randevu@drelifcetindag.com
Hastalıklar

HPV Aşısı Rahim Ağzı Kanserini Önler mi?

HPV aşısının nasıl çalıştığı, kapsadığı virüs tipleri, uygulama yaşları, aşı sonrası taramanın neden sürdürüldüğü ve yan etkileri üzerine bilgilendirme.

HPV aşısı, rahim ağzı (serviks) sağlığıyla ilgili en çok merak edilen konulardan biridir. Aşının ne yaptığı ve taramanın yerine geçip geçmediği sık sorulur. Aşı, hastalığa yol açan sürecin başlangıcındaki virüs enfeksiyonunu önlemeyi hedefler. Bu yönüyle koruyucu bir uygulamadır. Aşağıda aşının çalışma biçimi, hangi yaşlarda uygulandığı ve tarama ile ilişkisi genel hatlarıyla açıklanmıştır.

HPV Aşısı Nasıl Çalışır?

Aşı, insan papilloma virüsünün dış kabuğunu taklit eden protein parçacıkları içerir. Bu parçacıklar virüsün genetik malzemesini taşımaz; yani bulaşıcı değildir ve enfeksiyon oluşturamaz. Bağışıklık sistemi bu parçacıkları yabancı olarak tanır ve onlara karşı antikor üretir. Böylece vücut, gerçek virüsle karşılaştığında hazır bir yanıt geliştirebilir.

Oluşan antikorlar, virüsün hücrelere tutunmasını ve içeri girmesini güçleştirebilir. Virüs hücreye yerleşemediğinde enfeksiyon kalıcı hâle gelmez. Rahim ağzındaki hücre değişikliklerinin uzun süreli enfeksiyonla ilişkilendirildiği düşünüldüğünde, bu aşamadaki korunmanın süreci baştan etkilemesi beklenir. Aşının koruyucu etkisi bu mekanizmaya dayanır.

Aşı, halihazırda var olan bir enfeksiyonu ortadan kaldırmaz. Vücutta bulunan virüsü temizleme ya da oluşmuş hücre değişikliklerini geriletme özelliği bulunmaz. Bu nedenle aşı bir tedavi yöntemi değil, koruyucu bir uygulamadır. Bu ayrım, aşının hangi dönemde uygulandığında daha fazla katkı sağladığını da açıklar.

Uygulama kas içine yapılır ve doz sayısı yaşa göre değişir. Genç yaşlarda bağışıklık yanıtı daha güçlü olduğu için daha az doz yeterli olabilir. İleri yaşlarda ise doz sayısı artabilir. Uygulama şeması hekim tarafından, kişinin yaşı ve genel sağlık durumu gözetilerek belirlenir.

Aşı Hangi Virüs Tiplerini Kapsar?

Aşının içeriği, kapsadığı tip sayısına göre farklılık gösterir; piyasada iki, dört ve dokuz tipi hedefleyen biçimleri bulunur. Geniş kapsamlı olanlar, hücre değişiklikleriyle en sık ilişkilendirilen tiplerin yanında siğil oluşumundan sorumlu tipleri de içerir. Hangi biçimin uygulanacağı yaşa ve ülkedeki programa göre belirlenir. Aşının içeriğinde virüsün canlı hâli bulunmaz; yalnızca kabuk proteinine benzeyen yapılar yer aldığından, aşıdan enfeksiyon geçmesi söz konusu değildir.

Aşılar bu yüksek riskli tiplerin bir bölümünü kapsayacak biçimde geliştirilmiştir. Farklı içerikte aşılar bulunur; kapsadıkları tip sayısı birbirinden ayrılır. Daha geniş kapsamlı olanlar, hücre değişiklikleriyle en sık ilişkilendirilen tiplerin yanında birkaç tipi daha içerir. Hangi aşının uygulanacağı ülkedeki mevcut seçeneklere ve hekim değerlendirmesine bağlıdır.

Bazı aşılar ayrıca genital siğillerle ilişkilendirilen düşük riskli tipleri de kapsar. Bu tipler hücre değişikliğiyle doğrudan ilişkilendirilmez ancak görünür lezyonlara yol açabilir. Kapsamın genişliği, aşının hangi durumlara karşı katkı sağlayacağını belirler. Bu bilgi uygulama öncesinde kadına anlatılır.

Hiçbir aşı tüm virüs tiplerini kapsamaz. Bu nedenle aşı yaptırmış bir kişide de kapsam dışındaki tiplerle enfeksiyon görülebilir. Bu durum aşının etkisiz olduğu anlamına gelmez; yalnızca korumanın kapsamla sınırlı olduğunu gösterir. Taramanın sürdürülme gerekçesi de büyük ölçüde budur.

Aşı Hangi Yaşlarda Uygulanır?

Aşının en fazla katkı sağladığı dönem, virüsle henüz karşılaşılmamış olan yaşlardır. Bu nedenle uygulama çoğunlukla ergenlik döneminde önerilir. Bu yaşlarda bağışıklık yanıtı daha güçlü oluşur ve genellikle daha az doz yeterli olur. Uygulamanın cinsel yaşam başlamadan önce yapılması hedeflenir.

Kız çocuklarının yanında erkek çocuklara da aşı uygulanabilmektedir. Virüs cinsiyet ayırt etmeksizin bulaşır ve erkeklerde de belirli sonuçlarla ilişkilendirilir. Ayrıca erkeklerin aşılanması, virüsün toplum içinde dolaşımını azaltarak dolaylı bir katkı sağlar. Bu nedenle pek çok programda her iki cinsiyet birlikte ele alınır.

Ergenlik dönemi geçmiş olan gençlere ve erişkinlere de aşı yapılabilir. Bu yaş grubunda uygulama genellikle üç doz olarak planlanır. Beklenen katkı, kişinin daha önce hangi virüs tipleriyle karşılaştığına bağlı olarak değişebilir. Bu nedenle karar kişiye özel değerlendirmeyle verilir.

Aşının uygulanabileceği üst yaş sınırı ülkelere ve mevcut önerilere göre farklılık gösterir. İleri yaşlarda beklenen katkı azalabilir, ancak bu her kişi için aynı değildir. Yeni bir ilişki dönemine giren ya da daha önce virüsle karşılaşmamış olması beklenen kişilerde uygulama gündeme gelebilir. Bu değerlendirme hekimle birlikte yapılır.

Aşı Sonrası Tarama Neden Sürdürülür?

Aşı yaptırmış kadınlarda da rahim ağzı taramasının sürdürülmesi önerilir. Bunun ilk nedeni aşının tüm virüs tiplerini kapsamamasıdır. Kapsam dışındaki tiplerle enfeksiyon görülebilir ve bu enfeksiyonlar hücre değişikliğiyle ilişkilendirilebilir. Tarama, bu olasılığa karşı izlemi sürdürür.

İkinci neden, aşının uygulandığı dönemde kişinin daha önce virüsle karşılaşmış olabilmesidir. Cinsel yaşamı başlamış kadınlarda bu olasılık artar. Aşı var olan enfeksiyonu ortadan kaldırmadığı için, karşılaşılmış tiplere karşı koruma sağlamaz. Bu durum taramanın gerekliliğini sürdürür.

Üçüncü neden, korumanın kişiden kişiye değişebilmesidir. Bağışıklık yanıtının gücü herkeste aynı düzeyde oluşmayabilir. Bağışıklık sistemini etkileyen bir durumu bulunan kişilerde yanıt farklı olabilir. Bu değişkenlik nedeniyle aşı, izlemin yerine geçen bir uygulama olarak görülmez.

Tarama aralıkları aşı durumundan bağımsız olarak yaşa ve önceki sonuçlara göre belirlenir. Yaygın uygulamada tarama belirli bir yaştan sonra başlatılır ve düzenli aralıklarla sürdürülür. Aşı yaptırmış olmak bu programı kısaltmaz. Aşı ve tarama birbirinin yerine geçen değil, birbirini tamamlayan iki uygulamadır.

Cinsel Yaşam Başladıktan Sonra Aşı Yapılır mı?

Cinsel yaşamı başlamış kişilere de aşı uygulanabilir. Bu durumda beklenen katkı, kişinin daha önce hangi tiplerle karşılaşmış olduğuna bağlıdır. Aşı içeriğindeki tiplerden biriyle karşılaşılmışsa o tipe karşı koruma beklenmez. Buna karşılık karşılaşılmamış tiplere karşı koruma sürebilir.

Uygulama öncesinde virüs testi yapılması genellikle gerekli görülmez. Test yalnızca virüsün o anda bulunup bulunmadığını gösterir; geçmişte hangi tiplerle karşılaşıldığını ortaya koymaz. Bu nedenle test sonucu aşı kararını doğrudan belirlemez. Karar, kişinin yaşı ve öyküsü değerlendirilerek verilir.

Daha önce hücre değişikliği saptanmış ve gerekli işlem uygulanmış kadınlarda da aşı gündeme gelebilir. Bu durumda aşının amacı yeni enfeksiyonlara karşı koruma sağlamaktır. Aşı, uygulanmış işlemin yerine geçmez ve izlem programı aynı biçimde sürdürülür. Bu konudaki karar hekim değerlendirmesiyle verilir.

Gebelik döneminde aşı uygulanması önerilmez ve doz şeması gebelik sonrasına ertelenir. Emzirme döneminde ise uygulama genellikle bir engel oluşturmaz. Aşı sırasında gebelik fark edilirse kalan dozlar ertelenir. Bu durumun bilinen bir olumsuz etkisi bildirilmemiştir, ancak temkinli yaklaşım tercih edilir.

Aşının Bilinen Yan Etkileri Nelerdir?

