Tiroid bezinin işleyişi, gebelik takibinde yakından izlenen konulardan biridir. Bu bezden salgılanan hormonlar, bebeğin beyin gelişiminde doğrudan rol oynar ve gebeliğin ilk aylarında bebek tümüyle anneden gelen hormona bağımlıdır. Gebelik ayrıca tiroid bezinin çalışma düzenini değiştirir; bu nedenle gebelik dışında geçerli olan değerlendirme ölçütleri burada aynen kullanılmaz. Aşağıda bu konunun ayrıntıları açıklanmıştır.
Tiroid Hormonları Gebelikte Neden Önemlidir?
Tiroid hormonları, bedendeki hemen her hücrenin çalışma hızını düzenler. Gebelikte bu işlev iki katmanlı hale gelir; hem annenin metabolizması hem de bebeğin gelişimi bu hormonlara bağlıdır. Bebeğin kendi tiroid bezi ancak on ikinci hafta dolaylarında çalışmaya başlar ve tam kapasiteye ulaşması daha da uzun sürer.
Bu nedenle gebeliğin ilk üç ayında bebeğin gereksinim duyduğu hormonun tamamı anneden gelir. Bu dönem, beyin gelişiminin en hızlı olduğu evreye denk gelir. Annedeki yetersizlik, bu kritik dönemde bebeğin sinir sistemi gelişimini etkileyebilir. Bu, tiroid değerlendirmesinin neden erken dönemde yapıldığını açıklar.
Gebelik, tiroid bezine ek bir yük getirir. Gebelik hormonu olan hCG, yapısal benzerliği nedeniyle tiroid bezini uyarır ve ilk üç ayda hormon üretimini artırır. Aynı dönemde östrojenin etkisiyle hormonu taşıyan proteinlerin miktarı yükselir. Bunların sonucunda bezin üretim gereksinimi yaklaşık yarı oranında artar; sağlıklı bir bez bu artışı karşılayabilirken, kapasitesi sınırlı bir bez karşılayamaz.
Hangi Testler Ne Sıklıkta Bakılır?
Temel test, tiroid uyarıcı hormon olarak bilinen TSH ölçümüdür. Bu hormon beyinden salgılanır ve tiroid bezini uyarır; düzeyi bezin çalışma durumunu dolaylı olarak gösterir. Bezin az çalıştığı durumlarda TSH yükselir, fazla çalıştığı durumlarda düşer.
TSH'nin anormal bulunması durumunda serbest T4 ölçümü eklenir. Bu test, kanda dolaşan etkin hormon miktarını gösterir. Gerektiğinde serbest T3 de bakılabilir. Tiroid bezine yönelik antikorların ölçülmesi, otoimmün bir tiroid hastalığının varlığını göstermesi açısından değerlidir; bu antikorlar bulunduğunda takip daha yakın yapılır.
Ölçüm zamanlaması kişinin durumuna göre belirlenir. Bilinen bir tiroid hastalığı bulunanlarda ilk muayenede ölçüm yapılır ve gebeliğin ilk yarısında dört ile altı haftada bir tekrarlanır. Doz değişikliği yapıldığında dört hafta sonra kontrol istenir. Bilinen hastalığı olmayanlarda ise ilk muayenede yapılan ölçüm çoğu durumda yeterlidir. Sonuçların laboratuvara göre değişebileceği ve rapordaki referans aralığının esas alınması gerektiği göz önünde bulundurulur.
Gebelikte Hedef Değerler Nelerdir?
Gebelikte TSH için kabul edilen aralık, gebelik dışındakinden farklıdır. Gebelik hormonunun tiroid bezini uyarması nedeniyle TSH düzeyi ilk üç ayda doğal olarak bir miktar düşer. Bu nedenle bu dönemde düşük ölçülen bir TSH, tek başına bezin fazla çalıştığını göstermeyebilir.
Öncelikli yaklaşım, ölçümün yapıldığı merkezin kendi gebelik dönemi referans aralığının kullanılmasıdır. Böyle bir bandın bulunmadığı hallerde, gebe olmayan yetişkin için geçerli üst sınırdan bir miktar aşağı inilmesi yaygın olarak benimsenir; ilk üç ay için bildirilen tavan çoğu kaynakta 4,0 mIU/L dolaylarındadır ve ilerleyen dönemlerde gebelik öncesi banda doğru yaklaşır. Geçmiş yıllarda bu dönem için 2,5 mIU/L gibi sabit ve daha alçak bir eşik önerilmiş, sonraki değerlendirmelerde bu sayının herkese aynı katılıkla uygulanmasının gerekmediği belirtilmiştir. Türkiye'deki raporlarda hâlâ eski eşiğe göre yorum yapılan durumlara rastlanabildiğinden, sonucun hangi banda göre okunduğunun bilinmesi önem taşır.
Bu değerlerin kesin sınırlar olmadığını belirtmek gerekir. Sonuç tek başına değerlendirilmez; serbest T4 düzeyi, antikor durumu, kişinin şikâyetleri ve gebelik haftası birlikte ele alınır. Sınır değere yakın sonuçlarda ölçümün tekrarlanması tercih edilebilir.
Az Çalışan Tiroid Bebeği Nasıl Etkiler?
Tiroid bezinin yeterli hormon üretememesi hipotiroidi olarak adlandırılır. Tedavi edilmeyen belirgin hipotiroidide gebelik kaybı, erken doğum, tansiyon yükselmesi, bebeğin eşinin erken ayrılması ve bebeğin beklenenden küçük kalması daha sık bildirilmiştir.
Bebeğin sinir sistemi gelişimi açısından ilk üç ay ayrıca önemlidir. Bu dönemde annedeki belirgin hormon yetersizliğinin, çocukluk çağındaki bilişsel gelişimi etkileyebileceği bildirilmiştir. Bu nedenle tedaviye erken başlanması ve doz ayarının zamanında yapılması önem taşır.
Bu bilgilerin yerinde biçimde anlaşılması gerekir. Tedavi edilen ve hormon düzeyi hedef aralıkta tutulan gebeliklerde bu tablolar beklenmez. Tedavide kullanılan levotiroksin, bedenin ürettiği hormonun aynısıdır ve gebelikte güvenle kullanılır. Erken tanı ve düzenli takip ile tablo büyük ölçüde giderilebilir.
Fazla Çalışan Tiroidde Yaklaşım Nasıldır?
Tiroid bezinin fazla hormon üretmesi hipertiroidi olarak adlandırılır. Gebelikte en sık nedeni Graves hastalığıdır. Bu tabloda çarpıntı, kilo kaybı, sıcak basması, titreme, huzursuzluk ve terleme artışı görülebilir.
Gebeliğin ilk aylarında görülen geçici bir tablo da bu bulguları yaratabilir. Gebelik hormonunun yüksek olduğu dönemde tiroid bezinin aşırı uyarılması, geçici hipertiroidi tablosuna yol açar ve sıklıkla yoğun bulantı ile birlikte görülür. Bu tablo genellikle on sekizinci hafta dolaylarında kendiliğinden geriler ve tedavi gerektirmez. Bu ayrımın yapılması önemlidir.
Gerçek hipertiroidi saptandığında ilaç tedavisi uygulanır. Gebelikte kullanılabilen ilaçlar bulunur ve seçim gebelik dönemine göre yapılır; ilk üç ayda tercih edilen ilaç ile sonraki dönemde tercih edilen farklılık gösterebilir. En düşük etkili dozun kullanılması hedeflenir. Radyoaktif iyot tedavisi gebelikte uygulanmaz.
İlaç Dozu Nasıl Ayarlanır?
Gebelik öncesinde levotiroksin kullanan kişilerde, gebelik öğrenildiği anda doz artırımı gerekir. Yaygın uygulama, haftalık toplam dozun yaklaşık yüzde yirmi ile otuz oranında artırılmasıdır; bu, haftada iki ek doz alınması biçiminde uygulanabilir. Bu düzenlemenin beklenmeden yapılması önerilir.
Doz artırımının ardından dört hafta sonra kontrol ölçümü yapılır ve sonuca göre yeniden ayarlama yapılır. Gebelik ilerledikçe gereksinimin artması olağandır; bu nedenle takip boyunca birkaç kez doz değişikliği gerekebilir. Doğumdan sonra ise gereksinim hızla azalır ve doz gebelik öncesi düzeye geri çekilir.
İlacın alınma biçimi de emilimi etkiler. Aç karnına, kahvaltıdan en az yarım saat önce ve bir bardak su ile alınması önerilir. Demir ve kalsiyum takviyeleri emilimi belirgin biçimde azaltır; bu nedenle bu takviyelerle arasında en az dört saat bulunmalıdır. Aynı durum bazı mide ilaçları için de geçerlidir. Bu ayrıntıya uyulmaması, doz yeterli olsa bile hedef değere ulaşılamamasına yol açabilir.
Doğum Sonrası Tiroid Sorunu Gelişir mi?
Doğum sonrası tiroidit, doğumu izleyen bir yıl içinde ortaya çıkabilen bir tablodur. Gebelik boyunca baskılanan bağışıklık sisteminin doğum sonrasında yeniden etkinleşmesiyle ilişkilendirilir. Tiroid antikorları bulunan kişilerde daha sık görülür.
Tablo çoğunlukla iki evreli seyreder. İlk evrede bezden depolanmış hormonun salınmasıyla geçici bir fazla çalışma dönemi yaşanır; çarpıntı, huzursuzluk ve kilo kaybı görülebilir. Bunu izleyen evrede ise az çalışma dönemi gelir; yorgunluk, kilo alma, kabızlık ve üşüme belirginleşir.
Bu şikâyetler doğum sonrası dönemin olağan yorgunluğuyla ya da doğum sonrası çökkünlükle karıştırılabilir. Bu nedenle yakınmaların sürmesi durumunda tiroid işlevlerinin değerlendirilmesi önerilir. Tablo çoğu kişide bir yıl içinde kendiliğinden düzelir; ancak bir bölümünde kalıcı hipotiroidi gelişir. Bu nedenle tanı konan kişilerde uzun dönem izlem yapılması uygun olur.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Bilinen bir tiroid hastalığı bulunan kişilerde, gebelik öğrenildiği anda beklenmeden başvurulması gerekir. Doz düzenlemesinin erken yapılması, ilk haftaların uygun hormon düzeyiyle geçirilmesini sağlar. Gebelik planlanıyorsa değerlendirmenin önceden yapılması daha uygundur.
Aşırı yorgunluk, üşüme, kabızlık, ses kalınlaşması, ciltte kuruluk ve beklenenin üzerinde kilo artışı hipotiroidiyi düşündüren bulgulardır. Çarpıntı, kilo kaybı, sıcak basması, el titremesi, huzursuzluk ve uyku güçlüğü ise hipertiroidi yönünden değerlendirilir.
Boyunda şişlik ya da yutkunmada güçlük hissedilmesi ayrıca incelenmelidir. Ailesinde tiroid hastalığı öyküsü bulunanlar, daha önce tiroid hastalığı geçirmiş olanlar ve tekrarlayan gebelik kaybı öyküsü bulunanlar için gebelik döneminde değerlendirme önem taşır. Doğum sonrası dönemde süren yorgunluk, çarpıntı ve duygu durumu değişiklikleri de bu açıdan gözden geçirilmelidir.
