Dış genital bölgede süregelen kaşıntı, beyazlaşma, sertleşme ve kapanmayan yara gibi bulguların ayrımı ile deri hastalıklarının bu bölgedeki görünümü.
Kaşıntı ve yanma çoğu kez mantar enfeksiyonuna bağlanır. Oysa vulva derisi, gövdenin başka yerlerinde görülen deri hastalıklarından da etkilenebilir. Tekrarlanan krem kullanımına karşın şikâyet geçmiyorsa tanının gözden geçirilmesi gerekebilir.
Bu bölgede nem, sürtünme ve temizlik ürünleri deri bariyerini zorlar. Egzama benzeri tablolar bu zeminde yerleşebilir. Kokulu sabun, ıslak mendil ve sık yıkama şikâyeti sürdüren etkenler arasında sayılabilir.
Şeker hastalığı, demir eksikliği ve hormonal değişimler kaşıntıyı ağırlaştırabilir. Menopoz sonrasında dokunun incelmesi de benzer yakınmalara zemin hazırlar.
Deride beyazlaşma, parlaklık ve incelme liken skleroz gibi süregelen hastalıkları düşündürebilir. Zamanla dokuda büzüşme gelişebileceği için bu tablonun takipsiz bırakılmaması önerilir. Tedavi süreklilik isteyen bir düzen içinde yürütülür.
Kortizon içeren merhemler bu hastalıklarda hekim denetiminde kullanılır. Kendi kararıyla uzun süre sürülen güçlü merhemler deride kalıcı incelme bırakabilir.
Tanı konulduktan sonra tedavinin aralıklı biçimde sürdürülmesi gerekebilir. Bölgenin ilaçsız dönemlerde de izlenmesi, yeniden alevlenmelerin erken saptanmasına yardımcı olur.
Renk değişikliğinin sınırları belirsizse ya da kabarıklık eşlik ediyorsa küçük bir doku örneği alınması gündeme gelir. Biyopsi, yıllar süren deneme tedavilerinin önüne geçmeye yardımcı olur.
Ağızda da yara çıkması, tekrarlayan ateş ya da eklem şikâyeti eşlik ediyorsa gövdeyi tutan hastalıklar araştırılabilir. Vulvadaki yara her zaman cinsel yolla bulaşan bir etkene bağlı olmaz.
Değişimin yavaş ilerlediği tablolarda karşılaştırma ancak düzenli kontrollerle yapılabilir. Bu nedenle şikâyet hafiflese bile belirlenen görüşme aralığının korunması istenir.
Birkaç hafta içinde kapanmayan yara, tek noktada yerleşen sertlik ya da kanayan bir alan varsa ayrımın muayeneyle yapılması gerekir. Bu bulgular çoğunlukla ciddi bir hastalığı göstermez; yine de değerlendirme geciktirilmemelidir.
Son güncelleme: · İçerik sorumlusu: Op. Dr. Elif Nazlı Çetindağ