Pelvik enfeksiyon, üreme organlarının üst bölümünü etkileyen bir iltihaplanma tablosudur. Tıp dilinde kısaca PID olarak adlandırılır. Enfeksiyon çoğunlukla vajina ve rahim ağzından başlayarak yukarı doğru ilerler. Belirtileri hafif olabileceği gibi belirgin de seyredebilir. Aşağıda tablonun nasıl geliştiği, hangi bulguları verdiği ve uzun dönemde neden önem taşıdığı açıklanmıştır.
Pelvik Enfeksiyon Hangi Organları Etkiler?
Pelvik enfeksiyon, rahim ağzının üzerinde kalan üreme organlarını kapsar. Rahim iç zarı, tüpler ve yumurtalıklar bu bölgede yer alır. Enfeksiyon bu yapıların birini ya da birkaçını aynı anda etkileyebilir. Tablonun adı, belirli bir organdan çok bölgeyi tanımlar. Bu nedenle geniş bir kavram olarak kullanılır.
Rahim iç zarının iltihaplanması endometrit olarak adlandırılır. Bu tabloda kanama düzeninde değişiklik ve karın alt bölgesinde ağrı görülebilir. Tüplerin iltihaplanması ise salpenjit olarak tanımlanır. Tüpler ince yapılı olduğu için iltihaplanmadan en çok etkilenen bölümdür. Bu nedenle uzun dönem sonuçları çoğunlukla tüplerle ilişkilidir.
Yumurtalıkların da sürece katılması mümkündür. İltihaplanma yayıldığında tüp ve yumurtalık birlikte etkilenebilir. Bu durumda bölgede iltihaplı bir kitle oluşabilir. Böyle bir tablo daha ağır seyreder ve yakın izlem gerektirir. Değerlendirme görüntüleme ile desteklenir.
Enfeksiyon karın zarına kadar ilerleyebilir. Bu durumda karın üst bölgesinde de ağrı ortaya çıkabilir. Karaciğer çevresindeki zarın etkilenmesi bilinen bir tablodur. Bu bulgu, enfeksiyonun yaygınlığını gösteren bir işaret olarak değerlendirilir. Tanı ayrıntılı inceleme ile konur.
Enfeksiyon Yukarıya Nasıl Yayılır?
Rahim ağzı, vajina ile rahim arasında doğal bir engel oluşturur. Bu bölgede salgılanan yoğun mukus, mikroorganizmaların yukarı geçişini güçleştirir. Bu engel zayıfladığında ya da aşıldığında yayılma başlayabilir. Enfeksiyonun yukarı ilerlemesi bu mekanizmayla açıklanır. Engelin durumu belirleyici bir etkendir.
Adet dönemi bu engelin zayıfladığı zamanlardan biridir. Rahim ağzı bu dönemde daha açık konumdadır ve mukus yapısı değişir. Bu nedenle yayılmanın adet dönemi ya da hemen sonrasında başlaması sık görülür. Şikâyetlerin bu dönemde ortaya çıkması tabloyu düşündürebilir. Zamanlama değerlendirmede dikkate alınır.
Rahim içine yönelik girişimler de geçici olarak engeli aşar. Rahim içi araç yerleştirilmesi, kürtaj ya da rahim içi inceleme bu grupta sayılır. Bu işlemler sırasında uygulanan hijyen kurallarının önemi buradan gelir. Girişim sonrası ortaya çıkan ağrı ve ateş değerlendirilmelidir. Bu bulgular bildirilmelidir.
Doğum sonrası dönem de yayılmanın kolaylaştığı bir zamandır. Rahim ağzı bu dönemde açıktır ve iç zar yenilenme sürecindedir. Bu nedenle doğum sonrası ortaya çıkan ateş ve kötü kokulu akıntı ayrıca değerlendirilir. Tablonun erken fark edilmesi önem taşır. Değerlendirme muayene ile yapılır.
Hangi Mikroplar En Sık Sorumludur?
Pelvik enfeksiyonda çoğunlukla birden fazla mikroorganizma birlikte rol oynar. Bu nedenle tablo tek bir etkenle açıklanmaz. En sık adı geçen etkenler klamidya ve gonokoktur. Bu iki etken cinsel yolla bulaşan mikroorganizmalar arasında yer alır. Yayılmayı başlatan etken çoğunlukla bunlardan biridir.
Klamidya enfeksiyonu çoğunlukla belirti vermeden seyreder. Bu sessizlik, tablonun fark edilmeden ilerlemesine yol açabilir. Enfeksiyon yukarı yayıldığında ise şikâyetler ortaya çıkar. Bu nedenle klamidya, pelvik enfeksiyonun sık nedenleri arasında öne çıkar. Sessiz seyir belirleyici bir özelliktir.
Gonokok enfeksiyonu ise daha belirgin bulgu verebilir. Akıntı ve idrar yaparken yanma bu enfeksiyonda daha sık görülür. Yine de belirtisiz seyredebildiği durumlar bulunur. İki etken bir arada da bulunabilir. Değerlendirme bu olasılığı kapsayacak biçimde yapılır.
Vajinada doğal olarak bulunan bazı bakteriler de sürece katılabilir. Denge bozulduğunda bu bakteriler yukarı yayılabilir. Bakteriyel vajinozis tablosu bu açıdan değerlendirilir. Bu nedenle enfeksiyonun tümü cinsel yolla bulaşan etkenlerle açıklanmaz. Karma yapı tablonun tipik özelliğidir.
Pelvik Enfeksiyon (PID) Belirtileri Nelerdir?
En sık görülen bulgu karın alt bölgesinde ağrıdır. Ağrı çoğunlukla iki taraflıdır ve künt nitelikte olabilir. Şiddeti hafiften belirgine kadar değişebilir. Bazı kadınlarda ağrı yalnızca hareketle ya da bası ile hissedilir. Bu değişkenlik tanının gecikmesine yol açabilir.
Akıntıda değişiklik ikinci sık bulgudur. Akıntının miktarı artabilir, rengi sarı yeşile dönebilir ya da koku ortaya çıkabilir. Bu değişiklik enfeksiyonun alt bölümdeki uzantısını yansıtır. Akıntı bulgusu tek başına yönlendirici değildir. Diğer bulgularla birlikte değerlendirilir.
Ateş, halsizlik ve bulantı tabloya eşlik edebilir. Bu bulgular enfeksiyonun yaygınlaştığını düşündürür. Ateşin bulunmaması ise tabloyu dışlamaz. Hafif seyreden olgularda ateş görülmeyebilir. Bu nedenle bulguların bütünü değerlendirilir. Buna karşılık ateşin şiddetli pelvik ağrı ve kötü kokulu akıntıyla birlikte bulunması, değerlendirmenin aynı güne alınmasını gerektiren bir birleşimdir.
İlişki sırasında ağrı ve adet dışı kanama da görülebilir. Adet döneminde ağrının olağandan belirgin olması dikkat çekici bir bulgudur. İdrar yaparken yanma da tabloya eşlik edebilir. Bu bulguların bir arada bulunması değerlendirmeyi yönlendirir. Muayene tanının temel adımıdır.
Tüplerde Hangi Kalıcı Değişiklikler Gelişebilir?
Tüpler ince yapılı ve dar kanallardır. İç yüzeylerinde yumurtayı taşımaya yarayan tüycükler bulunur. İltihaplanma bu ince yapıyı zedeleyebilir. İyileşme sırasında oluşan yapışıklıklar kanalın yapısını değiştirebilir. Bu değişiklikler kalıcı olabilir.
Yapışıklıklar tüpün iç çapını daraltabilir. Daralan kanalda yumurtanın ilerlemesi güçleşir. Bazı durumlarda kanal tümüyle tıkanabilir. Bu tıkanma tek taraflı ya da iki taraflı olabilir. Durumun boyutu görüntüleme ile değerlendirilir.
İç yüzeydeki tüyceklerin zedelenmesi de önemlidir. Bu yapılar yumurtanın rahme doğru taşınmasını sağlar. İşlev kaybı, kanal açık olsa bile taşınmayı güçleştirebilir. Bu nedenle tüpün açık görünmesi her zaman işlevin korunduğunu göstermez. Değerlendirme bu ayrımı içerir.
Tüp çevresinde de yapışıklıklar oluşabilir. Bu yapışıklıklar tüpün yumurtalıkla ilişkisini bozabilir. Yumurtanın tüpe alınması güçleşebilir. Bu tablo süregelen kasık ağrısına da yol açabilir. Değerlendirme şikâyetlerle birlikte yapılır.
Dış Gebelik ve Kısırlık Riskini Artırır mı?
Tüplerde gelişen yapısal değişiklikler dış gebelik olasılığını artırabilir. Döllenmiş yumurta daralmış kanalda ilerleyemeyip tüp içinde yerleşebilir. Bu tablo dış gebelik olarak adlandırılır. Bu nedenle geçirilmiş pelvik enfeksiyon öyküsü gebelik takibinde dikkate alınır. Bilginin paylaşılması önemlidir.
Tüplerin işlevini yitirmesi gebe kalmayı güçleştirebilir. Bu güçlük tüplerin ne ölçüde etkilendiğine bağlıdır. Tek taraflı etkilenmede diğer tüp işlevini sürdürebilir. İki taraflı tıkanma durumunda ise değerlendirme farklılaşır. Her olguda sonuç aynı olmaz.
Enfeksiyonun tekrarlaması riski artıran bir etkendir. Her yeni epizot tüplerde ek zedelenmeye yol açabilir. Bu nedenle tekrarlayan tablolarda uzun dönem sonuçlar daha belirgin olabilir. Tekrarın önlenmesi izlemin önemli bir parçasıdır. Korunma önerileri bu çerçevede verilir.
Erken dönemde fark edilen ve değerlendirilen olgularda kalıcı değişiklik olasılığı daha düşüktür. İltihaplanmanın süresi zedelenmenin boyutunu etkiler; tedavinin başlamasında geçen günler tüplerdeki hasarın ve buna bağlı kısırlık ile dış gebelik olasılığının artmasıyla ilişkilendirilir. Bu nedenle belirtilerin bildirilmesi ve değerlendirmenin ertelenmemesi önerilir. Cinsel eşin de aynı dönemde değerlendirilmesi ve gerekli görüldüğünde tedavi edilmesi, karşılıklı bulaşın sürmesini önleyerek yeni bir zedelenmenin önüne geçen adımdır; tedavi tamamlanana ve yakınmalar geçene dek cinsel temastan kaçınılması istenir. Süreç hekim tarafından yönetilir. Plan kişiye özgü belirlenir.
Hangi Belirtilerde Gecikmeden Değerlendirme Gerekir?
Karın alt bölgesinde süregelen ağrı bulunduğunda değerlendirme gerekir. Ağrının hafif olması tabloyu dışlamaz. Ağrıya ateş, akıntı değişikliği ya da halsizlik eşlik ediyorsa başvuru öne alınmalıdır. Titremeyle yükselen ateş, ayakta duramayacak ölçüde şiddetlenen pelvik ağrı, ağızdan sıvı alınamamasına yol açan bulantı kusma ve genel durumun bozulması ise beklemeden değerlendirme gerektirir; bu tabloda damardan tedavi ve yatarak izlem gündeme gelebilir. Adet gecikmesi bulunan kişilerde tek taraflı şiddetli ağrı, bayılma hissi ya da omuza vuran ağrı farklı ve acil bir tabloyu düşündürdüğünden ayrıca ele alınır. Bu bulguların bir arada bulunması yönlendiricidir. Muayene tanının ilk adımıdır.
Kötü kokulu, sarı yeşil renkli akıntı ortaya çıktığında değerlendirme uygun olur. Bu bulgu tek başına pelvik enfeksiyon anlamına gelmez. Ancak alt bölümde bir enfeksiyonu düşündürür. Yayılma olasılığı açısından inceleme yapılır. Değerlendirme muayene ile tamamlanır.
Rahim içine yönelik bir girişim sonrası ateş ya da ağrı ortaya çıkmışsa bu durum bildirilmelidir. Doğum ya da düşük sonrası dönemde de aynı bulgular ayrıca değerlendirilir. Bu dönemler yayılmanın kolaylaştığı zamanlardır. Erken değerlendirme önem taşır.
Adet dışı kanama, ilişki sırasında ağrı ve idrar yaparken yanma da başvuru gerekçesidir. Bu bulgular farklı nedenlerle de görülebilir. Ayrımın yapılması için değerlendirme gerekir. Bulguların kendiliğinden geçmesinin beklenmesi doğru bir yaklaşım değildir. Evde ağrı kesici ya da elde bulunan bir antibiyotikle idare edilmesi, yakınmayı geçici olarak hafifletirken enfeksiyonun tüplere doğru ilerlemesini sürdürmesine olanak tanıdığından uygun bulunmaz.
