Akıntı şikâyeti olan kadınların sık sorduğu konulardan biri, bu durumun eşe geçip geçmeyeceğidir. Yanıt akıntının hangi nedenle ortaya çıktığına göre değişir; bazı tablolar bulaşıcı kabul edilirken bazıları bu grupta yer almaz. Bu ayrımın bilinmesi, gereksiz kaygının önlenmesi ve gerekli durumlarda eşin de değerlendirilmesi açısından önem taşır. Aşağıda bu konu genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Hangi Akıntı Türleri Bulaşıcıdır?
Vajinal akıntı nedenleri kabaca iki gruba ayrılabilir. Birinci grupta kişinin kendi florasındaki dengesizlikten kaynaklanan tablolar yer alır; bu tablolar bulaşıcı hastalık olarak sınıflandırılmaz. İkinci grupta ise cinsel yolla bulaşan etkenlerin yol açtığı enfeksiyonlar bulunur.
Birinci grupta mantar enfeksiyonu ve bakteriyel dengesizlik yer alır. Bu tablolarda etken, vajinada zaten bulunan mikroorganizmaların aşırı çoğalmasıdır. Dışarıdan bir bulaş söz konusu değildir; bu nedenle bulaşıcı hastalık tanımı içinde ele alınmazlar.
İkinci grupta parazit kaynaklı enfeksiyon, bazı bakteriyel etkenler ve virüs kaynaklı tablolar bulunur. Bu etkenler cinsel temas yoluyla eşler arasında geçebilir. Bu tabloların önemli bir özelliği, uzun süre belirti vermeden taşınabilmeleridir. Bu nedenle bulaşın ne zaman gerçekleştiğini belirlemek çoğu zaman mümkün değildir.
Akıntının rengi ve kokusu bu ayrımı yapmakta tek başına yeterli olmaz. Farklı etkenler benzer görünümlere yol açabilir. Bu nedenle bulaşıcılık konusunda karar vermeden önce tanının laboratuvar incelemesiyle doğrulanması gerekir.
Mantar Enfeksiyonu Eşe Geçer mi?
Vajinal mantar enfeksiyonu, cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında sayılmaz. Etken, vajinal florada zaten az miktarda bulunan bir maya türüdür. Ortamın asitliğini koruyan yararlı bakteriler azaldığında bu maya çoğalır ve şikâyet yaratır.
Bununla birlikte eşte de belirtiler görülebilir. Erkeklerde penis ucunda kızarıklık, kaşıntı, yanma ve ince beyaz bir tabaka bildirilebilir. Bu bulgular temas sonrasında ortaya çıkabilir. Ancak bu durum, hastalığın cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon olduğu anlamına gelmez.
Erkeklerde bu bulguların görülme olasılığı sınırlıdır ve çoğunlukla kendiliğinden geçer. Şeker hastalığı bulunan, sünnetsiz olan ya da bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde belirtiler daha belirgin olabilir. Eşte şikâyet bulunmuyorsa değerlendirme genellikle gerekmez; belirti varsa incelenmesi önerilir. Yineleyen tablolarda ise eşin de değerlendirilmesi gündeme gelebilir.
Bakteriyel Vajinozis Bulaşıcı Kabul Edilir mi?
Bakteriyel dengesizlik de cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında sınıflandırılmaz. Bu tabloda vajinada doğal olarak bulunan koruyucu bakteriler azalır ve yerlerini başka bakteri türleri alır. Etken dışarıdan gelen bir mikrop değildir.
Ancak cinsel etkinliğin bu tabloyla ilişkili olduğu bildirilmiştir. Yeni bir eşle ilişki, birden çok eşle ilişki ve korunmasız ilişki bu tablonun görülme sıklığını artıran durumlar arasında sayılır. Bu ilişki, doğrudan bir bulaştan çok vajinal ortamın değişmesiyle açıklanır.
Erkek eşlerde bu tablo genellikle belirti vermez ve rutin değerlendirme önerilmez. Kadın eşler arasında ise tablonun paylaşılabildiğine ilişkin gözlemler bulunmaktadır. Bu nedenle değerlendirme kişiye göre planlanır. Vajina içi yıkamalardan kaçınılması, bu tablonun yinelenmesini azaltmak açısından yaygın olarak önerilen yaklaşımlardandır.
Cinsel Yolla Bulaşan Etkenler Hangileridir?
Parazit kaynaklı enfeksiyon bu grubun en sık akıntı yapan üyelerindendir. Kadınlarda bol, köpüklü, sarı-yeşil ve kötü kokulu akıntıya yol açabilir. Erkeklerde ise çoğunlukla belirti vermeden seyreder; bu durum farkında olunmadan bulaşın sürmesine neden olabilir.
Bakteriyel etkenlerden bir bölümü rahim ağzının iltihaplanmasına yol açar. Bu enfeksiyonların en önemli özelliği, kadınların büyük bölümünde belirti vermemesidir. Belirti verdiğinde akıntı, ilişki sonrası kanama ve idrar şikâyetleri görülebilir. Bu etkenlerin değerlendirilmemesi durumunda üreme organlarına yayılım gelişebilir.
Virüs kaynaklı tablolar da bu grupta yer alır. Genital siğillere yol açan virüs ve uçuk etkeni cilt teması yoluyla bulaşabilir; bunlar akıntıdan çok görünür lezyonlarla kendini gösterir. Bu grubun bir bölümünde akıntı hiç bulunmayabilir. Bu nedenle korunmasız ilişki öyküsü bulunan kişilerde, şikâyet olmasa bile tarama gündeme gelebilir.
