Gebelik döneminde diş eti kanaması, hassasiyet ve çürük yakınmalarının artması sık karşılaşılan bir durumdur. Bu dönemde tedavi yaptırmanın bebeğe zarar vereceği düşüncesiyle sorunların ertelenmesi yaygın bir davranıştır. Oysa güncel yaklaşım, ağız sağlığının gebelikte ihmal edilmemesi gerektiği yönündedir. Aşağıda gebelikte diş sorunlarının neden arttığı, tedavinin hangi dönemde daha rahat yapılabildiği ve anestezi ile görüntüleme konusunda izlenen yol genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Gebelikte Diş Sorunları Neden Artar?
Gebelikte yükselen östrojen ve progesteron düzeyleri diş eti dokusundaki kan akımını artırır. Bu değişiklik diş etlerini daha hassas ve kanamaya yatkın hâle getirir. Aynı zamanda dokunun bakteri plağına verdiği iltihabi yanıt güçlenir. Sonuçta az miktarda plak birikimi bile belirgin diş eti kızarıklığı ve şişliğine yol açabilir; bu tabloya gebelik diş eti iltihabı adı verilir.
İkinci önemli etken tükürüğün yapısındaki değişimdir. Gebelikte tükürüğün asitleri dengeleme kapasitesi bir miktar azalabilir. Buna bulantı ve kusmanın etkisi eklenir; mide asidinin ağza gelmesi diş minesini aşındırır ve çürük oluşumuna zemin hazırlar. Kusma sonrasında hemen fırçalanması, yumuşamış mineye zarar verebileceğinden önerilmez; önce ağzın suyla ya da bikarbonatlı suyla çalkalanması, fırçalamanın bir süre sonraya bırakılması uygun görülür.
Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklik de tabloya katkı sağlar. Öğün sayısının artması, gün içinde daha sık atıştırılması ve tatlı ürünlere yönelme, dişlerin asit etkisine maruz kalma süresini uzatır. Ayrıca bulantı nedeniyle diş fırçalamanın güçleşmesi ağız bakımını aksatır. Bu etkenlerin bir arada bulunması, gebelikte diş yakınmalarının neden arttığını açıklar. Düzenli fırçalama, diş ipi kullanımı ve gebelik başında yapılan bir diş kontrolü bu sorunların büyük bölümünü önleyebilir.
Hangi Dönemde Tedavi Daha Rahat Yapılır?
Planlanabilir diş tedavileri için en uygun dönem ikinci üç aylık evre, yani yaklaşık on dördüncü ile yirmi yedinci haftalar arasıdır. Bu evrede bulantı ve kusma büyük ölçüde gerilemiştir, bebeğin organ oluşumu tamamlanmıştır ve karın henüz uzun süre koltukta yatmayı güçleştirecek boyuta ulaşmamıştır.
İlk üç aylık dönemde bulantı ve kusma nedeniyle uzun süren işlemler zorlayıcı olabilir. Ayrıca bu evre organ oluşumunun sürdüğü dönem olduğundan, ertelenebilir işlemlerin sonraya bırakılması tercih edilir. Bununla birlikte ağrı, iltihap ya da apse gibi bekletilemeyecek durumlarda tedavi gebeliğin hangi haftasında olunursa olunsun yapılır; bu durumda beklemek daha fazla sorun oluşturur.
Son üç aylık dönemde ise büyüyen rahim, sırtüstü yatıldığında ana toplardamara baskı yaparak tansiyon düşmesine ve baş dönmesine yol açabilir. Bu nedenle koltukta sol yana hafifçe çevrilmiş bir pozisyon tercih edilir ve seansların kısa tutulması istenir. Ayrıca bu dönemde uzun süre hareketsiz kalmak rahatsızlık verebilir. Bu nedenle kapsamlı ve uzun süren işlemlerin mümkünse doğum sonrasına bırakılması, ancak acil olanların ertelenmemesi önerilir.
Dolgu ve Kanal Tedavisi Yapılabilir mi?
Çürük nedeniyle yapılan dolgu işlemleri gebelikte yapılabilen tedaviler arasındadır. Kompozit adı verilen beyaz dolgu maddeleri yaygın olarak kullanılır ve gebelikte sorun oluşturduğuna dair bir bulgu bildirilmemiştir. Çürüğün erken dönemde tedavi edilmesi, ilerleyerek kanal tedavisi gerektirmesini önleyebilir.
Kanal tedavisi de gebelikte uygulanabilen bir işlemdir. Diş sinirinin iltihaplanması şiddetli ağrıya yol açar ve tedavi edilmediğinde iltihap kemik dokusuna yayılabilir. Bu nedenle kanal tedavisinin ertelenmesi çoğunlukla uygun görülmez. İşlem sırasında bölgenin uyuşturulması, tedavinin ağrısız yapılmasını sağlar.
Diş taşı temizliği ve diş eti tedavileri de bu dönemde önerilen uygulamalardır. Gebelik diş eti iltihabının ilerlemesini önlemek açısından yararlı bulunurlar. Buna karşılık diş beyazlatma gibi estetik amaçlı işlemler ve zorunlu olmayan protez uygulamaları çoğunlukla doğum sonrasına bırakılır. Bunun nedeni bilinen bir zarar değil, gereksiz işlemden kaçınma yaklaşımıdır. Karar verilirken diş hekiminin gebelik haftası, varsa eşlik eden durumlar ve kullanılan ilaçlar konusunda bilgilendirilmesi önem taşır.
Lokal Anestezi Bebeği Etkiler mi?
Diş tedavilerinde bölgenin uyuşturulması amacıyla kullanılan ilaçlar, sınırlı bir alana ve düşük dozda uygulanır. Bu maddelerin kana geçen miktarı düşüktür ve gebelikte kullanılabilir kabul edilen gruplar arasında yer alan seçenekler bulunur. Bu nedenle uyuşturma yapılmadan tedaviye girişilmesi önerilmez.
Anestezi maddelerinin bir bölümü, etkinin bölgede daha uzun kalmasını sağlamak amacıyla damar büzücü madde içerir. Bu maddenin oranı ve kullanılıp kullanılmayacağı hekim tarafından belirlenir. Uygun dozda kullanıldığında sorun oluşturması beklenmez; ancak tansiyon yüksekliği ya da kalp hastalığı bulunanlarda seçim ayrıca gözden geçirilir.
Uyuşturma yapılmadan tedaviye çalışılması aslında daha sakıncalı bir yaklaşımdır. Ağrının yarattığı gerginlik, kan basıncını ve kalp hızını yükseltebilir; salgılanan stres hormonları da rahim kan akımını etkileyebilir. Bu nedenle tedavinin ağrısız yapılması hem anne hem bebek açısından tercih edilen yoldur. Genel anestezi gerektiren işlemler ise farklı değerlendirilir ve gebelikte ancak zorunlu durumlarda gündeme gelir. İşlem öncesinde gebelik durumunun diş hekimine mutlaka bildirilmesi gerekir.
Diş Filmi Çekilmesi Sakıncalı mıdır?
Diş filminde kullanılan ışın miktarı çok düşüktür. Ayrıca ışın demeti yalnızca çene bölgesine yönlendirilir ve karın bölgesine doğrudan ulaşmaz. Bu nedenle gerekli görüldüğünde diş filmi çekilmesi gebelikte kaçınılması gereken bir işlem olarak kabul edilmez.
Buna karşılık koruyucu önlemler alınır. Karın ve tiroit bölgesini örten kurşun önlük kullanılması yerleşik bir uygulamadır. Görüntü sayısının gereken en az düzeyde tutulması ve dijital sistemlerin tercih edilmesi de ışın miktarını daha da azaltır. Dijital yöntemler geleneksel filme göre belirgin biçimde düşük ışın kullanır.
Yaklaşımdaki temel ilke, filmin yalnızca tedavi kararını değiştirecekse çekilmesidir. Rutin kontrol amacıyla planlanan görüntülemeler çoğunlukla doğum sonrasına bırakılır. Ancak apse şüphesi, kırık ya da kanal tedavisi gibi durumlarda görüntü olmadan doğru tedavi yapılamayacağından çekim gerçekleştirilir. Bu durumda tedavisiz kalmanın riski, düşük düzeydeki ışının olası etkisinden daha fazla kabul edilir. Gebelik durumunun görüntüleme öncesinde bildirilmesi, uygun önlemlerin alınabilmesi için gereklidir.
Tedavi Sonrası Hangi İlaçlar Kullanılabilir?
Diş tedavisi sonrasında ağrı ya da enfeksiyon nedeniyle ilaç gerekebilir. Gebelikte hangi ilacın kullanılacağı, gebelik haftası ve annenin genel durumu göz önünde bulundurularak hekim tarafından belirlenir. Kendi kararıyla ilaç alınması ya da daha önceden evde bulunan bir ilacın kullanılması uygun görülmez.
Ağrı yönetiminde gebelikte kullanımına ilişkin geniş veri bulunan etkin maddeler bulunmaktadır; parasetamol bunlar arasında en sık anılanıdır ve hekim önerisiyle, önerilen dozda kullanılır. Buna karşılık iltihap giderici olarak bilinen bazı ağrı kesici grupları, özellikle gebeliğin ileri haftalarında bebeğin dolaşım sistemi üzerindeki olası etkileri nedeniyle önerilmez. Bu ayrımın kişinin kendisi tarafından yapılması güçtür; bu nedenle her ilaç hekim değerlendirmesiyle kullanılmalıdır.
Enfeksiyon durumunda kullanılabilecek antibiyotik grupları da bulunmaktadır. Bazı gruplar gebelikte tercih edilirken, bazıları bebeğin diş ve kemik gelişimi üzerindeki etkileri nedeniyle uygun görülmez. Antibiyotiğin gerekliliği, türü, dozu ve süresi hekim tarafından belirlenir; tedavinin yarıda bırakılmaması önemlidir. Ağız çalkalama solüsyonları için de aynı ilke geçerlidir; içerdikleri maddelere göre uygunlukları değişir. Kullanılan tüm ilaçların, bitkisel ürünler dâhil, hem diş hekimine hem kadın doğum hekimine bildirilmesi gerekir.
Diş Sorunu Ertelenirse Ne Olur?
Tedavinin ertelenmesi, çoğu durumda sorunun kendiliğinden gerilemesiyle değil ilerlemesiyle sonuçlanır. Küçük bir çürük derinleşerek sinire ulaşabilir ve şiddetli ağrıya yol açar. Bu aşamada gereken tedavi daha kapsamlı hâle gelir ve dişin kurtarılması güçleşebilir.
İlerleyen enfeksiyonlar diş çevresinde apse oluşturabilir. Apse, yalnızca bölgesel bir sorun olarak kalmayabilir; iltihabın yayılması ateş, yüzde şişlik ve genel durum bozukluğuna yol açabilir. Bu tablo gebelikte ayrıca zorlayıcıdır ve ivedi tedavi gerektirir. Ayrıca şiddetli ağrının beslenmeyi ve uykuyu engellemesi, annenin genel durumunu olumsuz etkiler.
Bir başka önemli nokta, ağır diş eti hastalığı ile gebelik sonuçları arasında bildirilen ilişkidir. Bazı çalışmalarda ileri düzey diş eti hastalığı bulunan gebelerde erken doğum ve düşük doğum ağırlığının daha sık görüldüğü belirtilmiştir. Bu ilişkinin niteliği tartışılmakla birlikte, ağız sağlığının korunmasının önemini destekleyen bir bulgu olarak değerlendirilir. Bu nedenle gebelik öğrenildiğinde bir diş kontrolü yaptırılması ve varsa sorunların uygun dönemde giderilmesi önerilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Geçmeyen ya da geceleri artan diş ağrısı, sıcak ve soğuğa karşı uzun süren hassasiyet ile çiğnerken oluşan ağrı durumunda diş hekimine başvurulması önerilir. Bu belirtiler çoğunlukla ilerlemiş bir çürüğe ya da sinir iltihabına işaret eder ve beklemek tabloyu ağırlaştırır.
Yüzde ya da çene bölgesinde şişlik, diş etinde iltihabi akıntı, ağız açmakta güçlük, yutkunma zorluğu ve ateş görülmesi durumunda gecikmeden değerlendirme gerekir. Bu bulgular yayılan bir enfeksiyonu düşündürebilir ve ivedi tedavi gerektirir. Durdurulamayan diş eti kanaması da başvuru nedenidir.
Bunların yanı sıra fırçalama sırasında sürekli kanayan, kızarık ve şiş diş etleri ile diş etinde büyüyen bir kabarıklık fark edilmesi durumunda değerlendirme önerilir. Gebelikte yapılacak her diş işlemi öncesinde gebelik haftasının ve varsa tansiyon yüksekliği, gebelik şekeri gibi durumların diş hekimine bildirilmesi gerekir. Aynı biçimde başlanacak ilaçlar konusunda kadın doğum hekiminin bilgilendirilmesi de sürecin bir parçasıdır.
