İlişkide ağrı, cinsel istek azlığı, vajinismus ve vajinal kuruluk gibi yakınmalar; kızlık zarı hakkında merak edilenler ile menopozla birlikte cinsel yaşamda görülen değişimler.
Cinsel yaşamla ilgili yakınmalar çoğu zaman tek bir nedene bağlı değildir. Hormonal denge, pelvik taban kaslarının gerginliği, geçirilmiş bir enfeksiyon ya da doğum sonrası iyileşme süreci tabloya birlikte katkı verebilir. Bu nedenle sorun yalnızca ruhsal veya yalnızca bedensel olarak ele alındığında eksik kalabilir. Yakınmanın ne zaman başladığı ve her ilişkide mi yoksa zaman zaman mı ortaya çıktığı ilk sorulan bilgiler arasındadır.
Kadınların bir bölümü bu yakınmaları dile getirmekte zorlanır. Oysa ağrı, isteksizlik ya da ilişki sonrası kanama gibi bulguların büyük kısmı tanımlanabilir ve üzerinde çalışılabilir başlıklardır. Konuşmanın kendisi de değerlendirmenin bir parçasıdır, çünkü yakınmanın hangi anda başladığını yalnızca kadın anlatabilir.
Girişte duyulan ağrı ile derinde duyulan ağrı farklı mekanizmalara işaret edebilir. Girişteki ağrıda kas spazmı, kuruluk ya da bölgesel bir cilt sorunu öne çıkabilir. Derin ağrıda ise rahmi ve yumurtalıkları ilgilendiren durumlar gündeme gelir. Ağrının yerini kadının kendi sözleriyle tarif etmesi bu ayrımda yol gösterir.
İstek azlığında tablo daha geniştir. Uyku düzeni, kullanılan ilaçlar, tiroid ve prolaktin gibi hormonlar, emzirme dönemi ve ilişki içindeki iletişim aynı anda etkili olabilir. Bu başlıkların ayrıştırılması yaklaşımı belirler. Doğum sonrası dönem ile menopoz geçişi de isteği etkileyen ayrı başlıklardır.
Vajinismus, giriş sırasında istem dışı kas kasılmasıyla seyreden bir tablodur. Kuruluk ise daha çok doku beslenmesi ve östrojen düzeyiyle ilgilidir; emzirme ile menopoz dönemlerinde belirginleşebilir. İkisinin bir arada bulunması da mümkündür. Yaklaşım bu nedenle önce hangi mekanizmanın baskın olduğunun anlaşılmasıyla kurulur.
Kızlık zarıyla ilgili sorular da bu başlık altında yer alır; zarın yapısı kadından kadına değişir. İlişki sonrası tekrarlayan kanama, giderek şiddetlenen ağrı ya da beraberinde koku ve akıntı bulunması ayrıntılı bir muayeneyi gerektirir. Bu bulgular kendiliğinden geçmesi beklenen şikâyetler arasında sayılmaz.
Son güncelleme: · İçerik sorumlusu: Op. Dr. Elif Nazlı Çetindağ