Adet kanamalarının beklenenden uzun aralıklarla görülmesi kadınların sık dile getirdiği şikâyetlerdendir. Bu tablo kimi kadında yıllardır süren bir düzen olabilir, kimisinde ise sonradan ortaya çıkar. Seyrek kanama çoğunlukla yumurtlamanın düzenli gerçekleşmediğini gösterir. Aşağıda bu durumun nasıl tanımlandığı, hangi nedenlerle ortaya çıktığı ve hangi incelemelerle araştırıldığı genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Seyrek Adet (Oligomenore) Nedir?
Seyrek adet, kanamaların beklenenden uzun aralıklarla görülmesi durumudur. Tıp dilinde oligomenore olarak adlandırılır. Bu tabloda kanama tümüyle kesilmiş değildir, ancak aralar belirgin biçimde uzamıştır. Yılda görülen kanama sayısı da azalır.
Düzenli adet gören bir kadında yılda yaklaşık on iki kanama beklenir. Seyrek adet görenlerde bu sayı sekize, altıya ya da daha aza inebilir. Kanama sayısındaki bu azalma, tablonun pratik göstergelerinden biridir.
Bu durum kanamanın hiç görülmemesinden farklıdır. Kanamanın üç aydan uzun süre olmaması ayrı bir başlık altında değerlendirilir. Seyrek adette kanamalar sürer, ancak öngörülemez aralıklarla ortaya çıkar.
Seyrek adet her zaman hastalık göstergesi değildir. Ergenliğin ilk yıllarında ve menopoza geçiş döneminde bu tablo beklenen bir durumdur. Bu iki dönem dışında süregelen seyrek kanama ise nedene yönelik değerlendirme gerektirir.
Kaç Günü Aşan Döngüler Seyrek Sayılır?
Erişkin kadınlarda döngü süresinin yirmi bir ile otuz beş gün arasında olması olağan kabul edilir. Döngünün otuz beş günü aşması durumunda seyrek adetten söz edilir. Bu sınır, değerlendirmenin ne zaman başlatılacağını belirlemek için kullanılır.
Kanamanın üç aydan uzun süre görülmemesi farklı bir tabloyu gösterir ve ayrı ele alınır. Bu ayrım önemlidir, çünkü iki durumda araştırılan nedenler kısmen farklılık gösterir. Sürenin belirlenmesi bu nedenle sorgulanan bir bilgidir.
Ergenlik döneminde sınırlar daha geniş tutulur. İlk yıllarda kırk beş güne kadar uzayan döngüler olağan kabul edilir. Bu dönemde yumurtlama henüz her döngüde gerçekleşmediği için değişkenlik beklenir.
Tek bir uzun döngü seyrek adet tanımına girmez. Belirleyici olan, bu düzenin sürekli olmasıdır. Birkaç ay boyunca tekrarlayan uzun aralıklar tabloyu tanımlar. Bu nedenle değerlendirmede kanama tarihlerinin kaydedilmesi yararlı olur.
Seyrek Adetin Hormonal Nedenleri Nelerdir?
En sık karşılaşılan neden polikistik over sendromudur. Bu tabloda yumurtalıklarda gelişmeye başlayan foliküller olgunlaşma sürecini tamamlayamaz. Yumurtlama gerçekleşmediği için kanamalar seyrekleşir. Tüylenme artışı, akne ve kilo değişimi tabloya eşlik edebilir.
Yumurtalık rezervinin azalması bir diğer nedendir. Bu tablo menopoza geçiş döneminde beklenen bir durumdur. Kırk yaş öncesinde ortaya çıkması ise ayrıca değerlendirilir. Ateş basması, gece terlemesi ve vajinal kuruluk bu duruma eşlik edebilir.
Belirgin kilo kaybı, yoğun spor ve yeme düzenindeki bozukluklar döngüyü uzatabilen etkenlerdir. Enerji alımının harcamanın gerisinde kalması, vücudun üreme işlevini geri plana atmasına yol açar. Bu tablo çoğunlukla geri dönüşlüdür.
