randevu@drelifcetindag.com
Gebelik ve Doğum

Gebelikte İdeal Kilo Alımı Ne Kadar Olmalıdır?

Gebelikte kilo alımının neye göre belirlendiği, üç aylık dönemlere göre beklenen artış, fazla ve az kilo alımının etkileri üzerine bilgilendirme.

Gebelik boyunca alınan kilo, hem anne adayının hem bebeğin sağlığını ilgilendiren izlem başlıklarından biridir. Beklenen artış herkes için aynı değildir; gebelik öncesindeki beden ölçülerine göre değişir. Ayrıca bu artış gebelik boyunca eşit dağılmaz. Aşağıda kilo alımının neye göre belirlendiği, dönemlere göre beklenen değişim, alınan kilonun neye karşılık geldiği ve takibin nasıl yapıldığı genel hatlarıyla açıklanmıştır.

Kilo Alımı Neye Göre Belirlenir?

Gebelikte beklenen kilo artışının belirlenmesinde başlangıç noktası, gebelik öncesindeki beden kütle indeksidir. Bu değer, kişinin kilosunun boyuna oranlanmasıyla hesaplanır ve zayıf, normal, fazla kilolu ile obez şeklinde gruplandırılır. Beklenen toplam artış aralığı her grup için farklıdır. Gebelik öncesinde daha düşük indekse sahip olanlarda beklenen artış daha yüksek, daha yüksek indekse sahip olanlarda ise daha sınırlı tutulur.

Yaygın kullanılan sınıflandırmada normal aralıktaki bir kadın için gebelik boyunca on bir ile on altı kilogram arasında bir artış beklenir. Zayıf sayılan grupta bu aralık bir miktar yukarı, fazla kilolu grupta ise aşağı kayar. Bu sayılar kesin sınırlar değil, izlemde yol gösteren aralıklardır ve kişiye göre uyarlanır.

Beklenen artışı etkileyen başka etkenler de vardır. Çoğul gebeliklerde beklenen toplam artış tek gebeliğe göre daha yüksektir. Gebelik öncesinde bulunan şeker hastalığı, tiroit bezine ait durumlar ya da tansiyon yüksekliği gibi tablolar da hedefin bireysel olarak belirlenmesini gerektirir. Bu nedenle kişiye özgü hedefin gebelik takibinin başında konuşulması yerinde olur.

İlk Üç Ayda Ne Kadar Artış Beklenir?

Gebeliğin ilk üç ayında bebeğin boyutu henüz çok küçüktür ve enerji ihtiyacında belirgin bir artış oluşmaz. Bu nedenle bu dönemde beklenen kilo artışı sınırlıdır. Yaygın kullanılan sınıflandırmada bu dönem için yarım ile iki kilogram arasında bir değişim olağan kabul edilir ve bu aralık gebelik öncesi beden kütle indeksinden bağımsız olarak benzer biçimde verilir. Bu dönemde hiç kilo alınmaması da tek başına sorun anlamına gelmez.

Bulantı ve kusma bu dönemde sık görüldüğünden, bazı gebelerde kilo artışı yerine bir miktar kayıp gözlenebilir. Yiyecek kokularına karşı gelişen hassasiyet ve iştah değişikliği bu tabloya katkı verir. Sınırlı düzeydeki bir kaybın bebeğin gelişimini olumsuz etkilemesi beklenmez; ancak kaybın belirginleşmesi durumunda değerlendirme gerekir.

Bu dönemde sık yapılan bir yorum, iki kişilik beslenilmesi gerektiği düşüncesidir. Enerji ihtiyacındaki artış ilk üç ayda neredeyse yok denecek düzeydedir. Bu dönemde önemli olan miktarı artırmak değil, folik asit gibi belirli mikro besinlerin yeterli alınmasıdır. Bu desteklerin kullanımı hekim önerisiyle düzenlenir.

Sonraki Aylarda Haftalık Artış Ne Olmalı?

İkinci üç aylık dönemden itibaren bebeğin büyüme hızı artar ve buna bağlı olarak kilo artışı belirginleşir. Bu dönemde artışın haftalık olarak izlenmesi, toplam sayıya bakmaktan daha bilgilendiricidir. Normal aralıktaki bir gebede haftada yaklaşık dört yüz gram civarında bir artış beklenen seyir olarak kabul edilir.

Bu değer de gruplara göre değişir. Gebelik öncesinde zayıf sayılan grupta beklenen haftalık artış bir miktar daha yüksek, fazla kilolu grupta ise daha düşüktür. Artışın haftadan haftaya küçük dalgalanmalar göstermesi olağandır; değerlendirmede tek bir haftanın ölçümü yerine birkaç haftalık eğilim dikkate alınır.

Son haftalarda artış hızının yavaşlaması da görülebilir. Bebeğin büyümesi sürerken annenin iştahında azalma olması ve mide kapasitesinin daralması bu duruma katkı verir. Bununla birlikte son haftalarda ani ve belirgin bir kilo artışı farklı bir tabloyu düşündürebilir ve ödemle birlikte değerlendirilir.

Alınan Kilonun Ne Kadarı Bebeğe Aittir?

Gebelikte alınan kilonun yalnızca bir bölümü bebeğin ağırlığından oluşur. Doğum sırasındaki bebek ağırlığı genellikle üç ile dört kilogram aralığındadır. Geri kalan artış, gebeliğin sürdürülmesi için gelişen dokulardan ve sıvı birikiminden kaynaklanır.

Bu bileşenler arasında plasenta, bebeğin içinde bulunduğu sıvı, büyüyen rahim ve meme dokusundaki artış yer alır. Bunların her biri yaklaşık yarım ile bir buçuk kilogram arasında katkı verir. Kan hacmindeki artış da önemli bir paya sahiptir; gebelikte dolaşımdaki kan miktarı belirgin biçimde yükselir.

Kalan bölüm ise anne bedeninde biriken yağ ve sıvıdan oluşur. Bu birikim rastgele değildir; doğum sonrası dönemde ve emzirme sürecinde kullanılmak üzere oluşan bir enerji deposu işlevi görür. Bu nedenle gebelikte belirli bir yağ birikiminin olması beklenen ve gerekli bir durumdur.

Fazla Kilo Almanın Riskleri Nelerdir?

Beklenen aralığın belirgin biçimde üzerinde kilo alınması, gebelik döneminde bazı durumların görülme olasılığını artırabilir. Bunların başında gebelik şekeri gelir. Ayrıca tansiyon yüksekliği ve buna eşlik eden tabloların gelişme olasılığı da bu grupta daha yüksek bulunmuştur.

Bebeğin beklenenden iri gelişmesi de gündeme gelebilecek durumlardandır. İri bebek, doğum eyleminin seyrini etkileyebilir ve doğum sırasında ek değerlendirme gerektirebilir. Bu nedenle izlemde bebeğin tahmini ağırlığı ultrason ölçümleriyle takip edilir.

Anne açısından bel ağrısı, bacaklarda ödem, varis ve nefes darlığı gibi şikâyetlerin artması da beklenebilir. Doğum sonrasında ise alınan kilonun geri verilmesi daha uzun sürebilir ve bir bölümü kalıcı hale gelebilir. Bu durum sonraki gebelikler için başlangıç noktasını değiştirir.

Bu bilgilerin kaygı yaratmak yerine izlemi anlamlandırmak için verildiği belirtilmelidir. Beklenenin üzerinde artış görülmesi, sorun gelişeceği anlamına gelmez; yalnızca takibin daha yakından yapılmasını gerektirir.

Az Kilo Alımı Bebeği Etkiler mi?

Beklenenin belirgin biçimde altında kalan kilo artışı da izlem gerektiren bir durumdur. Yetersiz enerji ve besin alımı, bebeğin rahim içinde beklenen hızda büyüyememesiyle sonuçlanabilir. Bu tablo ultrasonla yapılan büyüme ölçümlerinde saptanır.

Az kilo alımının bir diğer olası sonucu, doğumun beklenenden erken gerçekleşme olasılığının artmasıdır. Ayrıca yetersiz beslenmeye bağlı olarak annede kansızlık gelişmesi ve vitamin eksiklikleri ortaya çıkması da gündeme gelebilir. Bu durumlar kan tetkikleriyle izlenir.

Kilo alımının yetersiz kalmasının nedeni her zaman az yemek değildir. Sürekli bulantı ve kusma, tiroit bezine ait durumlar, emilim sorunları ve yoğun kaygı da tabloya katkı verebilir. Bu nedenle yetersiz artış saptandığında nedene yönelik değerlendirme yapılması önerilir.

Kilo Takibi Nasıl Yapılmalı?

Kilo takibinin güvenilir olması için ölçümlerin benzer koşullarda yapılması gerekir. Aynı tartının kullanılması, ölçümün sabah kalkıldıktan ve tuvalet sonrasında yapılması, benzer giysilerle tartılmak sonuçların karşılaştırılabilir olmasını sağlar. Farklı tartılar arasındaki fark, gerçek bir değişim gibi görünebilir.

Ölçüm sıklığı açısından her gün tartılmak genellikle önerilmez. Gün içindeki sıvı değişimleri nedeniyle günlük ölçümler dalgalanma gösterir ve gereksiz kaygıya yol açabilir. Haftada bir kez yapılan ölçüm, eğilimi görmek için yeterlidir. Ölçümlerin bir yere not edilmesi, izlem görüşmelerinde tabloyu değerlendirmeyi kolaylaştırır.

Takipte tek bir haftanın değeri değil, birkaç haftalık seyir esas alınır. Bir haftalık durağanlık ya da belirgin artış tek başına anlam taşımaz. Rutin gebelik izlemlerinde yapılan tartım, ultrason bulguları ve kan basıncı ölçümüyle birlikte değerlendirilir. Bu dönemde kilo kontrolü amacıyla kendi kararıyla katı bir beslenme kısıtlamasına gidilmesi sakıncalıdır; düzenleme hekim değerlendirmesiyle yapılır.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Kilo takibinin bu makaledeki asıl kullanımı, alınan kilonun beklenen aralıkta seyredip seyretmediğini görmektir; ancak tartıdaki sayının birkaç gün içinde iki kilodan fazla sıçraması farklı bir anlam taşır. Böyle bir artış beslenmeyle açıklanamayacak kadar hızlıdır ve vücutta sıvı biriktiğini gösterebilir. Aynı hafta içinde yüzükleri parmaktan çıkarmakta zorlanma ya da sabah gözlerin şiş uyanması tabloya eklenirse, tansiyon ölçümü ve idrar incelemesi öne alınır.

Kilo artışının birkaç hafta boyunca hiç görülmemesi ya da kilo kaybının sürmesi de değerlendirilmelidir. Özellikle ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerde beklenen artışın sağlanamaması, bebeğin büyümesinin ultrasonla izlenmesini gerektirir.

Sürekli kusma nedeniyle yiyecek ve sıvı alınamaması, ağız kuruluğu ve idrar miktarında azalma gelişmesi gecikmeden başvuru gerektiren durumlardır. Şiddetli ve geçmeyen baş ağrısı, görmede bulanıklık, karın üst bölgesinde ağrı ve bebek hareketlerinde azalma da aynı kapsamdadır.

Gebelik öncesinde şeker hastalığı, tiroit bezine ait bir durum ya da tansiyon yüksekliği bulunanlar için kilo hedefinin bireysel olarak belirlenmesi gerekir. Bu durumlarda izlem sıklığı da farklılaşabilir; planlamanın gebeliğin başında yapılması uygun olur.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir