Genital siğiller, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar arasında sık karşılaşılan tablolardan biridir. Yol açtıkları oluşumlar çoğu zaman ağrı vermez, ancak kaygıya neden olabilir. Enfeksiyonun seyri kişiden kişiye belirgin biçimde değişir. Bir bölümü kendiliğinden gerilerken, bir bölümü tekrarlayabilir. Aşağıda etken virüs, bulaşma yolları, belirtiler ve korunma seçenekleri açıklanmıştır.
Genital Siğile Hangi Virüs Yol Açar?
Genital siğillere HPV adı verilen insan papilloma virüsü yol açar. Bu virüsün yüzden fazla türü tanımlanmıştır. Türlerin bir bölümü deri siğillerine, bir bölümü ise genital bölgeyi etkileyen tablolara neden olur. Genital bölgeyi etkileyen türler kendi içinde iki gruba ayrılır. Bu ayrım hastalığın seyri açısından önem taşır.
Düşük riskli olarak adlandırılan türler siğil oluşumundan sorumludur. Bu türlerin hücrelerde kansere ilerleyen değişiklik yapması beklenmez. Genital siğillerin büyük bölümü iki türle ilişkilendirilir. Bu türler yaygın olarak bulunur ve kolay aktarılır. Bu nedenle siğiller sık karşılaşılan bir tablo oluşturur.
Yüksek riskli olarak adlandırılan türler ise farklı bir seyir gösterir. Bu türler siğil oluşturmaz, ancak hücrelerde zaman içinde değişikliğe yol açabilir. Rahim ağzı kanseri bu türlerin kalıcı enfeksiyonuyla ilişkilendirilir. Süreç yıllar alır ve düzenli tarama ile erken dönemde saptanabilir. İki grubun ayrımı bu nedenle önemlidir.
Virüs, derinin ve mukozanın en alt tabakasındaki hücrelere yerleşir. Bu hücrelerde çoğalarak yüzeye doğru taşınır. Yüzeye ulaştığında hücrelerin hızlı çoğalmasına yol açar. Ortaya çıkan kabarıklık siğil olarak görülür. Bu mekanizma siğillerin neden yüzeyde ve sınırlı alanda geliştiğini açıklar.
Siğiller Nasıl Bulaşır?
Bulaş, virüsü taşıyan bir kişiyle deri teması yoluyla gerçekleşir. Cinsel temas en sık bulaş yoludur. Vajinal, anal ve oral temaslar bu kapsamda değerlendirilir. Virüs, temas eden deri bölgeleri arasında aktarılır. Bu nedenle bulaş için içeri geçiş gerekmez.
Görünür siğil bulunmayan kişilerden de bulaş olabilir. Virüs, hiçbir bulgu vermeden deri hücrelerinde bulunabilir. Bu durumda kişi virüs taşıdığını bilmez. Bu özellik, enfeksiyonun toplumda yaygın biçimde yayılmasını açıklar. Bu nedenle bulaş, bir bilgi ya da dikkat sorunu olarak değerlendirilmez.
Bariyer yöntemler bulaş olasılığını azaltır ancak tümüyle ortadan kaldırmaz. Bunun nedeni bariyerin temas eden tüm deri bölgelerini kapatmamasıdır. Kasık bölgesi ve uyluk iç yüzü örtülmediğinde bu alanlar üzerinden aktarım olabilir. Yine de düzenli kullanım korumaya belirgin katkı sağlar. Bu nedenle önerilmeyi sürdürür.
Doğum sırasında anneden bebeğe geçiş olasıdır ancak seyrek görülür. Bu durumda bebeğin solunum yollarında lezyon gelişebilir. Ortak eşya kullanımıyla bulaş beklenmedik kabul edilir. Havuz, tuvalet ve havlu yoluyla aktarım gösterilmemiştir. Bu bilgi gereksiz kaygının önüne geçer.
Bulaştan Sonra Belirtiler Ne Zaman Ortaya Çıkar?
Bulaş ile siğillerin görünmesi arasındaki süre değişkendir. Bu süre genellikle üç hafta ile sekiz ay arasında bildirilir. Ortalama olarak iki ile üç ay arasında bir gecikme beklenir. Ancak bu süre çok daha uzun olabilir. Bazı kişilerde yıllar sonra siğil ortaya çıkabilir.
Bu belirsizlik, bulaşın ne zaman gerçekleştiğini belirlemeyi güçleştirir. Siğilin ortaya çıktığı dönem, bulaşın gerçekleştiği dönemi göstermez. Bu nedenle siğil saptanması, yakın zamandaki bir temasa bağlanamaz. Bu bilgi ilişkiler açısından önem taşır. Sürecin karşılıklı anlayışla değerlendirilmesi yerinde olur.
Sürenin değişkenliğinde bağışıklık sisteminin durumu belirleyicidir. Güçlü bir bağışıklık yanıtı virüsün çoğalmasını baskılayabilir. Bu durumda siğil hiç gelişmeyebilir ya da geç ortaya çıkabilir. Bağışıklığı etkileyen durumlarda ise siğiller daha hızlı ve yaygın gelişebilir. Gebelik de bu dengeyi etkileyen dönemlerden biridir.
HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü hiçbir belirti vermeden geçer. Bağışıklık sistemi virüsü genellikle iki yıl içinde temizler. Bu süreçte kişi durumdan habersiz olabilir. Siğil gelişmesi, enfeksiyonun görünür hale geldiği daha az sıklıktaki durumu oluşturur. Bu nedenle siğil, enfeksiyonun tek göstergesi sayılmaz.
Siğiller Hangi Şikâyetlere Neden Olur?
Siğillerin çoğu belirgin bir şikâyet yaratmaz. Kişi çoğu zaman oluşumu yıkanırken ya da giyinirken fark eder. Ağrı beklenen bir bulgu değildir. Bu özellik, siğillerin uzun süre fark edilmeden kalabilmesini açıklar. Şikâyet yokluğu, değerlendirme gerekmediği anlamına gelmez.
Bazı kadınlarda hafif kaşıntı ve tahriş hissi bildirilir. Bu şikâyet, siğillerin sürtünmeye maruz kalan bölgelerde bulunmasıyla ilişkilidir. Dar giysiler ve yürüme sırasında rahatsızlık artabilir. Büyük ve kümelenmiş siğiller bu şikâyeti belirginleştirebilir. Bölgede yanma hissi de tarif edilebilir.
Siğiller sürtünme ile yüzeyden zedelenirse kanama görülebilir. Bu kanama genellikle azdır ve kendiliğinden durur. İlişki sırasında ya da sonrasında lekelenme olabilir. Tahriş olan lezyonlarda hassasiyet gelişebilir. Bu durumlarda değerlendirme önerilir.
Yerleşim yerine göre farklı şikâyetler ortaya çıkabilir. İdrar kanalı girişindeki lezyonlar idrar akışında değişikliğe yol açabilir. Vajina içindeki siğiller akıntı artışına neden olabilir. Makat çevresindeki lezyonlar tuvalet sonrasında rahatsızlık yaratabilir. Bu şikâyetler yerleşim yerinin belirlenmesine yardımcı olur.
Genital Siğil Kendiliğinden Geçer mi?
Siğillerin bir bölümü herhangi bir uygulama yapılmadan kendiliğinden gerileyebilir. Bu gerileme, bağışıklık sisteminin virüse karşı geliştirdiği yanıtla ilişkilidir. Süreç aylar alabilir. Bazı kaynaklarda iki yıl içinde belirgin bir bölümünün gerilediği bildirilmiştir. Ancak bu seyir herkeste görülmez.
Siğiller aynı sürede sayıca artabilir ya da boyut olarak büyüyebilir. Bu iki karşıt seyir, bağışıklık yanıtının kişiden kişiye değişmesiyle açıklanır. Bu nedenle beklemek ya da yaklaşım uygulamak arasındaki karar kişiye göre verilir. Lezyonların sayısı, boyutu ve yerleşimi bu kararda rol oynar. Kişinin tercihi de göz önünde bulundurulur.
Siğillerin gerilemesi, virüsün vücuttan tümüyle temizlendiği anlamına gelmez. Virüs deri hücrelerinde sessiz halde kalabilir. Bu durumda ileride yeniden siğil gelişmesi olasıdır. Tekrarlama sık karşılaşılan bir durumdur. Bu seyir, uygulanan yaklaşımın başarısız olduğu anlamına gelmez.
Kendi kendine siğil çıkarmaya ya da üzerine ürün uygulamaya çalışmak uygun değildir. Bu girişimler tahrişe, yaralanmaya ve enfeksiyona yol açabilir. Ayrıca virüsün çevre bölgelere yayılmasına neden olabilir. Deri siğilleri için satılan ürünler genital bölgede kullanılmaz. Yaklaşım hekim tarafından planlanır.
Gebelikte Siğiller Nasıl Seyreder?
Gebelikte siğiller sayıca artabilir ve boyut olarak büyüyebilir. Bunun nedeni bu dönemde bağışıklık sisteminin farklı çalışması ve hormon düzeylerindeki değişikliktir. Bölgedeki kan akımının artması da bu duruma katkıda bulunur. Bu büyüme çoğu gebede beklenen bir seyirdir. Doğumdan sonra lezyonların gerilemesi sık gözlenen bir durumdur.
Büyüyen siğiller kimi zaman rahatsızlık yaratabilir. Sürtünme sonucu kanama ve tahriş görülebilir. Çok büyük lezyonlar seyrek olarak doğum kanalını etkileyebilir. Bu durum doğum planlamasında değerlendirilir. Ancak siğil varlığı tek başına doğum yöntemini belirlemez.
Gebelikte uygulanabilecek yaklaşımlar sınırlıdır. Bazı yöntemler bu dönemde uygun bulunmaz. Bu nedenle karar hekim tarafından, gebelik haftası ve lezyonların durumu göz önünde bulundurularak verilir. Kişinin kendi kendine ürün kullanması uygun değildir. İzlem çoğu durumda tercih edilen yaklaşımdır.
Doğum sırasında bebeğe geçiş olasıdır ancak seyrek görülür. Bu durumda bebeğin solunum yollarında lezyon gelişebilir. Bu olasılık düşük olduğu için doğum yöntemi genellikle bu nedenle değiştirilmez. Gebelik izleminde rahim ağzı değerlendirmesi de sürdürülür. Plan hekim tarafından belirlenir.
Korunmada HPV Aşısının Yeri Nedir?
HPV aşısı, virüsün belirli türlerine karşı bağışıklık oluşturarak koruma sağlar. Aşının kapsadığı türler, siğil oluşturan düşük riskli türleri ve kansere yol açabilen yüksek riskli türleri içerebilir. Kapsam, kullanılan aşının içeriğine göre değişir. Bu nedenle hangi aşının uygulanacağı hekim tarafından belirlenir. Aşı, var olan enfeksiyonu ortadan kaldırmaz.
Aşıdan beklenen korumanın en yüksek olduğu dönem, cinsel yaşam başlamadan önceki dönemdir. Bu nedenle ergenlik çağında uygulanması önerilir. Uygulama yaşı ülkelere göre farklılık gösterebilir. Doz sayısı, aşının başlandığı yaşa göre belirlenir. Şema hekim tarafından planlanır.
Cinsel yaşamı başlamış kişilerde de aşı uygulanabilir. Bu durumda koruma, henüz karşılaşılmamış türlere karşı sağlanır. Bir türle karşılaşmış olmak, diğer türlere karşı korumayı engellemez. Bu nedenle aşı ileri yaşlarda da değerlendirilebilir. Yararın derecesi kişiye göre değişir.
Aşı, düzenli tarama gereğini ortadan kaldırmaz. Aşının kapsamadığı türler bulunduğu için rahim ağzı taramasının sürdürülmesi önerilir. Bariyer yöntemlerin kullanımı da korumanın bir parçası olarak değerlendirilir. Bu üç yaklaşım birbirini tamamlar. Korunma planı bu bütünlük içinde ele alınır.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Genital bölgede yeni fark edilen bir kabarıklık ya da oluşum değerlendirilmelidir. Ağrısız olması başvuruyu geciktirmemelidir. Bunun nedeni pek çok farklı oluşumun benzer görünebilmesidir. Kişinin kendi kendine tanı koymaya çalışması yerine muayene yapılması yerinde olur. Ayrım muayeneyle yapılır.
Var olan lezyonlarda değişiklik olması da başvuru gerekçesidir. Hızlı büyüme, sayıca artma, renk değişikliği ve kanama dikkate alınır. Lezyonun ağrı ya da belirgin kaşıntı yaratmaya başlaması da değerlendirilir. Bu değişiklikler ek inceleme gerektirebilir. Değerlendirme gecikmeden yapılmalıdır.
Virüsün bulaşmasından sonra siğillerin ortaya çıkması haftalar, kimi zaman aylar alabilir; bu nedenle eşinde siğil bulunan bir kadında o an hiçbir kabartı görülmemesi tabloyu dışlamaz. Böyle bir durumda yakınma olmasa da muayene önerilir ve gerektiğinde belirli aralıklarla yinelenir. Muayene sırasında yalnızca dış bölge değil, vajina içi ve rahim ağzı da incelenir. Aynı görüşmede tarama takviminin neresinde olunduğu gözden geçirilir; hekim izlem sıklığını buna göre belirler.
Siğillerin tedaviden sonra geri gelebilmesi, izlemin belirli bir süre sürdürülmesini gerektirir; virüs deri altında sessiz kalabildiği için ilk aylarda yeni odaklar belirebilir. Bu nedenle siğil öyküsü olan kadınlarda kontrollerin aksatılmaması istenir. Aynı kontrollerde rahim ağzı taramasının takvimi de izlenir; siğile yol açan virüs türleri ile taramada aranan türler farklı olsa da ikisinin bir arada bulunması olasıdır. Aşı hakkında bilgi almak isteyen kadınlar için de bu görüşmeler uygun bir zemin sunar.