Kilo artışı ve insülin direnci de seyrek kanamaya katkı sağlar. Yüksek insülin düzeyi yumurtalıklarda androjen üretimini artırarak yumurtlamayı güçleştirebilir. Yoğun ruhsal zorlanma ve uyku düzenindeki bozulmalar da bu kapsamda değerlendirilir.
Tiroid ve Prolaktin Sorunları Etkili midir?
Süt salgılanmasından sorumlu prolaktin hormonunun yükselmesi, seyrek kanamanın sık rastlanan açıklamalarından biridir. Bu hormon yumurtlamayı başlatan sinyalleri baskıladığı için döngü uzar. Yükselmenin arkasında beyin tabanındaki hipofiz bezinde iyi huylu bir oluşum bulunabileceği gibi, kullanılan bazı ilaçlar ya da tiroid bezinin yavaşlaması da rol oynayabilir. Gebelik dışında memeden süt gelmesi bu tabloya eşlik ettiğinde ölçüm doğrudan istenir. Örneğin dinlenmiş hâlde ve sabah saatlerinde alınması sonucun doğruluğunu artırır.
Tiroidin fazla çalıştığı durumlarda da kanamalar seyrekleşebilir ve miktarı azalabilir. Çarpıntı, terleme, sinirlilik, uykusuzluk ve kilo kaybı bu tabloda beklenen bulgulardır. Her iki durum da basit bir kan tetkikiyle değerlendirilebilir.
Süt hormonu olarak bilinen prolaktinin yüksekliği yumurtlamayı baskılar. Bu nedenle kanamalar seyrekleşebilir ya da tümüyle kesilebilir. Gebelik dışında memeden süt gelmesi bu tablonun ayırt edici bulgusudur ve her kadında görülmeyebilir.
Prolaktin yüksekliğinin nedenleri arasında bazı ilaçların kullanımı yer alır. Mide ilaçları ve ruhsal sorunlarda kullanılan bazı ilaçlar bu etkiyi yaratabilir. Hipofiz bezindeki iyi huylu oluşumlar da neden olabilir ve bu durumda görüntüleme istenebilir.
Seyrek Adet Yumurtlama Olmadığını Gösterir mi?
Seyrek kanama çoğunlukla yumurtlamanın düzensiz gerçekleştiğini gösterir. Yumurtlama olmadığında rahim iç zarını dökülmeye hazırlayan progesteron salgılanmaz. İç zar östrojen etkisiyle kalınlaşmayı sürdürür ve düzenli dökülemez.
Bununla birlikte seyrek kanaması olan her kadında yumurtlama tümüyle durmuş değildir. Bazı döngülerde yumurtlama gecikmeli olarak gerçekleşebilir. Bu durumda kanama gelir, ancak beklenenden çok sonra ortaya çıkar.
Yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği bazı yöntemlerle değerlendirilebilir. Yumurtlamadan yaklaşık bir hafta sonra bakılan progesteron düzeyi bu konuda bilgi verir. Ultrason ile folikül takibi de kullanılan yöntemlerdendir.
Bu bilgi özellikle gebelik planı bulunan kadınlar için önem taşır. Yumurtlamanın düzensiz olması gebeliğin oluşmayacağı anlamına gelmez, ancak zamanlamayı güçleştirir. Bu nedenle seyrek kanaması olan ve gebelik planlayan kişilerde değerlendirme yararlı olur.
Hangi Tetkikler İstenebilir?
Değerlendirme öykü ve muayeneyle başlar. Döngünün ne zamandır uzadığı, yılda kaç kanama görüldüğü, kilo değişimi, egzersiz alışkanlığı ve kullanılan ilaçlar sorgulanır. Tüylenme, akne ve süt gelmesi gibi bulgular da öğrenilir.
Seyrek kanama tablosunda vajinal ultrason erken aşamada devreye girer. Yumurtalıklarda çok sayıda küçük keseciğin bir arada bulunması, rahim iç zarının ne kadar kalınlaştığı ve varsa yapısal oluşumlar bu incelemede görülür. Kan tarafında ise yumurtalıkları uyaran hormonlar ile erkeklik hormonu düzeyleri istenebilir. Yumurtalık kapasitesini gösteren ölçüm, kanamanın hangi günü alındığından bağımsız yorumlanabildiği için ayrıca kullanılır. Hangi testlerin gerekli olduğu yaşa ve eşlik eden bulgulara göre daraltılır.
FSH, LH ve estradiol düzeyleri yumurtalık işlevi hakkında bilgi verir. Bu testler için adetin ilk günleri tercih edilir. Tüylenme gibi bulguların eşlik ettiği durumlarda androjen hormonlarına bakılır. İnsülin direncinden şüphelenilen kişilerde açlık kan şekeri ve insülin düzeyi istenir.
Jinekolojik ultrason yumurtalıkların görünümünü ve rahim iç zarının kalınlığını ortaya koyar. Polikistik görünüm bu incelemeyle saptanabilir. Uzun süre kanama görmeyen kişilerde iç zarın kalınlığı ayrıca değerlendirilir. Hangi tetkiklerin gerekli olduğu öyküye göre belirlenir.
Değerlendirmede Hangi Tetkikler İstenir?
Seyrek adet görme durumunda ilk basamak ayrıntılı öykü ve muayenedir. Adet aralıklarının ne kadar süredir uzadığı, kilo değişimi, tüylenme artışı ya da süt gelmesi gibi eşlik eden bulgular sorgulanır. Kullanılan ilaçlar ve varsa kronik hastalıklar da değerlendirmeye katılır.
Kan tetkiklerinde genellikle tiroid işlevleri, prolaktin düzeyi ve gerektiğinde androjen hormonları incelenir. Adetin ikinci ile dördüncü günleri arasında bakılan FSH, LH ve estradiol değerleri yumurtalık işlevi hakkında bilgi verir. Gebelik olasılığının dışlanması da ilk adımlar arasındadır.
Ultrason incelemesi rahim ve yumurtalıkların değerlendirilmesini sağlar. Yumurtalıklarda çok sayıda küçük folikülün görülmesi ve rahim iç tabakasının kalınlığı tabloyu tamamlayan bulgulardır. Hangi tetkiklerin gerekli olduğu, öykü ve muayene bulgularına göre belirlenir.
Seyrek Adette Hekime Ne Zaman Başvurulmalı?
Döngünün otuz beş günü aşması ve bu durumun birkaç ay sürmesi başvuru için geçerli bir gerekçedir. Yılda görülen kanama sayısının belirgin biçimde azalması da aynı kapsamdadır. Kişinin kendi düzeninde ortaya çıkan bu değişiklik değerlendirilmelidir.
Kanamanın üç aydan uzun süre görülmemesi ayrıca ele alınır. Bu tablo daha ayrıntılı bir değerlendirme gerektirebilir. Uzun süre kanama görülmemesi, rahim iç zarının kalınlaşması yönünden de dikkate alınır.
Kanamalar arasındaki sürenin kırk beş günü aşarak yerleşmesi, bir yılda görülen kanama sayısının sekizin altına inmesi anlamına gelir ve bu tablo araştırılır. Nedeni ne olursa olsun, uzun aralıklarla gelen kanamalarda rahim iç zarı arada dökülmeden kalınlaşabildiği için değerlendirme ertelenmez. Ergenlik döneminden bu yana süregelen bir düzensizlikle, daha önce düzenli olan bir döngünün sonradan seyrekleşmesi de birbirinden ayrı ele alınır; ikinci tablo yeni ortaya çıkmış bir nedeni düşündürebilir.
Kırk yaş öncesinde ateş basması ve gece terlemesinin eklenmesi değerlendirilmelidir. Gebelik planı bulunan ve döngüsü seyrek olan kişilerde de başvuru önerilir. Bu tablo yumurtlama düzeni hakkında bilgi verdiği için planlamayı doğrudan etkiler.