Aşının güvenliği, yıllar boyunca çok sayıda ülkede yürütülen izlem kayıtlarıyla takip edilmektedir. Bu kayıtlarda en çok karşılaşılan durum, uygulama yapılan kolda birkaç gün süren hassasiyettir ve kendiliğinden geriler. Kalıcı bir etkiye ya da doğurganlığın azalmasına ilişkin bir bulgu ortaya konmamıştır. Bağışıklık sistemini baskılayan bir tedavi alan kişilerde uygulamanın zamanlaması ayrıca planlanır. Gebelik döneminde ise aşı ertelenir ve doğum sonrasına bırakılır.

Genel belirtiler arasında hafif ateş, baş ağrısı, yorgunluk ve kas ağrısı sayılabilir. Bu bulgular bağışıklık sisteminin yanıt oluşturma sürecinin bir parçası olarak görülür. Genellikle bir iki gün sürer. Şikâyetlerin uzaması ya da belirginleşmesi durumunda hekime danışılması yerinde olur.

Uygulama sonrası bayılma hissi özellikle ergenlerde bildirilen bir durumdur. Bu nedenle aşı sonrasında kısa bir süre oturarak beklenmesi önerilir. Bu tepki aşının içeriğiyle değil, iğne uygulamasıyla ilişkilendirilir ve benzer durum diğer aşılarda da görülebilir.

Ciddi alerjik tepkiler seyrek bildirilmiştir. Aşı içeriğindeki bileşenlerden birine karşı bilinen bir alerjisi bulunan kişilerde uygulama önerilmez. Bu nedenle uygulama öncesinde alerji öyküsü sorgulanır. Ateşli bir hastalık geçirilen dönemde ise aşı genellikle iyileşme sonrasına ertelenir.

Aşı ve Tarama Birlikte Neden Önemlidir?

Aşı ve tarama, sürecin iki farklı aşamasına yönelir. Aşı, virüsle karşılaşma aşamasında koruma sağlamayı hedefler. Tarama ise virüsün kalıcı hâle geldiği ve hücre değişikliği başladığı aşamada bu değişiklikleri fark etmeyi amaçlar. Bu iki uygulama birbirinin yerine geçmez.

Yalnızca aşıya dayanılması durumunda, kapsam dışındaki tiplerle gelişebilecek değişiklikler gözden kaçabilir. Yalnızca taramaya dayanılması ise değişikliklerin oluşmasını önlemez, yalnızca fark edilmesini sağlar. İki uygulamanın birlikte sürdürülmesi, sürecin hem başlangıcına hem de sonrasına yönelik bir izlem oluşturur.

Aşı yaptırmış olmanın tarama sıklığını azalttığı yönündeki yaygın düşünce doğru değildir. Tarama aralıkları kadının yaşına, seçilen test yöntemine ve önceki sonuçlarına göre belirlenir. Aşı durumu bu aralıkları değiştirmez. Bu nedenle aşılı kadınların da izlem programına düzenli katılması beklenir.

Korunma yöntemlerinin kullanımı da bu bütünün bir parçasıdır. Prezervatif kullanımı virüs bulaşma olasılığını azaltabilir, ancak temas eden tüm bölgeleri kapatmadığı için tam koruma sağlamaz. Sigara kullanımının bırakılması da rahim ağzı sağlığı açısından önerilen genel yaklaşımlar arasında sayılır.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Aşı yaptırmayı düşünen kişilerin uygun yaş, doz sayısı ve zamanlama konusunda hekimle görüşmesi yerinde olur. Bu görüşmede kişinin yaşı, cinsel yaşam öyküsü ve varsa önceki tarama sonuçları değerlendirilir. Uygulanacak aşının kapsamı ve beklenen katkı bu görüşmede anlatılır.

Aşı sonrasında şikâyetlerin birkaç günü aşması ya da belirginleşmesi durumunda başvuru önerilir. Uygulama bölgesinde artan kızarıklık, yüksek ateş ya da yaygın döküntü değerlendirilmelidir. Bu durumlar seyrek görülür ancak gözden geçirilmeleri gerekir.

Aşı yaptırmış olmak, tarama programının dışında kalmayı sağlamaz. Aşının kapsadığı tipler dışında da hücre değişikliğine yol açabilen türler bulunduğundan, belirlenen yaştan itibaren smear ve HPV testi olağan aralıklarla sürdürülür. Bu iki uygulama birbirinin yerine geçmez; biri değişikliğin oluşmasını engellemeye, diğeri oluşmuş bir değişikliği erken yakalamaya yöneliktir. Aşılı bir kadında tarama sonucunun olumsuz gelmesi de bu nedenle beklenmedik bir durum sayılmaz.

Tarama zamanının gelip gelmediği konusunda kararsızlık yaşayan kadınların da başvurması önerilir. Önceki sonuçların ne zaman alındığı ve hangi yöntemle yapıldığı, bir sonraki tarama tarihini belirler. Bu bilgilerin kayıt altında tutulması, izlemin düzenli sürdürülmesini kolaylaştırır.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir