Myomlar, rahim kas tabakasından gelişen iyi huylu kitlelerdir. Ultrason incelemelerinin yaygınlaşmasıyla, hiçbir şikâyet vermeyen küçük myomların rastlantısal olarak saptanması sıklaşmıştır. Böyle bir bulgu her zaman girişim gerektirmez; birçok durumda izlem yeterli olur. Aşağıda küçük myomun hangi ölçüde tanımlandığı, izlemin nasıl yürütüldüğü ve hangi değişikliklerin yeniden değerlendirme gerektirdiği açıklanmıştır.
Küçük Myom Hangi Boyuta Denir?
Myomlar için boyut sınıflandırması, klinik pratikte yaygın biçimde kullanılan bir yaklaşımdır. Genel olarak dört santimetrenin altında kalan myomlar küçük olarak nitelendirilir. Bu sınır kesin bir ölçüt değildir; farklı kaynaklarda benzer ama aynı olmayan değerler kullanılabilir.
Boyutun ultrasonda nasıl ölçüldüğü de sonucu etkiler. Kitlenin üç boyutu ölçülür ve genellikle en büyük çap esas alınır. Ölçüm sırasında incelemeyi yapan hekimin yaklaşımına ve kullanılan cihaza bağlı olarak birkaç milimetrelik farklar ortaya çıkabilir. Bu nedenle küçük değişimler tek başına anlamlı sayılmaz.
Boyutun tek başına yeterli bir ölçüt olmadığını belirtmek gerekir. Bir santimetrelik bir myom rahim boşluğuna doğru büyüyorsa belirgin kanamaya yol açabilirken, beş santimetrelik bir myom dış yüzeyde yer alıyorsa hiçbir şikâyet vermeyebilir. Bu nedenle boyut, yerleşim ve şikâyetlerle birlikte değerlendirilir.
İzleme uygunluk kararı yalnızca ölçüye değil, kaç odak bulunduğuna da bağlıdır. Bir santimetrelik tek bir odak ile aynı ölçüde on odağın bulunması takip açısından farklı anlamlar taşır. İkinci durumda odakların tek tek küçük olması, rahmin bütününün büyümesini engellemez ve komşu organlar üzerinde baskı doğabilir. Karar verilirken bu nedenle rahmin toplam hacmine bakılır.
Belirti Vermeyen Myomlar Nasıl İzlenir?
Şikâyet yaratmayan küçük myomlarda yaygın yaklaşım izlemdir. Bu yaklaşımın dayanağı, myomların önemli bir bölümünün yıllar içinde belirgin değişiklik göstermemesi ve sorun yaratmamasıdır. Bir bulgunun saptanmış olması, tek başına bir işlem gerektiği anlamına gelmez.
İzlem, düzenli aralıklarla yapılan muayene ve ultrason incelemesine dayanır. Her kontrolde myomun boyutu ölçülür, yerleşimi kaydedilir ve rahmin genel durumu değerlendirilir. Ölçümlerin karşılaştırılabilir olması için mümkün olduğunca aynı merkezde yapılması yararlıdır.
İzlemin bir başka ayağı şikâyetlerin sorgulanmasıdır. Adet kanamasının miktarı ve süresi, ağrının niteliği, bası belirtilerinin bulunup bulunmadığı her kontrolde ele alınır. Şikâyetlerdeki değişim, çoğu zaman ölçümdeki değişimden daha erken bilgi verir.
Kansızlık açısından kan sayımı da izleme eklenebilir. Kanama miktarındaki artış kişi tarafından her zaman fark edilmez; ancak kan değerlerine yansıyabilir. Halsizlik ve çabuk yorulma gibi şikâyetlerin bulunduğu durumlarda bu inceleme ayrıca anlam taşır.
Takip Hangi Aralıkla Yapılır?
Ne sıklıkta kontrole gelineceği myomun kendi davranışına göre belirlenir. Kanama ya da baskı yakınması yaratmayan, çapı birkaç santimetreyi geçmeyen myomlarda on iki aylık aralıklarla yapılan bir ultrason değerlendirmesi çoğu kez yeterli görülür. Bu değerlendirme rutin jinekolojik muayenenin içine yerleştirildiğinde ayrıca bir randevu ve ek bir tetkik yükü doğurmaz. Menopoza yaklaşan yıllarda myomların büyüme hızı genellikle yavaşladığından aralık daha da açılabilir.
Myomun ilk saptandığı dönemde aralık daha kısa tutulabilir. İlk kontrolden altı ay sonra yapılan bir değerlendirme, kitlenin nasıl bir gidiş gösterdiği konusunda fikir verir. Boyutun kararlı seyrettiği görüldüğünde aralık uzatılabilir.
Aralığı belirleyen bir başka etken kişinin yaşıdır. Menopoza yaklaşan kadınlarda hormonal etkinin azalmasıyla myomların büyüme eğiliminin gerilediği bilinir. Bu dönemde aralık daha geniş tutulabilir. Genç yaşta saptanan myomlarda ise izlem daha uzun bir süreye yayılır.
Şikâyetlerin ortaya çıkması ya da mevcut şikâyetlerin belirginleşmesi, planlanan aralığın beklenmesini gerektirmez. Böyle durumlarda değerlendirmenin öne alınması uygun olur. Takip aralığının ne olacağı, muayene ve görüntüleme bulguları ışığında hekim tarafından belirlenir.
Takipte Nelere Bakılır?
Takip sırasında ilk bakılan başlık myomun boyutudur. Ölçüm, önceki kayıtlarla karşılaştırılır ve gidişin yönü belirlenir. Boyutun kararlı seyretmesi, yavaş artması ya da azalması farklı biçimlerde değerlendirilir. Küçük ölçüm farkları genellikle anlamlı sayılmaz.
Yerleşimin değerlendirilmesi bir başka başlıktır. Myomun rahim boşluğuna olan uzaklığı, kas tabakası içindeki konumu ve dış yüzeye yakınlığı kaydedilir. Myom büyüdükçe bu konum değişebilir; rahim boşluğuna doğru ilerlemesi tabloyu değiştiren bir gelişmedir.
Rahmin genel hacmi ve iç tabakanın kalınlığı da incelenir. İç tabakanın olağandan kalın bulunması, kanama şikâyetinin başka bir nedenle de ilişkili olabileceğini düşündürür. Bu durumda değerlendirme yalnızca myomla sınırlı tutulmaz.
Kitlenin iç yapısı ve kanlanma düzeni de gözden geçirilir. İç yapıda beklenmedik değişiklikler ya da kanlanma düzeninde farklılık saptanması, ileri inceleme gerektirebilir. Yumurtalıkların durumu ve leğen boşluğunda başka bir bulgu bulunup bulunmadığı da aynı incelemede değerlendirilir.
Myomun Yerleşimi Takibi Nasıl Değiştirir?
Myomun rahimde bulunduğu katman, izlemin nasıl yürütüleceğini belirleyen en önemli ölçüttür. Aynı boyuttaki iki myom, farklı katmanlarda bulunduğunda bütünüyle farklı tablolar yaratabilir. Bu nedenle takip planı yerleşime göre biçimlenir.
Rahim boşluğuna doğru büyüyen myomlar, küçük olsalar bile kanama düzenini belirgin biçimde etkileyebilir. İç tabakanın yüzeyini bozdukları için adet kanamasında artışa ve adetler arası lekelenmeye yol açabilirler. Bu türde izlem daha yakın yapılır ve şikâyetler daha erken değerlendirmeye alınır.
Kas tabakasının içinde kalan myomlar en sık görülen gruptur. Küçük oldukları sürece genellikle şikâyet vermezler. İzlem, boyut değişiminin gözlenmesi üzerine kuruludur. Büyüdükçe rahim boşluğunu itmeye başlamaları tabloyu değiştirebilir.
Dış yüzeye doğru büyüyen myomlar kanama düzenini genellikle etkilemez. Bunlarda izlemin odağı, komşu organlara bası gelişip gelişmediğidir. Mesaneye ya da bağırsağa doğru büyüyen myomlarda sık idrara çıkma ve kabızlık sorgulanır.
İnce bir sapla rahme bağlı olan myomlarda sapın dönmesi ani ağrıya yol açabilir. Bu tür myomlarda kişinin ani ve şiddetli ağrı durumunda ne yapması gerektiği konusunda bilgilendirilmesi izlemin bir parçasıdır.
Gebelik Planı Takibi Etkiler mi?
Gebelik planı bulunması, izlemin kapsamını genişleten bir başlıktır. Bu durumda değerlendirme yalnızca myomun boyutuyla sınırlı kalmaz; rahim boşluğunun biçimi ve iç tabakanın niteliği ayrıntılı biçimde incelenir.
Rahim boşluğuna doğru büyüyen myomlar bu değerlendirmede öne çıkar. Boşluğun şeklini bozmaları, yerleşmeyi güçleştirebilir. Küçük olsalar bile gebelik planı olan kadınlarda ayrıca ele alınmaları bu nedenledir. Boşluğun görüntülenmesine yönelik incelemeler gündeme gelebilir.
Kas tabakası içinde kalan ve boşluğu itmeyen myomların etkisi genellikle sınırlıdır. Dış yüzeydeki myomların gebe kalma sürecini etkilemediği kabul edilir. Bu ayrım, izlemin hangi ayrıntıda yapılacağını belirler.
Gebelik sırasında myomların davranışı da izlemin bir parçasıdır. Bir bölümü gebelik boyunca boyut değiştirmez, bir bölümü büyüyebilir. Bazı myomlarda kanlanmanın bozulmasına bağlı ağrı görülebilir. Bu nedenle gebelik takibinde myomların konumu kayıt altına alınır.
Hangi Değişiklikler Yeniden Değerlendirme Gerektirir?
İzleme alınan bir myomda ölçüler aynı kalsa bile kanama düzeninde bozulma olması takibin sıklaştırılmasını gerektirir. Önceden birkaç günde biten kanamanın uzaması ya da içinde iri pıhtılar görülmesi bu kapsamdadır. Kişinin kendi durumunu tartabilmesi için pratik bir ölçüt vardır: koruyucu ürünün her iki saatte bir yenilenmesi ya da gece kanama nedeniyle kalkılması, miktarın olağanın üstüne çıktığını gösterir.
İzlem sürerken beklenen kanama günlerinin dışında lekelenme görülmesi, takvimin gözden geçirilmesini gerektirir. Küçük bir myomun böyle bir kanamaya yol açması beklenmediğinden, bulgunun kaynağı ayrıca araştırılır. Rahim iç zarındaki bir kalınlaşma ya da polip de aynı tabloyu verebilir; bu nedenle bulgu doğrudan takip edilen myoma yüklenmez.
Kısa süre içinde belirgin boyut artışı saptanması, izlem planının gözden geçirilmesini gerektirir. Menopoz sonrası dönemde bir myomun büyümesi ise ayrıca dikkatle ele alınır; çünkü bu dönemde beklenen gidiş küçülme yönündedir.
Kasıkta süreklilik kazanan dolgunluk, sık idrara çıkma, mesaneyi tam boşaltamama hissi ve kabızlık gibi bası belirtileri değerlendirme gerektirir. Halsizlik, çabuk yorulma ve solukluk kansızlığı düşündürebilir; bu durumda kan sayımı istenebilir.
Ani başlayan ve giderek şiddetlenen kasık ağrısı vakit geçirmeden ele alınmalıdır. Böyle bir tablo, myomun kanlanmasının bozulmasıyla ya da saplı bir myomun dönmesiyle ilişkili olabilir. Gebelik planı ortaya çıktığında da değerlendirmenin yenilenmesi yerinde olur.
