randevu@drelifcetindag.com
Hastalıklar

Perimenopoz Nedir, Menopozdan Farkı Nedir?

Perimenopoz döneminin kapsamı, süresi, adet döngüsündeki değişimler, görülen belirtiler ve menopozdan ayrımı üzerine bilgilendirme.

Menopoz tek bir günde gerçekleşen bir değişiklik değildir. Adetlerin tümüyle kesilmesinden önce, hormon üretiminin kademeli olarak azaldığı bir geçiş dönemi yaşanır. Bu döneme perimenopoz adı verilir. Söz konusu dönemde ortaya çıkan şikâyetler çoğu zaman menopozla karıştırılır; oysa iki tablo farklı özellikler taşır. Aşağıda bu dönemin ne zaman başladığı, nasıl seyrettiği ve menopozdan hangi noktalarda ayrıldığı anlatılmıştır.

Perimenopoz Hangi Dönemi Kapsar?

Perimenopoz, yumurtalık işlevinin azalmaya başladığı ilk belirtilerden menopozun kesinleştiği ana kadar uzanan aralığı tanımlar. Bu dönem adetlerin sürdüğü ancak düzenin bozulmaya başladığı zamanı kapsar.

Dönemin başlangıcı genellikle adet aralıklarında fark edilen değişikliklerle anlaşılır. Yumurtalıklardaki folikül sayısının azalmasıyla birlikte hormon üretimi dalgalı bir seyir izlemeye başlar.

Bu dönemde östrojen düzeyi düzenli biçimde azalmaz. Aksine bazı döngülerde beklenenden yüksek, bazılarında ise düşük seyredebilir. Şikâyetlerin dönemsel olarak artıp azalması bu dalgalanmayla ilişkilendirilir.

Çoğu kadında bu dönem kırklı yaşların ortasında başlar. Ancak başlangıç yaşı geniş bir aralıkta değişir; kırklı yaşların başında ya da sonlarında da başlayabilir.

Bu dönemin ayrı bir başlık olarak tanımlanmasının bir gerekçesi vardır. Şikâyetlerin adetler sürerken ortaya çıkması, kişilerin bu değişimi menopozla ilişkilendirmesini güçleştirir. Bulguların hangi dönemde beklendiğinin bilinmesi, gereksiz araştırmaların önüne geçer.

Bu evrede yumurtlama her döngüde gerçekleşmeyebilir. Yumurtlamanın olmadığı döngülerde progesteron salgılanmadığı için rahim iç tabakası dengeleyici etkiden yoksun kalır; bu durum kanama düzenindeki değişikliklerin başlıca gerekçesidir.

Bu Dönem Kaç Yıl Sürer?

Perimenopozun süresi kişiden kişiye belirgin farklılık gösterir. Genel olarak dört ile sekiz yıl arasında sürdüğü bildirilir. Bazı kadınlarda bu süre iki yıla kadar kısalabilirken, bazılarında on yıla yaklaşabilir.

Sürenin uzunluğunu önceden kestirmek mümkün değildir. Bu belirsizlik, dönemin sınırlarının ancak geriye dönük olarak belirlenebilmesinden kaynaklanır.

Dönem genellikle iki evrede ele alınır. Erken evrede adet aralıklarında birkaç günlük farklılıklar görülür. Geç evrede ise adetler arasında iki ay ya da daha uzun aralıklar oluşmaya başlar.

Geç evrenin süresi genellikle daha kısadır. Bu evreye girildikten sonra menopoza ulaşılması çoğu kadında bir ile üç yıl içinde gerçekleşir.

Sürenin uzunluğunu etkileyen etkenler tam olarak ortaya konamamıştır. Sigara kullanımının menopoza girişi öne çekebildiği bildirilmiştir. Ailedeki kadınların menopoza girdiği yaşın bir fikir verebileceği düşünülmekle birlikte bu ilişki kesin bir öngörü sağlamaz.

Sürenin belirsiz olması bu dönemi zorlaştıran yanlardan biridir. Ne kadar süreceğinin bilinmemesi, şikâyetlerle baş etmeyi güçleştirebilir. Bu belirsizliğin görüşmede açıkça dile getirilmesi, beklentinin gerçekçi bir çerçevede kalmasına katkı sağlar.

Adet Döngüsünde Hangi Değişimler Görülür?

İlk fark edilen değişiklik genellikle döngü uzunluğundadır. Daha önce yirmi sekiz günde bir gelen adetler yirmi beş günde bir gelmeye başlayabilir. Bu kısalma, folikül gelişiminin hızlanmasıyla ilişkilendirilir.

İlerleyen dönemde aralıklar uzamaya başlar. Adetler kırk gün, iki ay ya da daha uzun aralıklarla gelebilir. Bir dönem adet görülmemesi ve ardından yeniden başlaması bu evrede sık karşılaşılan bir durumdur.

Kanama miktarında da değişiklik olur. Bazı döngülerde kanama beklenenden yoğun olabilir; bu durum yumurtlamanın gerçekleşmediği döngülerde rahim iç tabakasının uzun süre kalınlaşmasıyla ilişkilendirilir. Bazı döngülerde ise kanama çok az ve kısa sürer.

Adet öncesi dönemde hissedilen belirtiler de değişebilir. Göğüs hassasiyeti, şişkinlik ve gerginlik hissi bazı kadınlarda belirginleşirken bazılarında azalır.

Bu değişimlerin izlenmesi için adet takvimi tutulması önerilir. Kanamanın başlangıç tarihi, süresi ve miktarı kaydedildiğinde, kontrollerde daha nesnel bir tablo sunulabilir. Bu kayıt, dönemin hangi evresinde olunduğunun belirlenmesine de katkı sağlar.

Her kanama değişikliğinin bu döneme bağlanmaması gerekir. Polip, myom ve rahim iç tabakasındaki kalınlaşma da benzer bulgular oluşturabilir. Bu nedenle belirgin değişikliklerin değerlendirilmesi istenir; geçiş dönemi bir açıklama olarak baştan kabul edilmez.

Perimenopozda Hangi Belirtiler Ortaya Çıkar?

Sıcak basması ve gece terlemesi bu dönemde en sık bildirilen şikâyetlerdendir. Bu bulguların menopozdan önce başlayabilmesi çoğu kadın için beklenmedik olur; oysa geçiş döneminde ortaya çıkmaları olağandır.

Uyku düzeninde bozulma bir başka başlıktır. Gece uyanmaları, uykuya dalmakta güçlük ve sabah dinlenmemiş hissetme bildirilir. Bu değişiklik gündüz yorgunluğuna ve dikkat dağınıklığına yol açabilir.

Ruh halinde dalgalanma, alışılmadık sinirlilik ve duygusal duyarlılık bu dönemde sık dile getirilen şikâyetlerdir. Hormon düzeylerindeki dalgalanma bu değişimle ilişkilendirilir.

Vajinal kuruluk, ilişki sırasında rahatsızlık, eklem ağrıları, baş ağrısı ve kilo dağılımında değişiklik diğer bildirilen bulgulardır. Bu belirtilerin tümü herkeste görülmez; bazı kadınlar bu dönemi belirgin bir şikâyet yaşamadan geçirir.

Şikâyetlerin yoğunluğu kişiden kişiye belirgin farklılık gösterir. Bazı kadınlarda günlük yaşamı etkileyecek düzeye ulaşırken, bazılarında hafif seyreder. Bu farklılığın nedeni tam olarak açıklanamamıştır; kalıtsal özelliklerin ve yaşam koşullarının payı bulunduğu düşünülmektedir.

Bu bulguların katlanılması gereken bir durum olarak görülmesi gerekmez. Şikâyetlerin günlük yaşamı etkilemesi durumunda ele alınabilecek yaklaşımlar bulunur. Hangi yaklaşımın uygun olduğu, kişinin genel sağlık durumu ve şikâyetlerin niteliği göz önünde tutularak belirlenir.

Bu Dönemde Gebelik Olabilir mi?

Perimenopoz döneminde gebelik olasılığı azalmıştır ancak ortadan kalkmamıştır. Yumurtlama düzensiz aralıklarla da olsa sürebildiği için gebelik oluşabilir.

Bu dönemde yumurtlamanın hangi döngüde gerçekleşeceği önceden kestirilemez. Adet aralıklarının düzensizleşmesi zamanlamaya dayalı yöntemleri güvenilir olmaktan çıkarır.

Gebelik planı bulunmayan kadınlarda korunmanın sürdürülmesi bu nedenle önerilir. Hangi yöntemin uygun olduğu, kişinin genel sağlık durumu ve eşlik eden hastalıklar göz önünde tutularak belirlenir.

Korunmanın ne zaman bırakılabileceği hekim tarafından bildirilir. Genel yaklaşım, son adetten sonra belirli bir sürenin geçmiş olmasını beklemektir; bu süre yaşa göre değişebilir.

Adet gecikmesi bu dönemde iki farklı nedenle ortaya çıkabilir. Geçiş dönemine bağlı düzensizlik ile gebelik ayrımının yapılması gerekir. Bu nedenle gecikme yaşandığında gebelik testi yapılması, düzensizliğin doğrudan bu döneme bağlanmasından önce gelen bir adımdır.

Perimenopoz Menopozdan Nasıl Ayrılır?

Temel ayrım adetlerin durumundadır. Perimenopozda adetler düzensiz de olsa sürer. Menopoz ise adetlerin tümüyle kesilmesini tanımlar.

Menopoz tanısı geriye dönük olarak konur. Başka bir neden bulunmaksızın on iki ay boyunca hiç adet görülmemesi durumunda, bu sürenin başlangıcındaki son adet menopoz tarihi olarak kabul edilir.

Bu tanım nedeniyle menopozda olunup olunmadığı ancak bir yıl geçtikten sonra kesinleşir. Ara dönemde adetlerin uzun süre gelmemesi ve sonra yeniden başlaması, henüz geçiş döneminde olunduğunu gösterir.

Hormon tahlilleri bu ayrımda sınırlı bilgi sağlar. Perimenopozda hormon düzeyleri dalgalı seyrettiği için tek bir ölçüm yanıltıcı olabilir. Bu nedenle tanı büyük ölçüde adet öyküsüne dayanır; tahliller ancak belirli durumlarda destekleyici olarak istenir.

Kırk yaşından önce adetlerin kesilmesi ayrı bir başlıktır. Bu durumda değerlendirme farklı bir çerçevede yapılır ve hormon ölçümleri istenir. Erken dönemde ortaya çıkan bu tablo, kemik ve damar sağlığı açısından da ayrıca izlenmesi gereken bir durumdur.

Hangi Şikâyetlerde Hekime Başvurulmalı?

Adet kanamasının olağandan belirgin biçimde yoğun olması, kısa aralıklarla pedin değiştirilmesini gerektirmesi ya da pıhtılı gelmesi değerlendirme gerektirir. Bu dönemde her kanama değişikliği geçiş dönemine bağlanmaz.

Adet kanamasının yedi günden uzun sürmesi, adetler arasında lekelenme görülmesi ve ilişki sonrasında kanama olması bildirilmesi gereken bulgulardır.

Adet aralıklarının yirmi bir günden kısa olması da değerlendirilir. Bir yıl adet görmedikten sonra yeniden kanama başlaması ise ayrı bir başlık olarak gecikmeden incelenir.

Sıcak basması, uyku bozukluğu ve ruh halindeki değişimlerin günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi durumunda görüşme yapılması uygun olur. Bu şikâyetlerin ele alınabilir olduğu bilinir; katlanılması gereken bir durum olarak görülmesi gerekmez. Kırk yaşından önce adetlerin kesilmesi de ayrıca değerlendirilir.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir