Kolposkopi incelemesi öncesinde en sık sorulan sorulardan biri doku örneği alınıp alınmayacağıdır. Biyopsi sözcüğü çoğu kişide belirgin kaygı yaratır. Oysa rahim ağzından alınan örnekler çok küçüktür ve işlem birkaç saniye sürer. Aşağıda örnek alınmasının hangi durumlarda gerektiği, nasıl yapıldığı, ağrı düzeyi ve sonrasında nelere dikkat edilmesi gerektiği açıklanmıştır.
Kolposkopide Biyopsi Hangi Durumlarda Alınır?
Kolposkopi her zaman doku örneği alınmasıyla sonuçlanmaz. İnceleme öncelikle bir bakış yöntemidir. Rahim ağzı yüzeyi çözeltiler uygulandıktan sonra değerlendirilir ve olağan görünümde bulunursa örnek alınmayabilir. Bu durumda takip önerilir ve inceleme yalnızca gözlemle tamamlanır.
Çözelti uygulaması sonrasında beyazlaşan ya da damar yapısı değişmiş alanlar saptandığında örnek alınması gündeme gelir. Amaç, bu alanlardaki değişikliğin düzeyini kesin biçimde belirlemektir. Kolposkopi bir alanın kaygı verici görünüp görünmediğini gösterir; ancak kesin bilgi ancak doku incelemesiyle elde edilir.
Smear sonucunda belirgin bir değişiklik bildirilmişse, kolposkopi görünümü olağan bulunsa dahi örnek alınabilir. Bu yaklaşım, gözle görülemeyen bir bölgenin gözden kaçmasını önlemeyi amaçlar. Ayrıca rahim ağzı kanalının içinden ayrı bir örnek alınması da gerekebilir; bu uygulama kanalın görülemeyen bölümünü değerlendirir.
Biyopsi Nasıl Yapılır?
İşlem kolposkopi incelemesinin devamı olarak, aynı seansta yapılır. Spekulum yerinde dururken, kolposkop yardımıyla belirlenen bölge görüntülenir. Ardından ince uçlu özel bir alet kullanılarak bu bölgeden küçük bir doku parçası alınır. Alınan parça genellikle birkaç milimetre boyutundadır.
Birden fazla alandan örnek alınması gerekebilir. Bu durumda her bölge ayrı ayrı işaretlenerek laboratuvara gönderilir; böylece hangi bölgeden hangi bulgunun geldiği bilinir. Örnek alma işlemi bölge başına birkaç saniye sürer. Toplam süre, alınan örnek sayısına göre birkaç dakikayı bulabilir.
Örnek alındıktan sonra kanamayı durdurmak amacıyla bölgeye özel bir madde uygulanabilir. Bu madde koyu renklidir ve sonraki günlerde görülen koyu akıntının kaynağıdır. Bazı durumlarda bunun yerine küçük bir koterizasyon uygulanabilir. İşlem sonunda spekulum çıkarılır ve kısa bir süre dinlenilir.
İşlem Sırasında Ağrı Hissedilir mi?
Rahim ağzı dokusunda ağrı duyusu sınırlıdır. Bu nedenle örnek alınması sırasında hissedilen duyum, beklenenden çoğu zaman daha hafiftir. Kadınların büyük bölümü kısa süreli bir çimdiklenme ya da adet sancısını andıran bir kramp hissi tanımlar. Bu his birkaç saniye sürer ve genellikle hızla azalır.
Deneyim kişiden kişiye değişir. Bazı kadınlar hemen hiçbir şey hissetmediğini belirtirken, bazıları belirgin bir kramp duyar. Kaygı düzeyi bu algıyı doğrudan etkileyen bir etkendir; gergin bir kişide kaslar kasılır ve rahatsızlık artar. Bu nedenle sürecin önceden anlatılması önem taşır.
Duyulan rahatsızlığı azaltmanın bilinen yollarından biri, randevudan bir saat kadar önce basit bir ağrı kesici almaktır. İşlem boyunca nefesin yavaşlatılıp derinleştirilmesi kasların çözülmesini kolaylaştırır. Kimi merkezlerde alana sınırlı bir uyuşturma da tercih edilebilir. Kişinin yanında tanıdık birinin bulunması ve her adımın önceden anlatılması, kaygıyı gözle görülür biçimde azaltır.
Biyopsi Sonrası Kanama Normal midir?
Evet. İşlemden sonra hafif kanama ya da lekelenme görülmesi beklenen bir durumdur. Bu kanama genellikle birkaç gün sürer ve giderek azalır. Adet kanamasından belirgin biçimde az miktardadır ve ped ile kolayca yönetilebilir.
Örnek alınan noktadan gelen sızıntıyı durdurmak için yüzeye koyu renkli bir madde sürülür. Bu madde sonraki bir iki gün içinde dokudan ayrılırken kahve telvesini andıran, koyu ve tanecikli bir akıntı biçiminde dışarı çıkar. Beklenmediğinde ürkütücü görünebilen bu durum, işlemin olağan sonucudur ve kanama olarak okunmamalıdır. Akıntı kendiliğinden azalarak sona erer; bu süre boyunca içeriye bir şey yerleştirilmemesi ve ped kullanılması istenir.
Buna karşılık kanamanın adet kanamasından fazla olması, pıhtı içermesi ya da giderek artması beklenen bir durum değildir. Bu tabloda değerlendirme yapılması gerekir. Ayrıca kanamanın bir haftadan uzun sürmesi de bildirilmesi gereken bir durumdur. Bu bulgular nadir görülür; ancak dikkate alınması uygun olur.
İşlem Sonrasında Nelere Dikkat Edilmeli?
İşlemden sonra kısa bir süre dinlenilmesi istenir. Ardından çoğu kişi olağan günlük yaşamına dönebilir. Aynı gün ağır fiziksel etkinlikten ve ağırlık kaldırmaktan kaçınılması önerilir. Çalışan kadınlar genellikle aynı gün ya da ertesi gün işlerine dönebilir.
Enfeksiyon riskini azaltmak amacıyla bir haftaya kadar cinsel ilişkiden kaçınılması istenir. Aynı dönemde havuz, deniz ve küvet gibi ortamlara girilmemesi, vajinal duş yapılmaması ve tampon kullanılmaması önerilir. Duş alınmasında sakınca bulunmaz.
İyileşme süreci genellikle sorunsuz ilerler. Rahim ağzı dokusu hızlı yenilenen bir dokudur ve alınan örnek çok küçük olduğundan iz bırakmaz. İşlemin gebe kalma yeteneği üzerinde bir etkisi bildirilmemiştir. Hafif kramp hissi ilk gün sürebilir; bu durumda ağrı kesici kullanımı yardımcı olur.
Sonuçlar Ne Kadar Sürede Çıkar?
Alınan doku örneği laboratuvarda işlenir ve mikroskop altında incelenir. Bu süreç genellikle bir ile iki hafta arasında sürer. Bazı merkezlerde süre daha uzun olabilir. Örnek sayısının fazla olması ya da ek boyama yöntemlerinin gerekmesi süreyi uzatabilir.
Bekleme dönemi çoğu kişi için sürecin en zorlayıcı bölümüdür. Bu dönemde sonucun ne zaman çıkacağının ve nasıl iletileceğinin önceden bilinmesi belirsizliği azaltır. Günlük düzenin sürdürülmesi de yardımcı olur. Sonuçların büyük bölümünde takip ile yönetilebilen bulgular elde edilir.
Sonuç raporunda saptanan değişikliğin düzeyi belirtilir. Bu düzeye göre izlenecek yol belirlenir; bazı durumlarda yalnızca takip önerilirken, bazılarında ilgili bölgenin çıkarılmasına yönelik bir girişim gündeme gelebilir. Raporun bir hekimle birlikte gözden geçirilmesi ve sonraki adımların planlanması gerekir.
Biyopsi Sonucu Nasıl Değerlendirilir?
Alınan doku örneği patoloji laboratuvarında incelenir ve hücresel değişikliğin derecesi belirlenir. Sonuç raporunda genellikle değişikliğin hafif, orta ya da ileri düzeyde olduğu belirtilir. Bu sınıflandırma, izlenecek yolun belirlenmesinde temel ölçüttür.
Hafif düzeydeki değişikliklerin önemli bir bölümü, herhangi bir işlem yapılmadan kendiliğinden geriler. Bu durumda belirli aralıklarla kontrol önerilir. Orta ve ileri düzeydeki değişikliklerde ise bölgesel bir işlemle değişen dokunun çıkarılması gündeme gelebilir; hangi yöntemin uygulanacağı değişikliğin yerine ve yaygınlığına göre belirlenir.
Sonuçların çıkma süresi laboratuvara göre değişir; genellikle bir ile iki hafta arasındadır. Bu süre içinde ortaya çıkan kaygı anlaşılabilir bir durumdur. Sonuç görüşmesinde raporun ne anlama geldiğinin ve sonraki adımların ayrıntılı olarak konuşulması, sürecin daha rahat yürütülmesine yardımcı olur.
Biyopsi sonucunun kolposkopi sırasında gözlenen görünümle uyumlu olup olmadığı da değerlendirilir. İki bulgu arasında belirgin fark bulunması durumunda, örneğin yeterli derinlikte alınıp alınmadığı gözden geçirilir ve gerektiğinde inceleme tekrarlanır. Bu karşılaştırma, sonucun güvenilirliğini artıran bir adımdır.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Adet kanamasından fazla kanama, pıhtı içeren kanama ya da giderek artan bir kanama gecikmeden bildirilmesi gereken durumlardır. Bir haftadan uzun süren kanama da değerlendirilmelidir.
Ateş yükselmesi, titreme, kötü kokulu akıntı ve karında giderek artan ağrı enfeksiyon açısından incelenmesi gereken bulgulardır. Bu belirtiler genellikle işlemden sonraki ilk günlerde ortaya çıkar. Baygınlık hissi, belirgin halsizlik ya da genel durumda bozulma da bildirilmelidir.
Buna karşılık birkaç gün süren hafif lekelenme, koyu renkli akıntı ve ilk gün hissedilen kramp beklenen bulgular arasındadır. Emin olunamayan her durumda hekime danışmak en uygun yaklaşımdır. Sonuç çıktıktan sonra verilen takip randevularının aksatılmaması da izlemin sürekliliği açısından önem taşır.
