Gebelik döneminde ortaya çıkan öksürük, çoğu zaman basit bir üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlıdır ve kendiliğinden geriler. Bununla birlikte şikâyetin rahatsız edici olması, evde bulunan ya da eczaneden kolayca alınabilen şurupların kullanılmasını akla getirir. Bu ürünlerin gebelikte kullanımı, içerdikleri bileşenlere göre değişen bir başlıktır. Aşağıda şurupların içeriği, hangi bileşenlerin sakınca oluşturduğu ve ilaçsız rahatlama yolları genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Öksürük Şurupları Neler İçerir?
Piyasada bulunan öksürük şurupları tek bir grup oluşturmaz. İçerik açısından temel olarak iki ana kategoriye ayrılırlar. Birinci grup, öksürük refleksini baskılayan bileşenler içerir ve kuru öksürük için tasarlanmıştır. İkinci grup, balgamı sulandırarak atılmasını kolaylaştıran bileşenler taşır.
Bunların yanı sıra birçok üründe ek bileşenler bulunur. Burun tıkanıklığını açmaya yönelik damar büzücü maddeler, alerjik bulguları azaltmayı amaçlayan antihistaminikler ve ateş ile ağrıya yönelik etken maddeler bu kapsamda sayılır. Bazı ürünler bu bileşenlerin birkaçını bir arada içerir.
Etken maddelerin dışında yardımcı maddeler de bulunur. Şurup kıvamını sağlayan şeker ya da tatlandırıcılar, koruyucular, renklendiriciler ve bazı ürünlerde çözücü olarak kullanılan alkol bu gruptadır. Bitkisel içerikli ürünlerde ise çeşitli bitki özleri yer alır.
Bu çeşitlilik nedeniyle şurupların gebelikte kullanımı hakkında tek bir yanıt verilemez. Değerlendirme ürün ürün, içindeki her bileşen ayrı ayrı ele alınarak yapılır. Bu nedenle etiket üzerindeki içerik listesinin okunması ve ürünün hekim ya da eczacıya sorulması gerekir.
Hangi İçerikler Gebelikte Sakıncalıdır?
Sakınca oluşturabilen bileşenlerin başında burun tıkanıklığına yönelik damar büzücü maddeler gelir. Bu maddeler damarları daraltarak etki gösterir ve bu etkinin plasenta dolaşımına yansıma olasılığı nedeniyle gebelikte, özellikle ilk üç ayda tercih edilmez. Bu bileşenler birçok kombine soğuk algınlığı ürününde bulunur.
İkinci grup, ağrı kesici ve ateş düşürücü bileşenlerdir. Bazı ürünlerde bulunan iltihap giderici etken maddeler gebeliğin özellikle son döneminde önerilmez; bebekteki bir damar yapısını ve amniyon sıvısı miktarını etkileyebildikleri bilinmektedir. Bu nedenle içeriğinde ağrı kesici bulunan kombine ürünler dikkat gerektirir.
Öksürük baskılayıcı bileşenler de değerlendirme gerektirir. Bunların bir bölümü gebelikte kullanılabilir kabul edilirken bir bölümü için yeterli veri bulunmaz. Kodein türevi içeren ürünler ise ayrı bir başlık oluşturur ve genel olarak tercih edilmez.
Bitkisel ürünlerin doğal olmaları nedeniyle güvenli sayılması yaygın ancak yanlış bir varsayımdır. Bazı bitkilerin rahim kasılmalarını uyarabildiği bilinmektedir. Bu nedenle bitkisel şuruplar ve bitki çayları da hekime danışılmadan kullanılmamalıdır. Genel ilke, gebelikte hiçbir ilacın kendi kendine başlanmamasıdır.
Alkol İçeren Şuruplar Kullanılabilir mi?
Bazı şurup formülasyonlarında, etken maddelerin çözünmesini sağlamak amacıyla belirli oranda alkol bulunur. Bu bilgi genellikle ürünün kutusunda ya da prospektüsünde yer alır ancak çoğu zaman gözden kaçar.
