randevu@drelifcetindag.com
Gebelik ve Doğum

Gebelikte Diş Bakımı Nasıl Yapılmalı?

Gebelikte diş eti kanamasının nedeni, ağız bakımının nasıl yapılacağı, diş tedavisi ve röntgen konusundaki yaklaşım üzerine bilgilendirme.

Gebelik döneminde ağız ve diş sağlığı çoğu zaman geri planda kalır. Oysa bu dönemde diş etlerinde belirginleşen değişiklikler ve beslenme alışkanlıklarındaki farklılaşma, ağız sağlığını doğrudan etkiler. Diş tedavilerinin bu dönemde yapılıp yapılamayacağı da sık sorulan bir konudur. Aşağıda gebelikte ağız bakımının nasıl sürdürüleceği ve tedavi konusundaki genel yaklaşım ele alınmıştır.

Gebelikte Diş Eti Kanaması Neden Artar?

Gebelikte artan hormon düzeyleri diş eti dokusundaki damarların geçirgenliğini değiştirir. Doku daha kanlanmış ve daha hassas hale gelir. Bu nedenle hafif bir temasta bile kanama görülebilir.

Aynı değişiklik, diş yüzeyinde biriken bakteri tabakasına karşı verilen yanıtı da güçlendirir. Normalde sorun yaratmayacak düzeyde bir birikim, gebelikte belirgin kızarıklık ve şişliğe yol açabilir. Bu tabloya halk arasında gebelik diş eti iltihabı denir.

Şikâyetler genellikle ikinci ayda başlar ve sekizinci ay civarında en belirgin düzeye ulaşır. Doğumdan sonra hormonal düzenin oturmasıyla birlikte büyük ölçüde geriler. Bazı kadınlarda diş eti üzerinde küçük, kolay kanayan bir kabarıklık gelişebilir; bu oluşum da genellikle doğum sonrasında küçülür.

Bu değişikliğin gebeliğe özgü ve büyük ölçüde geçici olduğunu bilmek çoğu kadında kaygıyı azaltır. Buna karşın kanamanın olağan kabul edilip bakımın gevşetilmesi doğru değildir. Sürdürülen düzenli temizlik, tablonun derinleşmesini önler.

Diş Fırçalama ve Bakım Nasıl Olmalı?

Fırçalamanın günde iki kez sürdürülmesi bu dönemde daha da önem kazanır. Yumuşak kıllı bir fırça kullanılması, hassaslaşmış diş etinin zarar görmesini önler. Fırçalama sırasında sert bastırmaktan kaçınılmalıdır.

Kanama görülmesi bakımın bırakılması için gerekçe değildir. Fırçalamanın kesilmesi birikimi artırır ve iltihabı derinleştirir. Yumuşak ama düzenli bir temizlik, kanamanın zamanla azalmasını sağlar.

Diş aralarının temizlenmesi için diş ipi kullanımı önerilir. Florür içeren diş macunları bu dönemde de kullanılabilir. Ağız çalkalama suyu tercih edilecekse alkol içermeyen ürünlerin seçilmesi ve kullanımın hekime danışılarak yapılması uygun olur.

Gebelik döneminde diş hekimine yapılan bir kontrol ziyareti de önerilir. Bu görüşmede diş taşı temizliği gerekip gerekmediği değerlendirilir. Erken dönemde yapılan bu değerlendirme, ileri haftalarda ortaya çıkabilecek şikâyetlerin önüne geçebilir.

Fırçanın üç ayda bir değiştirilmesi ve kılları dağılmışsa daha erken yenilenmesi önerilir. Yıpranmış bir fırça hem temizlemede yetersiz kalır hem de diş etini zedeleyebilir. Bu basit alışkanlık, bakımın etkisini belirgin biçimde artırır.

Bulantı Ağız Sağlığını Nasıl Etkiler?

Kusma sırasında mide asidi ağız içine ulaşır. Bu asit diş minesini yumuşatır ve zamanla aşınmaya yol açabilir. Şikâyeti sık yaşayan kadınlarda ön dişlerin arka yüzünde bu etki daha belirgin görülür.

