşük dozla sağlanır ve kan dolaşımına geçen miktar sınırlı kalır. Bu özellik, gebelikte tercih edilmelerinin nedenlerinden biridir.

Kurtarıcı spreyin kullanım sıklığı, hastalığın denetim durumunu gösteren bir ölçüttür. Haftada iki günden daha sık gereksinim duyulması, tablonun yeterince denetim altında olmadığına işaret edebilir. Bu durumda düzenli kullanılan tedavinin gözden geçirilmesi gerekir.

Spreyin doğru teknikle kullanılması, alınan ilacın etkili olması açısından belirleyicidir. Yanlış teknikle ilacın önemli bir bölümü ağız boşluğunda kalır. Ara parça kullanımı bu sorunu azaltabilir. Tekniğin zaman zaman hekim ya da eczacı tarafından gözden geçirilmesi yararlı olur.

Kortizonlu Spreylerin Etkisi Nedir?

Solunum yolu ile alınan kortizonlu spreyler, astımda düzenli kullanılan tedavinin temelini oluşturur. Bu ilaçlar atağı anında geçirmez; solunum yollarındaki iltihabi süreci baskılayarak zamanla atak sıklığını ve şiddetini azaltır. Bu nedenle şikâyet olmasa da düzenli kullanılmaları gerekir.

Gebelikte bu grup ilaçların kullanımı konusunda geniş bir deneyim birikimi bulunur. Solunum yoluyla alındıklarında etkilerini büyük ölçüde yerel olarak gösterir ve dolaşıma geçen miktar sınırlıdır. Bu özellik, gebelikte kullanılabilir kabul edilmelerinin başlıca nedenidir.

Bu ilaçların kendiliğinden bırakılması sık karşılaşılan ve tabloyu bozan bir davranıştır. Şikâyetlerin azalması ilacın gereksiz olduğu anlamına gelmez; tersine tedavinin işe yaradığını gösterir. Bırakıldığında iltihabi süreç yeniden belirginleşir ve haftalar içinde atak olasılığı artar.

Ağız yoluyla alınan kortizon türevleri ise farklı bir başlıktır. Bunlar ağır ataklarda kısa süreli olarak gündeme gelebilir. Bu kullanımın gerekip gerekmediği, süresi ve dozu yalnızca hekim tarafından belirlenir. Ağız içinde mantar gelişimini önlemek için sprey sonrasında ağzın suyla çalkalanması önerilen bir uygulamadır.

Atak Sırasında Ne Yapılmalı?

Atak sırasında izlenecek yol, hekimin önceden hazırladığı yazılı eylem planına göre belirlenir. Astımı olan her gebenin böyle bir plana sahip olması önerilir. Plan; hangi bulguda ne yapılacağını, kurtarıcı ilacın nasıl kullanılacağını ve hangi noktada başvurulacağını içerir.

Genel yaklaşımda ilk adım, tetikleyici ortamdan uzaklaşmak ve dik oturarak sakin biçimde nefes almaya çalışmaktır. Ardından kurtarıcı sprey, planda belirtilen biçimde kullanılır. Panik ve hızlı soluma tabloyu ağırlaştırdığından, sakin kalmaya çalışmak sürecin bir parçasıdır.

Kurtarıcı ilaca yanıt alınıp alınmadığı yakından izlenir. Nefes darlığı belirgin biçimde gerilemiyorsa, tekrarlanan dozlara karşın rahatlama sağlanmıyorsa ya da kısa sürede yeniden başlıyorsa gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir. Gebelikte bu eşiğin daha düşük tutulması önerilir.

Konuşurken cümle tamamlayamamak, dudaklarda ya da tırnaklarda morarma, aşırı yorgunluk ve bilinç bulanıklığı gecikmeden başvuru gerektiren bulgulardır. Bu tabloda beklemek uygun değildir. Bebek hareketlerinde azalma fark edilmesi de ayrıca değerlendirme gerektirir.

Astım Kontrolü Nasıl İzlenir?

İzlemin ilk ayağı, şikâyetlerin düzenli olarak sorgulanmasıdır. Gündüz şikâyetlerinin sıklığı, gece uyanmaların olup olmadığı, kurtarıcı ilaca ne sıklıkta gereksinim duyulduğu ve günlük etkinliklerin kısıtlanıp kısıtlanmadığı temel ölçütlerdir. Bu sorular tablonun denetim altında olup olmadığını gösterir.

İkinci ayak, solunum işlevinin ölçümüdür. Solunum fonksiyon testi ya da evde kullanılabilen tepe akım ölçer aracılığıyla yapılan ölçümler, şikâyet ortaya çıkmadan önce bozulmayı gösterebilir. Bu ölçümlerin düzenli kaydedilmesi, seyri izlemeyi kolaylaştırır.

Gebelikte izlem aralıkları genellikle sıklaştırılır. Astım tedavisini yürüten hekim ile gebeliği izleyen hekim arasında bilgi paylaşımı sürecin dengeli yürütülmesine katkı sağlar. Kullanılan ilaçların her iki hekime de bildirilmesi bu açıdan önemlidir.

İzlemin bebekle ilgili boyutu da bulunur. Denetim altında olmayan tablolarda bebeğin gelişiminin ultrason ile değerlendirilmesi ve gerekirse ek izlem yapılması gündeme gelebilir. Tetikleyicilerden uzak durmak, sigara dumanından kaçınmak, ev tozu ve alerjenlerle teması azaltmak ve önerilen aşıları yaptırmak izlemin tamamlayıcı parçalarıdır.

Doğum Sürecinde Astım Nasıl Yönetilir?

Doğum sırasında astım atağı görülmesi seyrek karşılaşılan bir durumdur. Bunun nedenlerinden biri, doğum eylemi sırasında vücutta artan bazı hormonların koruyucu etki göstermesidir. Bu durum, hazırlığın gereksiz olduğu anlamına gelmez.

Doğum planlanırken kullanılan ilaçların doğum ekibine bildirilmesi temel adımdır. Düzenli kullanılan tedavinin doğum sürecinde de sürdürülmesi genel yaklaşımdır. Kurtarıcı spreyin doğum boyunca ulaşılabilir konumda bulundurulması önerilir.

Doğum yöntemine karar verilirken astım tek başına belirleyici bir ölçüt oluşturmaz. Karar, gebeliğin genel seyri ve diğer tıbbi başlıklar birlikte değerlendirilerek verilir. Ağrı yönetimi ve anestezi seçenekleri belirlenirken astım varlığının bildirilmesi önem taşır; bazı ilaçların uygun olmayabileceği durumlar bulunur.

Doğum sonrası dönemde tedavinin sürdürülmesi gerekir. Astım ilaçlarının büyük bölümü emzirme döneminde de kullanılabilen seçeneklerdir; bu değerlendirme hekim tarafından yapılır. Bu dönemde uykusuzluk ve yorgunluk atakları tetikleyebildiğinden izlemin sürdürülmesi yerinde olur.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Gebelik öğrenildiğinde, kullanılan ilaçları kendiliğinden bırakmadan önce hekime başvurulması gerekir. Tedavinin gebelikte nasıl sürdürüleceği, bir değişiklik gerekip gerekmediği bu görüşmede belirlenir. Gebelik planı bulunanlarda bu değerlendirmenin önceden yapılması daha da uygundur.

Kurtarıcı spreye gereksinimin artması, gece nefes darlığı nedeniyle uyanmaların başlaması, günlük etkinliklerde zorlanma ve öksürüğün belirginleşmesi tablonun denetimden çıktığını düşündüren bulgulardır. Bu durumda beklemeden değerlendirme önerilir.

Atak sırasında kurtarıcı ilaca yanıt alınamaması gecikmeden başvuru gerektirir. Konuşurken cümle tamamlayamamak, dudak ve tırnaklarda morarma, oturarak nefes almak zorunda kalmak, aşırı yorgunluk ve bilinç bulanıklığı bu kapsamda değerlendirilir.

Bunlara ek olarak ateşle seyreden solunum yolu enfeksiyonu gelişmesi, balgamın renginin değişmesi ya da göğüs ağrısı ortaya çıkması bildirilmelidir. Bebek hareketlerinde azalma, kasılma ya da kanama gibi gebeliğe özgü bulgular geliştiğinde de beklemeden başvurulması gerekir.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir