Muayene ya da ultrason sonrasında rahmin geriye dönük olduğunu öğrenen kadınlarda bu ifadenin ne anlama geldiği merak konusu olur. Söz konusu olan bir hastalık değil, rahmin leğen kemiği içindeki konumunu tanımlayan bir bilgidir. Aşağıda rahmin olağan duruşu, bu konumun nasıl ortaya çıktığı ve neyi ifade ettiği anlatılmıştır.
Rahim Normalde Nasıl Bir Konumdadır?
Rahim, leğen kemiğinin içinde mesane ile kalın bağırsağın son bölümü arasında yer alan armut biçiminde bir organdır. Kendisini yerinde tutan bağlar aracılığıyla çevre yapılara tutunur. Bu bağlar sıkı bir sabitleme sağlamaz; rahmin bir ölçüde hareket etmesine izin verir.
Yaygın olarak tanımlanan konum, rahmin öne doğru eğik durmasıdır. Bu duruşta gövde mesanenin üzerine doğru yönelir. Rahim ağzı ile gövde arasında da öne doğru bir açılanma bulunur; bu iki eğim birlikte organın genel konumunu oluşturur.
Bu konum sabit değildir. Mesanenin dolu ya da boş olması, bağırsakların doluluğu ve kişinin duruşu rahmin konumunu geçici olarak değiştirir. Bu nedenle farklı zamanlarda yapılan muayenelerde farklı tanımlamalar yapılabilir.
Konumun tanımlanması, muayene ve incelemelerin planlanmasına yardımcı olur. Rahim içine yönelik bir işlem yapılacaksa, kanalın hangi yönde ilerlediğinin bilinmesi işlemi kolaylaştırır. Bilginin kaydedilmesinin başlıca nedeni budur. Aynı bilgi, ultrason incelemesinin nasıl yapılacağını da biçimlendirir.
Geriye Dönük Duruş Nasıl Ortaya Çıkar?
Geriye dönük duruşta rahim gövdesi öne değil, arkaya doğru eğilmiştir. Gövde mesanenin üzerine gelmek yerine kuyruk sokumuna doğru yönelir. Rahim ağzının konumu ise genellikle değişmez; eğim gövdededir.
Bu duruşun ortaya çıkışında rahmi yerinde tutan bağların gevşekliği rol oynar. Bağlar kişiden kişiye farklı esneklikte olabilir. Bu farklılık, aynı ailedeki kadınlarda benzer duruşların görülmesini açıklayan noktalardan biridir.
Duruş yaşam boyunca değişebilir. Gebelik ve doğum süreçleri bağların gerilmesine yol açar; bu değişim rahmin konumunu etkileyebilir. Doğum sonrası dönemde yapılan muayenelerde farklı bir tanımlama yapılması bu nedenle olağandır.
Bazı durumlarda duruş, çevre dokularla gelişen bağlantılar nedeniyle ortaya çıkar. Bu tabloda rahim arkaya çekilmiş ve hareketliliğini yitirmiştir. Bu ayrım, duruşun olağan bir varyasyon mu yoksa bir sürecin sonucu mu olduğunu belirler. Bu ayrım, ek inceleme gerekip gerekmediğine karar verirken kullanılan temel ölçüttür.
Bu Duruş Doğuştan mı Gelişir?
Kadınların büyük bölümünde bu duruş doğuştandır. Rahmin gelişimi sırasında ortaya çıkan ve yaşam boyunca süren bir özelliktir. Bu durumda herhangi bir zedelenme ya da hastalık süreci söz konusu değildir.
Doğuştan gelen duruşta rahim serbest biçimde hareket edebilir. Muayene sırasında konumunun değiştirilebilmesi bu özelliğin göstergesidir. Bu bulgu, ek bir araştırmanın gerekmediğini düşündüren en önemli işaretlerden biridir.
Sonradan gelişen duruşlar ise farklı bir kaynağa işaret eder. Geçirilmiş karın ameliyatları, pelvik enfeksiyonlar ve iltihabi süreçler rahmi arkaya doğru çekebilir. Bu durumda duruş, altta yatan bir sürecin sonucu olarak değerlendirilir.
İki durumu ayırmak, izlenecek yolu belirler. Doğuştan gelen duruşta yapılacak bir şey yoktur; bulgu kaydedilir ve geçilir. Sonradan gelişen duruşta ise nedenin araştırılması gündeme gelir ve değerlendirme bu yönde genişletilir. Şikâyetlerin varlığı da bu kararı biçimlendiren bir başka bilgidir.
Belirti Verir mi?
Kadınların çoğunda bu duruş herhangi bir şikâyet yaratmaz. Rahim işlevini olağan biçimde sürdürür; adet düzeni, akıntı ve genel sağlık durumu etkilenmez. Bu nedenle bulgu, çoğunlukla rastlantı olarak fark edilir.
Bazı kadınlarda bel bölgesinde dolgunluk hissi bildirilir. Bu şikâyetin duruşla doğrudan ilişkili olup olmadığı her zaman ayırt edilemez; bel ağrısının pek çok başka nedeni bulunur. Bu nedenle şikâyet, duruşa bağlanmadan önce değerlendirilir.
Tampon kullanımında zorlanma, seyrek bildirilen bir başka durumdur. Kanalın açılanması nedeniyle yerleştirme güçleşebilir. Bu güçlük genellikle alışkanlıkla giderilebilen bir ayrıntıdır ve tıbbi bir sorun oluşturmaz.
Şikâyetlerin belirgin ve sürekli olması durumunda değerlendirme yapılır. Bu durumda amaç, duruşu düzeltmek değil şikâyetin gerçek kaynağını bulmaktır. Duruşun varlığı, başka olasılıkların araştırılmasını engellemez.
Adet Ağrısıyla İlişkisi Var mıdır?
Geriye dönük duruş ile adet ağrısı arasında doğrudan bir neden sonuç ilişkisi kurulmamıştır. Bu duruşa sahip kadınların bir bölümünde ağrılı adet görülür; ancak aynı durum öne dönük duruşa sahip kadınlarda da geçerlidir.
Adet ağrısının en sık nedeni, rahim kasının kasılması sırasında salgılanan maddelerdir. Bu mekanizma rahmin konumundan bağımsız işler. Bu nedenle ağrının açıklaması genellikle duruşta değil, bu süreçte aranır.
Ağrının yıllar içinde giderek artması ve ağrı kesicilere yanıtın azalması ise farklı bir tabloyu düşündürür. Böyle bir seyir, altta yatan bir sürecin varlığına işaret edebilir ve ayrıntılı değerlendirme gerektirir.
Rahmin hareketsiz kalması ve muayene sırasında ağrı ortaya çıkması, ağrının duruştan değil eşlik eden bir durumdan kaynaklandığını düşündürür. Bu ayrım, muayenenin en bilgi verici bölümlerinden birini oluşturur.
Muayene ve Ultrasonda Nasıl Anlaşılır?
Duruş, elle yapılan jinekolojik muayenede belirlenebilir. Değerlendirme sırasında rahmin gövdesinin hangi yöne eğik olduğu, kıvamı ve hareketliliği saptanır. Muayenenin bu bölümü, ek bir araca gerek duyulmadan bilgi verir.
Muayenede edinilen izlenim görüntülemeyle netleşir. Vajinal ultrasonda rahim gövdesinin mesaneye değil omurgaya doğru yattığı görülür ve bu yatışın derecesi kaydedilir. İnceleme sırasında rahim duvarında myom bulunup bulunmadığı, iç tabakanın kaç milimetre ölçüldüğü ve yumurtalıkların görünümü de aynı raporda yer alır; bu bilgiler duruşun doğuştan mı geldiği yoksa sonradan mı oluştuğu sorusuna yanıt aramaya yardımcı olur.
Geriye dönük duruşta ultrason görüntüsü bir miktar farklı elde edilir. Bu durum incelemeyi güçleştirmez; yalnızca probun açısının ayarlanmasını gerektirir. Mesanenin doluluğu da görüntü kalitesini etkileyen bir ayrıntıdır.
Muayene sırasında rahmin hareket ettirilip ettirilemediği ayrıca kaydedilir. Serbest hareket eden bir rahim olağan varyasyon olarak değerlendirilir. Hareketsiz ve ağrılı bir rahim ise ileri değerlendirme gerektiren bir bulgudur.
Hangi Durumlarda Araştırma Gerekir?
Rahmin hareketsiz saptanması, araştırmayı gerektiren başlıca bulgudur. Bu durumda çevre dokularla bağlantı gelişmiş olabileceği düşünülür ve değerlendirme genişletilir. Muayenede ağrının eşlik etmesi bu gerekliliği güçlendirir.
Adet ağrısının yıllar içinde artması, ağrının adet dışı günlere yayılması ve cinsel ilişki sırasında derin ağrı bildirilmesi ileri inceleme gerektiren şikâyetlerdir. Bu bulgular altta yatan bir sürecin varlığını düşündürebilir.
Geçirilmiş karın ameliyatı, pelvik enfeksiyon öyküsü ya da uzun süren kasık ağrısı bulunan kadınlarda değerlendirme daha ayrıntılı yapılır. Bu bilgiler, duruşun sonradan gelişmiş olabileceğini düşündüren ipuçlarıdır.
İleri inceleme gerektiğinde manyetik rezonans görüntüleme istenebilir; bu yöntem yumuşak dokuları ayrıntılı gösterir. Kesin bilgi gerektiren durumlarda karın içine kamera ile bakılan yöntem gündeme gelir. Karar, şikâyetler ve bulgular birlikte değerlendirilerek verilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Adet ağrısının giderek şiddetlenmesi, ağrı kesicilerle denetlenememesi ve günlük yaşamı kısıtlaması değerlendirme gerektiren bulgulardır. Ağrının adet dönemi dışında da sürmesi inceleme nedenidir.
Arkaya dönük bir rahim çoğu kadında hiçbir yakınma yaratmaz; bu nedenle belirti veren tablolar ayrı bir dikkatle ele alınır. Birlikteliğin belirli konumlarında derinlerde duyulan zorlanma, adet günlerinde şiddetlenen bir bel ağrısı ve tuvalette hissedilen rahatsızlık bu grupta anılır. Yakınmaların yalnız adet dönemlerinde belirginleşmesi, duruşun kendisinden çok arkaya doğru çekilmeye yol açan bir sürecin araştırılmasını gerektirir.
Adet düzeninde belirgin değişiklik, kanamanın artması ya da adetler arasında lekelenme görülmesi de başvuru gerekçesidir. Bu şikâyetler duruştan bağımsız olarak değerlendirilir.
Bir yıldan uzun süredir korunmadan gebelik elde edilememesi durumunda değerlendirme önerilir. Şikâyet bulunmayan kadınlarda ise duruş nedeniyle ayrı bir kontrol gerekmez; düzenli jinekolojik değerlendirmelerin sürdürülmesi yeterlidir.