Kusmadan hemen sonra diş fırçalanması önerilmez. Yumuşamış mine, fırçanın etkisiyle daha çok aşınabilir. Bunun yerine ağzın su ya da bir tutam karbonat eklenmiş suyla çalkalanması tercih edilir.

Fırçalama için yaklaşık yarım saat beklenmesi uygun olur. Bulantı nedeniyle fırçalamanın güçleştiği durumlarda daha küçük başlıklı bir fırça kullanmak ve dili çok geriye götürmemek yardımcı olabilir. Kokusuz macun tercih edilmesi de bu şikâyeti azaltabilir.

Sık aralıklarla ve küçük miktarlarda beslenme bu dönemde tercih edilen bir düzendir. Ancak gün boyu süren atıştırmalar diş yüzeyinin sürekli asitle karşılaşmasına yol açar. Ara öğünlerde şekerli ürünler yerine peynir, süt ya da kuruyemiş gibi seçeneklerin tercih edilmesi bu etkiyi azaltır.

Diş Tedavisi Hangi Dönemde Yapılabilir?

Rutin diş bakımı ve temizlik gebeliğin her döneminde uygulanabilir. Aksine, ağız sağlığının bu dönemde korunması genel sağlık açısından da önem taşır. Diş hekimine gebelik durumunun bildirilmesi yeterlidir.

Planlanabilen işlemler için ikinci üç aylık dönem tercih edilir. Bu aralıkta bulantı şikâyetleri azalmış, karın hacmi ise henüz uzun süre sırtüstü yatmayı güçleştirecek düzeye ulaşmamıştır. Dolgu ve benzeri girişimler bu dönemde rahatlıkla yapılabilir.

Son üç aylık dönemde uzun süren işlemler zorlaşabilir. Sırtüstü pozisyonda kalmak nefes darlığı ve baş dönmesine yol açabilir. Bu dönemde koltuğun hafif yan yatırılması ve işlemlerin kısa tutulması tercih edilir. Kapsamlı ve ertelenebilir girişimler doğum sonrasına bırakılabilir.

İşlem sırasında kısa aralar verilmesi ve pozisyon değiştirilmesi rahatlık sağlar. Uzun süren girişimlerin bölünerek birden çok seansta tamamlanması da düşünülebilir. Bu düzenlemeler diş hekimiyle önceden konuşularak planlanır.

Gebeliğin ilk üç ayında acil olmayan girişimlerin ertelenmesi tercih edilir. Bunun nedeni, bu dönemin organların oluştuğu aşamaya denk gelmesidir. Ağrı ya da enfeksiyon varlığında ise bekleme uygun bulunmaz ve gerekli işlem yapılır.

Diş Röntgeni Çekilebilir mi?

Diş röntgeninde kullanılan ışın miktarı çok düşüktür ve ışın demeti yalnızca ağız bölgesine yöneltilir. Karın bölgesine ulaşan miktar bu nedenle son derece azdır. Gerekli görüldüğünde çekim gebelikte de yapılabilir.

Çekim sırasında kurşun önlük kullanılması ve tiroit koruyucu takılması standart uygulamadır. Gebelik durumunun önceden bildirilmesi, gerekli önlemlerin alınmasını sağlar. Dijital sistemlerde ışın miktarı daha da düşüktür.

Buna karşın gereksiz çekimlerden kaçınılır. Ertelenebilecek kontrol amaçlı görüntülemeler doğum sonrasına bırakılır. Ağrı, şişlik ya da enfeksiyon şüphesi gibi durumlarda ise tanının netleşmesi için çekim yapılması tercih edilir.

Bu konudaki çekincenin yaygın olması, gerekli görüntülemelerin ertelenmesine yol açabilir. Oysa tanısı konulmamış bir enfeksiyonun sürmesi daha belirgin bir sorun oluşturur. Kararın hekimle birlikte, yarar ve olası etkiler konuşularak verilmesi uygun olur.

Lokal Anestezi Bebeğe Zarar Verir mi?

Diş hekimliğinde kullanılan bölgesel uyuşturucu ilaçlar sınırlı bir alanda etki gösterir. Kana geçen miktar düşüktür ve bu ilaçların gebelikte kullanımıyla ilgili uzun yıllara dayanan bir deneyim bulunmaktadır. Gerekli görüldüğünde uygulanabilirler.

Ağrılı bir işlemin uyuşturma yapılmadan sürdürülmesi daha sakıncalı bulunur. Ağrının yol açtığı gerginlik ve stres yanıtı, uygulanacak ilaçtan daha fazla etkiye yol açabilir. Bu nedenle rahat bir işlem tercih edilir.

İlaç seçimi ve dozu diş hekimi tarafından gebelik durumu göz önünde bulundurularak belirlenir. Bazı bileşenlerin kullanımı bu dönemde sınırlandırılır. İşlem sonrası önerilecek ağrı kesici ve antibiyotik seçimi için de gebelik bilgisinin paylaşılması gerekir.

İşlem öncesinde yaşanan gerginliğin paylaşılması da yararlıdır. Hekimin bu bilgiyi bilmesi, uygulamanın daha yavaş ve açıklamalı yürütülmesini sağlayabilir. Nefes düzenine dikkat edilmesi, işlem sırasındaki rahatsızlığı azaltan basit bir yöntemdir.

Hangi Diş Şikâyetleri Ertelenmemeli?

Zonklayıcı ve geceleri artan diş ağrısı ertelenmemesi gereken bir şikâyettir. Bu tablo genellikle diş sinirine ulaşmış bir çürüğü gösterir ve kendiliğinden gerilemez.

Diş eti ya da yüzde şişlik, çene altında ele gelen bir kabarıklık ve ateş yükselmesi enfeksiyonun yayıldığını düşündürür. Bu bulgular hem anne hem gebelik açısından gecikmeden değerlendirilmelidir.

Ağız açmada zorlanma, yutkunurken ağrı ve ağızda kötü bir tat da gecikilmemesi gereken belirtiler arasındadır. Ağız içindeki bir enfeksiyonun tedavisiz bırakılması, gebelik seyri açısından da uygun bir yaklaşım değildir.

Ağız içindeki süregen enfeksiyonların gebelik seyriyle ilişkilendirildiğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Bu ilişkinin ayrıntıları üzerinde çalışmalar sürmektedir. Yine de ağız sağlığının korunması, hem anne hem gebelik açısından desteklenen bir yaklaşımdır.

Ağrının ağrı kesiciyle bastırılarak sürdürülmesi geçici bir çözümdür. Altta yatan durum ele alınmadığında şikâyet yineler ve genellikle ağırlaşır. Gebelikte kullanılabilecek ağrı kesicilerin de sınırlı olması bu yaklaşımı daha da uygunsuz kılar.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Diş eti kanamasının düzenli bakıma karşın sürmesi ve artması değerlendirme gerektirir. Kanamanın kendiliğinden, fırçalama olmadan başlaması da incelenmelidir.

Diş eti üzerinde hızla büyüyen bir kabarıklık, beslenmeyi güçleştiren bir ağrı ve ağız içinde iyileşmeyen yara başvuru gerekçeleridir. Bu durumlarda hem diş hekimine hem gebelik takibini yürüten hekime bilgi verilmesi uygun olur.

Diş tedavisi öncesinde önerilen ilaçlar için de gebelik takibini yürüten hekime danışılması gerekir. Süregen bir hastalık nedeniyle ilaç kullanılıyorsa bu bilgi diş hekimiyle paylaşılmalıdır. İki hekimin bilgilendirilmesi, sürecin uyum içinde ilerlemesini sağlar.

Doğumdan sonra da ağız sağlığı kontrolünün yinelenmesi önerilir. Gebelikte ertelenmiş girişimler bu dönemde tamamlanabilir. Emzirme sürüyorsa kullanılacak ilaçlar için yine hekime danışılması gerekir.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir