Vajina girişindeki kasların istem dışı kasılmasının arkasında tek bir neden bulunmaz. Bu tabloyu hazırlayan etkenler kişiden kişiye değişir ve çoğu zaman birden çok etken bir arada bulunur. Nedenin anlaşılması, izlenecek yolun belirlenmesine katkı sağlar. Aşağıda bu tabloya zemin hazırlayan başlıklar ve bunların birbirini nasıl beslediği ele alınmıştır.
Vajinismusta Kaslar Neden Kasılır?
Vücut, tehlike olarak algıladığı durumlara refleks yanıtlar verir. Göze doğru gelen bir cisimde göz kapağının kapanması bu yanıtlara örnek gösterilebilir. Vajinismusta da benzer bir koruma refleksi devreye girer.
Bu refleksin devreye girmesi için gerçek bir zarar gerekmez. Beklenti ve öngörü tek başına yeterli olabilir. Ağrı yaşanacağı düşüncesi, kasların kasılmasını başlatan uyarıyı oluşturur.
Kasılma bilinç düzeyinde yönetilemez. Kişi gevşemeyi isteyip çabalasa bile refleks yanıt sürer. Bu özellik, tablonun bir isteksizlik olarak yorumlanmasının neden yanlış olduğunu açıklar.
Zaman içinde bu refleks yerleşik hale gelebilir. Tekrarlanan her deneyim bağlantıyı güçlendirir. Bu nedenle tablonun süresi uzadıkça yanıt daha kolay ortaya çıkar hale gelir.
Bu refleksin varlığı, bedende bir yapı bozukluğu bulunduğu anlamına gelmez. Muayenede çoğu kadında olağan dışı bir bulgu saptanmaz. Tablonun kaynağı yapıda değil, bedenin verdiği yanıtın kendisindedir.
Kaygı ve Korkunun Bu Süreçteki Rolü Nedir?
Kasılmanın sürmesinde kendini besleyen bir döngü rol oynar. Bir kez yaşanan ağrılı ya da başarısız bir deneme, sonraki denemede kaygıyı yükseltir; yükselen kaygı kasların gerilmesine, gerilme ise ağrının yeniden duyulmasına yol açar. Böylece her yineleme bir sonrakini güçleştirir. Bu döngüde asıl belirleyici olan kasların gücü değil, bedenin tehdit algısına verdiği hazırlık yanıtıdır. Döngünün kırılması, gevşemeyi öğrenmeye yönelik kademeli çalışmalarla mümkün olabilir.
İlk deneyimde zarar görüleceği ya da bir yırtılma yaşanacağı düşüncesi sık dile getirilir. Bu düşünce, bedenin yapısına ilişkin yanlış bilgilerden beslenir. Doğru bilgi verilmesi bu kaygının azalmasına katkı sağlar.
Gebe kalma korkusu da bazı kadınlarda belirleyici bir etken olabilir. Korunma yöntemleri konusunda bilgi eksikliği bu kaygıyı besler. Bu başlığın görüşmede ele alınması yararlı olur.
Genel kaygı düzeyinin yüksek olması tabloyu ağırlaştırabilir. Panik yaşama eğilimi ve yoğun denetim isteği bu grupta değerlendirilir. Bu özelliklerin bulunması, sürecin daha kademeli ilerlemesini gerektirebilir.
Kaygının yalnızca cinsellikle sınırlı olmadığı durumlar da vardır. Genel olarak denetim kaybından çekinen ve belirsizliğe tahammülü düşük olan kişilerde bu tablo daha kolay yerleşebilir. Bu özelliğin fark edilmesi, izlenecek yolun planlanmasına katkı sağlar.
Ağrılı Geçmiş Deneyimler Vajinismusa Yol Açar mı?
Daha önce yaşanmış ağrılı bir deneyim, bedende koruyucu bir yanıt oluşturabilir. Bu yanıt sonraki girişimlerde kendiliğinden devreye girer. Böylece bir kez yaşanan ağrı, kalıcı bir kasılma örüntüsüne dönüşebilir.
Zorlayıcı geçmiş bir jinekolojik muayene bu grupta sık bildirilen bir başlıktır. Aynı şekilde ağrılı bir girişim ya da doğum sonrasında yaşanan güçlükler tabloya katkı sağlayabilir. Bu deneyimlerin paylaşılması değerlendirmeyi yönlendirir.
Cinsel içerikli örselenme öyküsü bulunan kadınlarda tablo daha karmaşık olabilir. Bu durumda yaklaşım, ruh sağlığı alanındaki desteği de kapsayacak biçimde planlanır. Bu paylaşımın kişinin hazır olduğu bir zamanda yapılması gerekir.
Her vajinismus tablosunun arkasında böyle bir öykü bulunmadığı da bilinmelidir. Birçok kadında geçmişte olumsuz bir deneyim yer almaz. Bu nedenle böyle bir bağlantı varsayılarak yaklaşılmaz.
Enfeksiyon ve Doku Sorunları Tetikleyici Olabilir mi?
Bölgede süregen bir enfeksiyon, uzun süre ağrıya yol açarak koruyucu kasılmayı başlatabilir. Mantar enfeksiyonları ve yinelenen iltihabi tablolar bu grupta sayılır. Bu durumda önce altta yatan neden ele alınır.
Doğum sırasında oluşan yırtıklar ve kesi yerinde gelişen nedbe dokusu ağrı kaynağı olabilir. Bu ağrı zamanla kasılma yanıtına dönüşebilir. Doğum sonrası dönemde ortaya çıkan güçlüklerde bu olasılık değerlendirilir.
Menopoz döneminde ve emzirme sırasında doku incelmesi görülebilir. Kuruluk nedeniyle ortaya çıkan ağrı, ilerleyen dönemde kaçınmaya ve kasılmaya yol açabilir. Bu durumda doku sağlığına yönelik yaklaşımlar öne çıkar.
Bazı kadınlarda giriş bölgesindeki dokunun aşırı duyarlı olduğu bir tablo bulunur. Hafif dokunma bile belirgin ağrıya yol açabilir. Bu durumun ayrı bir başlık olarak değerlendirilmesi gerekir.
Bedensel bir nedenin bulunması, kasılma yanıtının kendiliğinden geçeceği anlamına gelmez. Neden giderildikten sonra da yanıt yerleşmiş olabilir. Bu durumda iki başlığın ayrı ayrı ele alınması gerekir.
Kültürel ve Bilgi Kaynaklı Etkenler Nelerdir?
Cinsellik konusunun konuşulmadığı ya da suçlulukla ilişkilendirildiği bir ortamda büyümek, bu konuya ilişkin kaygıyı besleyebilir. Konu hakkında bilgi edinme yollarının kapalı olması belirsizliği artırır.
İlk deneyime ilişkin toplumdaki anlatılar da beklentiyi biçimlendirir. Kanama olacağı, çok acı çekileceği ya da işlemin zorlu geçeceği yönündeki söylemler yaygındır. Bu anlatılar çoğu zaman abartılıdır ve gerçeği yansıtmaz.
Bilgi kaynaklarının niteliği de tabloyu etkileyen bir başlıktır. Bu konudaki ilk bilgiler çoğu zaman arkadaş çevresinden, internetteki anlatılardan ya da abartılı aktarımlardan edinilir. Ağrıyı merkeze alan bu anlatılar, beklentiyi olduğundan olumsuz bir yere taşır. Bölgeyle ilgili konuşmanın ayıp sayıldığı ortamlarda yetişmiş olmak da doğru bilgiye ulaşmayı geciktirir. Bilginin hekimden alınması, yerleşmiş yanlış inanışların yerini gerçek anatomik bilgiye bırakmasını sağlayabilir.
Beklentinin yükseldiği dönemler tabloyu belirginleştirebilir. Evlilik öncesi ve sonrasındaki yoğun sosyal beklenti bu grupta değerlendirilir. Çevreden gelen sorular ve baskı, kaygıyı artıran etkenler arasındadır.
Bu etkenlerin hiçbiri kişinin sorumluluğunda değildir. Yetiştirilme koşulları ve çevreden edinilen bilgiler kişinin seçimiyle oluşmaz. Bu bakış açısı, süreçte sık yaşanan kendini suçlama eğilimini azaltmaya yardımcı olur.
Vajinismus Nasıl Bir Kısır Döngü Oluşturur?
Süreç genellikle bir beklentiyle başlar. Ağrı yaşanacağı düşüncesi bedensel gerginliğe yol açar. Bu gerginlik kasların kasılmasına ve dokunun daha az esnek hale gelmesine neden olur.
Kasılma nedeniyle girişim güçleşir ve ağrı ortaya çıkar. Yaşanan bu deneyim, ilk baştaki beklentiyi doğrular niteliktedir. Böylece bir sonraki denemede kaygı daha da yükselir.
Yinelenen başarısız denemeler kaçınma davranışını güçlendirir. Kişi girişimden uzak durmaya başlar; bu uzaklaşma kaygıyı azaltmaz, aksine büyütür. Böylece döngü kendi kendini besler hale gelir.
Bu döngünün ilişki üzerinde de etkileri olur. Eşler arasında gerginlik, suçluluk duygusu ve iletişim güçlüğü gelişebilir. Bu ikincil etkiler, tabloyu daha da karmaşık hale getirir.
Değerlendirme Sürecinde Neler Sorgulanır?
Görüşmede güçlüğün ne zaman başladığı ve nasıl seyrettiği ayrıntılı biçimde ele alınır. İlk deneyimden itibaren mi var olduğu, yoksa sonradan mı ortaya çıktığı sorulur. Bu ayrım nedenin belirlenmesinde yol gösterir.
Hangi durumlarda güçlüğün ortaya çıktığı sorgulanır. Yalnızca ilişkide mi, yoksa tampon kullanımı ve muayenede de mi yaşandığı öğrenilir. Bu bilgi kasılmanın yaygınlığını gösterir.
Geçmiş sağlık öyküsü gözden geçirilir. Yinelenen enfeksiyonlar, geçirilmiş girişimler, doğum öyküsü ve kullanılan ilaçlar kaydedilir. Menopoz ve emzirme dönemi de bu değerlendirmeye katılır.
İlişki içindeki durum ve eşin yaklaşımı da görüşmenin parçasıdır. Kaygı düzeyi, uyku düzeni ve ruhsal durum sorgulanır. Bu başlıkların tümü, sürecin nasıl planlanacağını belirler.
Sorgulamanın amacı bir suçlu aramak değil, sürece yön verecek bilgiyi toplamaktır. Bu çerçevenin görüşme başında belirtilmesi, kişinin daha rahat konuşmasını sağlar. Aktarılan her bilginin gizli tutulacağının bilinmesi de bu rahatlığı destekler.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Cinsel birleşmenin gerçekleştirilememesi ya da her denemede ağrıyla sonuçlanması değerlendirme gerekçesidir. Bu güçlüğün kendiliğinden geçmesini beklemek çoğu zaman süreci uzatır.
Tampon kullanamamak ve muayeneden kaçınmak da paylaşılması gereken bulgulardır. Bu şikâyetler, kasılmanın yaygın olduğunu gösteren belirtilerdir.
Kasılmanın yanında akıntı, kaşıntı, yanma duygusu ya da ilişkinin ardından lekelenme bulunuyorsa tablo yalnızca kas kaynaklı sayılamaz. Böyle bir durumda önce bu bulguların kaynağı araştırılır; çünkü ağrı yaratan fiziksel bir neden sürerken kasların gevşemesi beklenemez.
Başvuruyu ertelemeye yol açan en yaygın düşünce, durumun zamanla kendiliğinden düzeleceği beklentisidir. Oysa denemelerin yinelenmesi çoğu zaman kaygıyı azaltmaz, tersine pekiştirebilir. Gebelik planının bulunduğu çiftlerde bekleme süresi ayrıca önem kazanır. Muayene olamamak nedeniyle olağan jinekolojik kontrollerin de aksaması, bu konunun ele alınmasını gerektiren bir başka gerekçedir. Görüşmenin çift olarak yapılabilmesi, sürecin tek kişinin sorunu gibi taşınmamasını sağlar.
