randevu@drelifcetindag.com
Hastalıklar

Menopozda Ruh Hali Değişimleri Neden Olur?

Menopozda ruh hali değişimlerinin nedenleri, sık görülen duygusal şikâyetler, uyku ve tiroidin payı ile destek gerektiren durumlar üzerine bilgilendirme.

Menopoz geçiş döneminde bedensel değişikliklerin yanında duygusal alanda da farklılıklar bildirilir. Alışılmadık bir sinirlilik, çabuk ağlama, huzursuzluk ve nedensiz bir gerginlik bu dönemde sık dile getirilen şikâyetlerdir. Bu değişimler tek bir nedene bağlanmaz; hormonal geçiş, uyku düzenindeki bozulma ve yaşamın bu evresine özgü koşullar bir arada rol oynar. Aşağıda bu tablonun nasıl geliştiği anlatılmıştır.

Hormonal Dalgalanma Ruh Halini Nasıl Etkiler?

Östrojenin yalnızca üreme sistemi üzerinde değil, beyindeki bazı süreçler üzerinde de etkili olduğu bilinir. Ruh halinin düzenlenmesinde rol alan iletici maddelerin dengesine katkı sağladığı bildirilmiştir.

Geçiş döneminde östrojen düzeyi düzenli biçimde azalmaz. Bazı döngülerde yükselir, bazılarında belirgin biçimde düşer. Bu dalgalı seyir, kararlı bir azalmaya göre ruh hali üzerinde daha belirgin etki gösterir.

Bu nedenle şikâyetlerin en yoğun olduğu dönem çoğu zaman menopoz sonrası değil, geçiş dönemidir. Adetler henüz sürerken yaşanan bu değişim, kişi tarafından çoğu kez menopozla ilişkilendirilmez.

Daha önce adet öncesi dönemde belirgin duygusal değişim yaşamış ya da doğum sonrasında benzer bir tablo bildirmiş kadınlarda bu dönemde de duyarlılığın daha belirgin olabildiği gözlenmiştir.

Bu ilişkinin bilinmesi, yaşanan değişimin kişinin karakteriyle ya da iradesiyle açıklanmamasını sağlar. Şikâyetlerin bedensel bir zemini bulunduğunun anlaşılması, çoğu kadın için görüşmenin en yararlı bölümü olarak dile getirilir.

En Sık Görülen Duygusal Şikâyetler Nelerdir?

Sinirlilik ve tahammül sınırının düşmesi en sık bildirilen değişikliklerdendir. Daha önce sorun oluşturmayan durumlara karşı verilen tepkinin belirginleşmesi kişinin kendisi tarafından da fark edilir.

Ruh halinde hızlı değişimler bildirilir. Gün içinde kısa aralıklarla değişen duygu durumu, önceden kestirilemeyen bir seyir izleyebilir. Bu durum kişide kendini tanıyamama hissi yaratabilir.

Nedensiz bir hüzün, çabuk ağlama ve duygusal duyarlılıkta artış diğer şikâyetlerdir. Küçük olayların beklenenden güçlü tepkiler doğurması bu dönemde sık dile getirilir.

Huzursuzluk, iç sıkıntısı, kaygı hissi ve dikkat toplamada güçlük de bildirilen bulgular arasındadır. Bu şikâyetlerin dönemsel olarak artıp azalması olağandır; her gün aynı yoğunlukta yaşanmayabilir.

Bu değişimlerin çevredeki kişilerce de fark edilmesi olağandır. Aile içinde yaşanan gerginliklerin artması sık bildirilen bir durumdur. Yaşanan sürecin yakın çevreyle paylaşılması, bu gerginliğin azalmasına katkı sağlayabilir.

Uyku Bozukluğu Ruh Halini Etkiler mi?

Uyku ile ruh hali arasında karşılıklı bir ilişki bulunur. Bölünmüş bir gecenin ardından tahammül sınırının düşmesi ve gerginliğin artması beklenen bir sonuçtur.

Bu dönemde gece terlemesi nedeniyle uykunun sık bölünmesi, dinlenme hissinin oluşmamasına yol açar. Bu durum gün içindeki duygusal dayanıklılığı doğrudan etkiler.

İlişki tek yönlü değildir. Duygusal gerginlik uykuya geçişi güçleştirir; uykusuzluk ise gerginliği artırır. Bu döngünün kurulması, şikâyetlerin sürmesine ve derinleşmesine katkı sağlar.