Gebelikte alkol tüketimi için güvenli kabul edilen bir alt sınır belirlenmemiştir. Bu nedenle genel yaklaşım, alkol alımından tümüyle kaçınılması yönündedir. Şuruplardaki miktarın düşük olması bu ilkeyi değiştirmez; alkolsüz seçenek varken alkol içeren bir ürünün tercih edilmesi için gerekçe bulunmaz.
Uygulamada birçok şurubun alkolsüz biçimi bulunur. Eczacıya bu özelliğin sorulması, uygun seçeneğin belirlenmesini kolaylaştırır. Etiket üzerinde alkol içeriği belirtilmemişse ürünün sorulmadan kullanılmaması yerinde olur.
Aynı dikkat, ağız gargaraları ve bazı burun spreyleri gibi diğer ürünler için de geçerlidir. Bu ürünlerin bir bölümünde de alkol bulunabilir. Evde bulunan ve daha önce kullanılmış ürünlerin gebelikte de uygun olduğu varsayılmamalıdır.
Balgam Söktürücüler Uygun mudur?
Balgam söktürücü olarak adlandırılan ürünler, salgıyı sulandırarak öksürükle atılmasını kolaylaştırmayı amaçlar. Bu gruptaki bazı etken maddeler için gebelikte kullanım deneyimi görece geniştir; bazıları için ise veri sınırlıdır. Bu nedenle grup olarak tek bir değerlendirme yapılamaz.
Bu ürünlerin sağladığı yararın ne düzeyde olduğu da tartışılan bir konudur. Yapılan değerlendirmelerde, balgam söktürücülerin şikâyet süresini belirgin biçimde kısaltmadığı yönünde bulgular bildirilmiştir. Bu nedenle beklenen yararla olası riskin birlikte tartılması gerekir.
Balgamın sulandırılması açısından en sık önerilen yaklaşım, yeterli sıvı alınmasıdır. Su, ılık çorba ve uygun bulunan bitki çayları salgının kıvamını azaltarak atılmasını kolaylaştırır. Bu yaklaşım ek bir risk taşımaz ve gebelikte rahatlıkla uygulanabilir.
Buna karşılık kuru öksürükte balgam söktürücü kullanımı zaten uygun değildir; bu ürünler atılacak salgının bulunduğu durumlar için tasarlanmıştır. Öksürüğün türünün belirlenmesi ve buna göre bir yaklaşım seçilmesi hekim değerlendirmesini gerektirir.
İlaçsız Öksürük Nasıl Rahatlatılır?
İlaç kullanmadan uygulanabilecek yaklaşımların başında sıvı alımının artırılması gelir. Bol sıvı, hem salgının kıvamını azaltır hem boğazdaki kuruluğu giderir. Ilık içeceklerin tercih edilmesi, boğazdaki uyarılma duygusunu daha belirgin biçimde hafifletebilir.
Ortam havasının nemlendirilmesi ikinci başlıktır. Özellikle kış aylarında ısıtma nedeniyle kuruyan hava, öksürüğü tetikleyen bir etkendir. Nemlendirici kullanılması ya da ılık duş buharının solunması rahatlama sağlayabilir. Nemlendiricilerin düzenli temizlenmesi, küf ve bakteri üremesini önlemek açısından önemlidir.
Bal, boğaz tahrişini azaltmada uzun süredir kullanılan ve gebelikte sakınca oluşturmayan bir seçenektir. Ilık suya ya da bitki çayına eklenebilir. Tuzlu suyla gargara yapılması da boğaz şikâyetlerinde rahatlatıcı bulunur. Deniz suyu içeren burun spreyleri, burun akıntısının boğaza kaçmasına bağlı öksürükte yardımcı olabilir.
Uyku düzeniyle ilgili küçük bir değişiklik de fark yaratabilir. Baş kısmının yükseltilerek yatılması, gece öksürüğünü azaltabilir; bu düzenleme aynı zamanda gebelikte sık görülen reflü şikâyetine de katkı sağlar. Sigara dumanından, keskin kokulardan ve tozdan uzak durmak tetikleyicileri azaltır.
Öksürük Ne Kadar Sürerse Araştırılmalı?
Basit bir üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlı öksürüğün genellikle bir ile üç hafta içinde gerilemesi beklenir. Bu süre içinde şikâyetin kademeli olarak azalması olağan seyirdir. İlk günlerde belirgin olan öksürüğün zamanla seyrekleşmesi beklenen bir gidiştir.
Üç haftayı aşan öksürük ise araştırılması gereken bir tablo olarak değerlendirilir. Bu süre, olağan iyileşme sürecinin dışına çıkıldığını düşündürür. Sekiz haftayı aşan öksürükler ise kronik olarak adlandırılır ve daha ayrıntılı inceleme gerektirir.
Sürenin yanı sıra seyir de bilgi verir. Azalmakta olan öksürüğün yeniden şiddetlenmesi, ateşin ikinci kez yükselmesi ya da yeni bulguların eklenmesi değerlendirme gerektirir. Bu tablo, ikincil bir enfeksiyonun geliştiğini düşündürebilir.
Gebelikte öksürüğün nedeni her zaman enfeksiyon olmayabilir. Reflü, alerjik durumlar, burun akıntısının boğaza kaçması ve astım da öksürüğe yol açabilen başlıklardır. Bu nedenle uzayan öksürükte kendi kendine ürün denemek yerine nedenin araştırılması daha uygun bir yaklaşımdır.
Hangi Belirtiler Akciğer Sorununu Düşündürür?
Öksürüğe eşlik eden bazı bulgular, tablonun üst solunum yollarının ötesine geçtiğini düşündürebilir. Bunların başında nefes darlığı gelir. Olağan etkinlikler sırasında ortaya çıkan ya da dinlenme sırasında da süren nefes darlığı değerlendirme gerektirir.
Nefes alırken duyulan hışıltı sesi, göğüste sıkışma hissi ve derin nefes alırken artan göğüs ağrısı da dikkate alınması gereken bulgulardır. Ağrının tek taraflı olması ve nefesle belirginleşmesi ayrıca bildirilmelidir.
Balgamın niteliği bilgi verir. Koyu sarı, yeşil renkli ya da kanla karışık balgam, ateş yüksekliği ve titremeyle birlikte görüldüğünde akciğer dokusunun etkilendiğini düşündürebilir. Üç günü aşan yüksek ateş de değerlendirme gerektirir.
Bunlara ek olarak dudak ve tırnaklarda morarma, olağandışı yorgunluk, gece terlemeleri ve açıklanamayan kilo kaybı gecikmeden başvuru gerektiren bulgulardır. Kalp atışının hızlanması ve baş dönmesi de bu kapsamda değerlendirilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Gebelikte herhangi bir ilaç ya da bitkisel ürün kullanılmadan önce hekime danışılması temel bir ilkedir. Reçetesiz satılan ürünlerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir; satın alınabilir olmaları gebelikte uygun oldukları anlamına gelmez.
Öksürüğün üç haftadan uzun sürmesi, azalmakta olan şikâyetin yeniden şiddetlenmesi ya da uykuyu bölecek düzeye ulaşması başvuru gerekçeleridir. Öksürüğe bağlı olarak kusma gelişmesi ya da idrar kaçırma şikâyetinin ortaya çıkması da bildirilmelidir.
Nefes darlığı, hışıltı, göğüs ağrısı, kanlı balgam, üç günü aşan yüksek ateş ve dudaklarda morarma gecikmeden değerlendirme gerektiren bulgulardır. Bu tabloda beklemek uygun değildir.
Gebeliğe özgü bulgular ayrıca dikkat gerektirir. Şiddetli öksürük sonrasında karın ağrısı, kasılma, vajinal kanama ya da su gelmesi biçiminde tanımlanan sıvı akıntısı gelişmesi, bebek hareketlerinde azalma fark edilmesi durumlarında beklemeden başvurulmalıdır. Astım gibi bilinen bir solunum yolu hastalığı bulunanlarda öksürüğün belirginleşmesi de değerlendirme gerektirir.