Eşte Hangi Belirtiler Görülebilir?
Erkeklerde en sık bildirilen bulgular idrar yaparken yanma, penis ucundan akıntı gelmesi ve idrar yolunda rahatsızlık hissidir. Bu bulgular çoğunlukla bakteriyel etkenlerle ilişkilendirilir. Akıntı berrak, beyazımsı ya da sarımsı olabilir.
Kızarıklık, kaşıntı ve deride tahriş de görülebilir. Bu bulgular mantar kaynaklı tablolarda ya da tahriş sonucunda ortaya çıkabilir. Testis bölgesinde ağrı ve şişlik ise enfeksiyonun yayıldığını düşündürebilir ve değerlendirme gerektirir.
Bu belirtilerin çoğunun hafif seyredebildiği ve göz ardı edilebildiği bilinmektedir. Daha da önemlisi, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların önemli bir bölümü erkeklerde hiçbir belirti vermeden seyreder. Bu nedenle eşte şikâyet bulunmaması, enfeksiyonun olmadığı anlamına gelmez. Bu durum, değerlendirmenin neden şikâyete bağlı olmaması gerektiğini açıklar.
Eşin Değerlendirilmesi Ne Zaman Gerekir?
Cinsel yolla bulaşan bir etken saptandığında eşin de değerlendirilmesi önerilir. Bu öneri, hem eşin sağlığının korunması hem de yeniden bulaşın önlenmesi amacını taşır. Değerlendirmenin şikâyet beklenmeden yapılması uygun görülür.
Kadında şikâyetler sürüyor ya da kısa aralıklarla yineliyorsa eşin incelenmesi gündeme gelebilir. Bu durum yalnızca cinsel yolla bulaşan etkenler için değil, yineleyen mantar enfeksiyonlarında da düşünülebilir. Değerlendirmenin kapsamı hekim tarafından belirlenir.
Bu sürecin suçlayıcı bir çerçevede ele alınmaması önemlidir. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların bir bölümü yıllarca belirti vermeden taşınabilir; bu nedenle bulaşın zamanını belirlemek çoğu zaman olanaklı değildir. Değerlendirmenin amacı sorumlu aramak değil, her iki kişinin sağlığının korunmasıdır. Bu yaklaşımın açık biçimde konuşulması, sürecin sağlıklı yürütülmesine katkı sağlar.
Bulaşı Önlemek İçin Neler Yapılabilir?
Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmada engelleyici yöntemlerin düzenli kullanımı yaygın olarak önerilen yaklaşımdır. Bu yöntemler tüm etkenlere karşı aynı düzeyde koruma sağlamaz; cilt teması yoluyla bulaşan bazı etkenlerde koruma sınırlı kalabilir. Yine de bulaş olasılığını belirgin biçimde azalttığı kabul edilir.
Tanı konulan bir enfeksiyonda, önerilen süre boyunca ilişkiden kaçınılması gündeme gelebilir. Bu süre etkenin türüne göre değişir ve hekim tarafından belirtilir. Her iki kişinin de değerlendirilmesi tamamlanmadan ilişkiye devam edilmesi, yeniden bulaşa yol açabilir.
Düzenli aralıklarla yapılan taramalar da bu başlığın parçasıdır. Belirti bulunmasa bile, yeni bir eşle ilişki sonrasında ya da risk taşıyan durumlarda inceleme önerilebilir. Vajinal floranın korunması açısından vajina içi yıkamalardan ve kokulu ürünlerden kaçınılması önerilir. Akıntıda değişiklik, koku, kaşıntı, ilişki sonrası kanama ya da alt karın ağrısı gibi şikâyetlerde başvurunun geciktirilmemesi uygun olur. Hangi testlerin yapılacağı ve nasıl bir izlem planlanacağı hekim değerlendirmesiyle belirlenir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Akıntının rengi, kokusu ya da miktarı kişinin alışkın olduğu düzenden belirgin biçimde ayrıldığında değerlendirme önerilir. Yeşil ya da gri renkli, köpüklü veya belirgin kokulu akıntılar bu kapsamda ele alınır. Akıntının birkaç gün içinde kendiliğinden düzelmemesi de başvuru için geçerli bir gerekçe oluşturur.
Akıntıya kaşıntı, yanma, kızarıklık ya da idrar yaparken rahatsızlık eşlik ediyorsa değerlendirme yapılması yerinde olur. Karın alt bölgesinde ağrı, ateş ve ilişki sırasında ağrı gibi bulguların eklenmesi ayrıca dikkate alınır. Bu belirtilerin bir arada bulunması, enfeksiyonun yukarı yayılmış olabileceğini düşündürebilir.
Eşte kızarıklık, kaşıntı, akıntı ya da idrar yaparken yanma gibi şikâyetlerin ortaya çıkması durumunda her iki kişinin de değerlendirilmesi gündeme gelir. Cinsel yolla bulaşan bir etken saptandığında bu yaklaşım tablonun tekrarlamasını önlemek açısından önem taşır. Değerlendirmenin eş zamanlı yapılması uygun olur.
Tekrarlayan akıntılarda da hekime başvurulması önerilir. Yılda birkaç kez yinelenen tablolar, altta yatan bir etkenin araştırılmasını gerektirebilir. Gebelik döneminde ortaya çıkan akıntılar ise ayrıca ele alınır. Tanı, akıntının görünümüne bakılarak değil, muayene ve gerekli görülen laboratuvar incelemeleriyle birlikte konulur.