Ruh halindeki değişimin ne kadarının hormondan, ne kadarının uykusuzluktan kaynaklandığını ayırmak kolay değildir; bu yüzden görüşmede gecelerin nasıl geçtiği ayrıca sorulur. Gece boyunca ateş basmasıyla birkaç kez uyanan bir kadının gün içinde çabuk sinirlenmesi, ağlamaklı olması ve küçük sorunlar karşısında tahammülsüzleşmesi beklenebilir. Uyku bütünlüğü sağlandığında bu şikâyetlerin belirgin biçimde hafiflediği gözlenmektedir.

Bu nedenle değerlendirmede hangi şikâyetin önce başladığı sorulur. Uyku sorununun duygusal değişimden önce ortaya çıkmış olması, yaklaşımın öncelikle uyku üzerine yoğunlaşmasını gerektirebilir.

Menopoz Depresyona Yatkınlık Yaratır mı?

Yapılan gözlemler, geçiş döneminde duygudurumla ilgili yakınmaların bildirilme sıklığının yükseldiğini ortaya koymuştur. Bu gözlemden yola çıkarak her kadının aynı tabloyu yaşayacağı sonucuna varmak ise doğru olmaz. Kadınların önemli bir bölümü bu yılları belirgin bir duygusal güçlük yaşamadan geçirir. Yakınmanın ortaya çıkıp çıkmaması; daha önce depresyon geçirilmiş olması, uyku düzeninin ne ölçüde korunduğu ve o dönemdeki yaşam yükü gibi başka etkenlerle de bağlantılıdır.

Geçiş dönemine özgü duygusal dalgalanma ile daha ağır seyreden bir tablo arasında ayrım yapılması gerekir. Dalgalanmada iyi ve kötü dönemler birbirini izler; kişi gün içinde keyif aldığı anlar yaşar.

Süreklilik gösteren isteksizlik, daha önce keyif alınan etkinliklerden zevk alamama, kendini değersiz hissetme ve umutsuzluk düşünceleri farklı bir başlığa işaret eder. Bu bulguların iki haftadan uzun sürmesi değerlendirme gerektirir.

Daha önce ruhsal bir tablo yaşamış kadınlarda bu dönemde yineleme olasılığının arttığı bildirilmiştir. Bu geçmişin hekimle paylaşılması, izlemin buna göre planlanmasını sağlar.

Bu ayrımın yapılması, uygun yaklaşımın belirlenmesi açısından gereklidir. Geçiş dönemine özgü dalgalanmada yaşam düzenine yönelik yaklaşımlar öne çıkarken, daha ağır seyreden tablolarda farklı bir değerlendirme gerekir.

Yaşam Değişikliklerinin Payı Nedir?

Menopoz dönemi, yaşamın başka alanlarında da değişimlerin yoğunlaştığı bir zamana denk gelir. Bu birliktelik, duygusal şikâyetlerin yalnızca hormonal geçişe bağlanmasını güçleştirir.

Çocukların büyümesi ve evden ayrılması bu dönemde sık yaşanan bir değişimdir. Ev düzeninin ve günlük akışın değişmesi, kişinin kendini konumlandırmasında bir geçiş dönemi yaratabilir.

Yaşlanan ebeveynlerin bakım gereksinimi bu döneme eklenen bir yüktür. İş yaşamındaki değişiklikler, emeklilik ve ekonomik kaygılar da bu dönemde öne çıkan başlıklar arasındadır.

Bedendeki değişimlerin algılanma biçimi de bu tabloya katkı sağlar. Kilo dağılımında değişiklik, ciltteki farklılıklar ve yaşlanma düşüncesi kişinin kendine bakışını etkileyebilir. Bu başlıkların görüşmelerde dile getirilmesi değerlendirmenin bütünlüğü açısından yararlıdır.

Bu başlıkların varlığı şikâyetlerin önemsiz görülmesine yol açmamalıdır. Yaşam koşullarıyla açıklanabilir görünen bir tablo da ele alınmayı gerektirebilir. Değerlendirmenin amacı nedeni tek bir başlığa indirgemek değil, katkıda bulunan tüm etkenleri görmektir.

Tiroid Sorunları Benzer Belirti Yapar mı?

Tiroid bezinin işlev bozuklukları, menopoz döneminde bildirilen şikâyetlerin birçoğuna benzeyen bulgular oluşturabilir. Bu benzerlik, iki tablonun karıştırılmasına yol açabilir.

Tiroidin yavaş çalışması durumunda halsizlik, isteksizlik, unutkanlık, üşüme, kilo artışı ve ruh halinde çökkünlük görülebilir. Bu bulgular menopoz şikâyetleriyle örtüşür.

Tiroidin fazla çalışması durumunda ise sinirlilik, çarpıntı, terleme, uykusuzluk ve kilo kaybı bildirilir. Bu tablo da geçiş dönemi bulgularıyla karıştırılabilir.

Tiroid hastalıklarının bu yaş grubunda daha sık görüldüğü bilinir. Bu nedenle duygusal şikâyet bildiren kadınlarda tiroid işlevlerini gösteren tahlillerin istenmesi olağan bir değerlendirme basamağıdır. Kansızlık ve D vitamini eksikliği de benzer bulgular oluşturabildiği için gözden geçirilir.

Bakılan hormon ve kan değerlerinde her laboratuvarın kendi yöntemi ve kendi aralığı bulunur; aynı kan farklı merkezlerde çalışıldığında sayılar birebir örtüşmeyebilir. Bu nedenle sonuç okunurken raporun kenarındaki aralık esas alınır. Bunun yanında hiçbir değer tek başına bir duygudurum yakınmasını açıklamaz; sayılar kadının anlattıklarıyla, adet düzeninin hangi aşamada olduğuyla ve o dönemdeki yaşam koşullarıyla birlikte değerlendirilir.

Hangi Belirtilerde Destek Almak Gerekir?

Şikâyetlerin günlük yaşamı etkilemeye başlaması, destek alınması için yeterli bir gerekçedir. İş yaşamında, aile ilişkilerinde ya da sosyal yaşamda güçlük yaşanması bu kapsamda değerlendirilir.

Kişinin kendini sürekli gergin ve kontrol edemez hissetmesi, ilişkilerinde yaşadığı çatışmaların artması ve bu durumdan rahatsızlık duyması destek gerektiren durumlardır.

İki haftadan uzun süren isteksizlik, hayattan zevk alamama, iştah ve uyku düzeninde belirgin değişiklik değerlendirilmelidir. Sabah çok erken uyanıp bir daha uyuyamama da bu grupta yer alır.

Destek yalnızca ilaç tedavisi anlamına gelmez. Görüşme yoluyla yürütülen yaklaşımlar, uyku düzeninin ele alınması, düzenli fiziksel etkinlik ve gerektiğinde ruh sağlığı alanına yönlendirme bu kapsamda değerlendirilen seçeneklerdir.

Destek arayışının geciktirilmemesi önerilir. Şikâyetlerin uzun süre sürmesi, hem günlük yaşamı hem de yakın ilişkileri etkileyebilir. Erken dönemde ele alınan tabloların daha kısa sürede toparlandığı bilinmektedir.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Duygusal şikâyetlerin süreklilik kazanması ve günlük işlevleri etkilemesi durumunda görüşme yapılması uygun olur. Bu şikâyetlerin bu dönemin kaçınılmaz bir parçası olarak görülmesi gerekmez.

Kendine ya da çevresine zarar verme düşüncelerinin ortaya çıkması gecikmeden başvuru gerektiren bir durumdur. Bu düşüncelerin paylaşılması sürecin ele alınabilmesi için gereklidir.

Duygudurum yakınmalarına gün boyu süren bitkinlik, ortam serinken bile üşüme, iştah değişmeden kilo alma, çarpıntı ya da saçlarda belirgin dökülme eşlik ediyorsa tablo yalnızca geçiş dönemine bağlanmaz. Bu bulgular tiroid işleyişindeki bir yavaşlamayla ya da demir eksikliğiyle de örtüşebildiği için tiroid hormonları ve tam kan sayımı istenir. Böylece düzeltilebilir bir nedenin gözden kaçması önlenmiş olur.

Sıcak basması, gece terlemesi ve uyku bozukluğunun duygusal şikâyetlerle birlikte yaşanması durumunda bu başlıkların birlikte ele alınması uygun olur. Bir başlığın giderilmesi diğerlerinde de belirgin bir değişiklik sağlayabilir.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir